Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu

Gazete: Karar Gazetesi

Türkiye’yi resmeden dava

  • 5.02.2022 17:07

Osman Kavala Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen tahliye edilmeyince, Avrupa Konseyi Bakanlar komitesi, aralık ayı başında Türkiye aleyhine bir ihlal prosedürü başlatmıştı.

Türkiye buna karşılık umursamama politikasını sürdürdü.

Nihayetinde verilen süre doldu, konsey, önceki gün, oy çokluğuyla bu prosedürün ikinci aşamasına geçilmesine karar verdi.

Osman Kavala’nın tutukluğu ve davası, her aşamasıyla Türkiye’deki siyasi rejimin doğasını iyice çıplak hale getiriyor.

İlk dava ve iddianamenin hukuk dışılığı, uzun ve keyfi bir tutukluk sonrası beraat etmesine rağmen Kavala’nın aynı kanıtlarla yeni bir soruşturma ve tutuklama kararıyla karşı karşıya kalması, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın her vesilede, bir savcı, kalemini kırmış hakim edasıyla Kavala’yla ilgili yaptığı suçlamalar ve açıklamalar yapması, Kavala davasının siyasi iktidar tarafından milliyetçi söyleminin merkezine oturtulması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hak ihlali kararı, Türk yargısının siyasi iktidarın telkiniyle Kavala’yı tahliye etmemesi…

Uzayıp giden bu listeye son olarak, Avrupa Bakanlar Komitesi kararı eklendi.

Şimdi karar, komitede çoğunlukla alındığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gönderilecek. Mahkeme bu dosyada Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine karar verecek. İhlal kararı çıkarsa, ülke 12 Eylül’den sonra ilk bakanlar Komitesi yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacak. Yaptırımlar arasında Türkiye’nin konsey üyeliğinin dondurulması bile var.

AK Parti iktidarının yapacakları bakımından önünde üç ihtimal var.

Tümüyle içi boş ve keyfi bu davada yargının AİHM kararının uygulaması son derece kolay ve mümkün. Erdoğan hesap yaparken, muhtemel yaptırım kararlarının kendi siyasi geleceğine zarar vereceğine ve kendisini Türkiye’de özellikle seçimlerde zora sokacağına inanırsa, bu ihtimal hayata geçer.

İkinci ihtimal, Erdoğan’ın benzer hesap ile Batı’ya diklenmeyi iç içe sokup başka bir tercihte bulunmasıdır. Bu, Kavala’nın yattığı süreye denk gelecek şekilde mahkum edilmesi ve ardından serbest kalması şeklinde tezahür eder. Dosya düşmez ama rahatlama ve uzlaşma seçenekleri kuvvetlenir.

Üçüncü ihtimal, cumhurbaşkanının Avrupa Konseyi kararından sonra yaptığı açıklamada yatıyor. Birkaç gün önce, “Türk yargısına tanımayanı biz hiç tanımayız” diyordu. Bunun anlamı, Türkiye’nin bundan böyle, en azından seçimlere kadar imzacısı olduğu sözleşmelerin ve hukuk kurallarının dışında kalacağını ilan etmesi, siyasi kararları yargı eliyle meşrulaştırma işlemine devam edeceğini ilan etmesidir. Diğer bir ifadeyle bu ihtimal, Ak Parti’nin Kavala davasını, konsey kararını, muhtemel bir yaptırımı yeni milliyetçi söyleminin ve kutuplaşmanın malzemesi yapması demektir.

Adalet ve Dışişleri Bakanlıkları mahkeme ve konsey karar sürecinde şüphe yok ki, çıkış yolları arayacak, Erdoğan’a çeşitli yollar önereceklerdir.

Erdoğan hesapları ve kararlarına göre bir davanın akıbetini ne olacağını konuşmak bile nasıl bir ülkede yaşadığımızı göstermektedir.

Olan demokrasiye, insanlara, keyfi tutuklulara olmaktadır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.