• 23.01.2011 00:00

Benim gördüğüm kadarıyla 60 sene önce Yukarı Mahalle, eski ismi Aşağı Mahalle yeni ismi Cumhuriyet Mahallesi, Hacıyusuflar Mahallesi, eski ismi Kapkirli yeni ismi Orhangazi Mahallesi daha yaşanır halde idi. Bu mahallelerin içinde Yukarı Mahalle, başı çekmekteydi. Ticaret merkezi idi.  Manifaturacılar, bakkallar demirciler vardı.

 

Günümüze baktığımızda, bazı mahallelerimizde beton yığınlarından başka bir şeyin olmadığı, ayan beyan gözükmektedir.

 

İlk yerleşim alanı olan bu dört mahallemiz, sit kapsamı içine alınmıştır. Zaman içinde tarihi konutların varis çokluğundan çoğu evler terk edilmiştir. Terk edilen bazı evler doğa şarlarına dayanamayıp çökmeye yüz tutmuştur.

 

Sit kapsamına alınan bu evlerden Yukarı Mahalle’de Avukat Ünsal Toker’e, Hacıyusuflar Mahallesi’nde Gamsız İsmail’lere ait ahşap evler el değiştirmiş, restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

 

Akçakoca turizmi, daha önce de yazdım, Ankara ve yurt dışından keşif edilmiş, zamanın avukatı Mithat Özkök öncülüğünde turizm, atılım yapmıştır. Ne yazık ki halkımızın bu olayı ön göremezliği yüzünden iç ve dış turizmi kaybetmiştir.

 

Yönetime talip olan bu günün gençleri bilirler mi, Yukarı Mahalle’nin Keramettin-1 Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi’nin Keramettin-2 Mahallesi, Hacıyusuflar Mahallesi’nin Keramettin-3 Mahallesi, Orhangazi Mahallesi’nin Kapıkulu Mahallesi olduğunu?

 

Sayın Akçakocalılar, çoğumuz bilmeyiz geçmişimizde Beş Kilise olduğunu.

 

Benim bildiğim; Ceneviz Kalesi’nin doğu tepesinde Taban Kalıntısı koruma altına alınmış, tarihi 900 yüz yıllık. Diğeri; Kepeç Köyü’nün Omaköy mevkiinde yeri belli, tamamı ile yok edilmiş yalnız Vaftiz Pınarı duruyor. Koruma altına alınmazsa, defineciler tarafından tahrip edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Vaftiz Pınarı’nın üstündeki taş defineciler tarafından ne yazık ki kırılmış. Üçüncüsü;  esas ismi Gebe Kilise, ikinci ismi Gebekese, şimdiki ismi Aktaş Gebe Kilise ismini, papazın rahibeyi hamile bırakmasıyla alır. Yanılmıyorsam dördüncüsü,  Çayağzı Köyü’nün ormanlarında, beşincisi Çerkezköy tarafında.

 

Mesire yeri Cuma Yanı’nda minaresiz bir cami, cami yanında da bir yatır yatmakta. Adı,  Ahmet Dede. Diğer kardeşi de Sarıyayla Köyü’nün üstünde Dede Dağı’nda yatmakta. Bu dedelerin alevi dedesi olduğunu söylerler.

 

Bizler, bu güne kadar bu kültür varlıklarımızı keşfedip turizme açamamışız. Turizmi “deniz”, “kum” ve “güneş”e sıkıştırıp kalmışız. Tarihimize açılmamız gerekli. “Turist, bizim sahil bandımızda volta atmak için gelir” diyorsanız, aldanıyorsunuz. Kordon boyları da yapılsın ama öncelikle tarihi dokularımızı hayata geçirip, “dünya turizminde bizde varız” diyebilelim.