• 13.12.2010 00:00

Ses kirliliği, görüntü kirliliği, çevre temizliği gibi sorunlarla kim ilgileniyor merak etmekteyim. Caddelerde, sokak aralarında megafonla satış yapanlar... Bağırarak simit satanlar... Bunlara bir “dur” diyen çıkmayacak mı?

 

Totaliter rejimlerin uyguladığı hoparlör sistemiyle ilan ve reklamları halka duyurma, tarihin gerilerinde kalmıştır. Bu uygulamalar demokrasiyle hiç bağdaşmıyor. Günümüzde bu tür ilanlar, bilgisayar ve cep telefonu aracıyla mesaj çekerek veya yazılı olarak bildiriliyor.

 

Demokrasilerde birilerini memnun edip birilerini rahatsız etme hakkına kimse sahip değildir.

Demokrasiyi özümseyerek herkese saygılı ve hoş görülü olalım.

 

 

 

GELİŞİM VE DEĞİŞİM

 

İnsan denilen varlık, değişken ve gelişkendir. “Gelişmiyorum ve değişmiyorum, ben hep aynıyım” diyen, kendi varlığını inkâr eder.

 

19. yüzyılda hüküm süren imparatorlukların yerini, 20. yüzyılda ulus-devletler alır.

21. yüzyılda, bilim çağına geçişle küreselleşen dünyada ulus-devletler, giderek anlamsızlaşmaktadır. Silahların hüküm sürdüğü bir dünya değil, bilimin hüküm sürdüğü yeni bir dünyaya doğru hızla ilerlemekteyiz.

 

Ülkemizde bu değişimi kabullenmeyen, halkın devletini değil devletin halkını, hukukun üstünlüğünü değil üstünlerin hukukunu, halkın ordusunu değil ordunun halkını, demokrasiyi değil darbeleri savunan bir zihniyet, keçi gibi inat etmekte. Direnmeleri nafile.

 

Beyler, tarihin çarkları hiç bir zaman geriye dönmemiştir. Zaman zaman duraklamıştır ama daima ileriye gitmiştir. Gelişimin ve değişimin karşısında duranlar, tarihin çarklarında ezilip giderler.

 

Haydi savaşların olmadığı, sınırların kalktığı, sömürünün yok olduğu bir dünyaya doğru...