HALKIYLA BARIŞMAK

  • 10.06.2011 00:00

Geçmişiyle Yüzleşmeyen, Halkıyla Barışamaz


CHP, tek parti rejiminin siyasi mirasını taşıyor.

CHP; ancak altı ay yaşamasına izin verilen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın 1925’de kapatılmasının, ancak üç ay yaşamasına izin verilen Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın 1930’da kapatılmasının, 1946 seçimlerinde uygulanan “Açık oy, gizli sayım” yönteminin sorumluluğunu taşıyor. CHP kadroları, kendi içlerinden çıkan muhalefet hareketlerine bile tahammül edemedi. Kazım Karabekir’leri, Rauf Orbay’ları, Adnan Menderes’leri, kendi içinden çıkan daha birçok muhalif sesi tasfiye etti.

CHP; 1923-1930 yılları arasındaki Nüfus Mübadelesi’nin,1934 yılındaki Trakya Olayları’nın, 1942’deki Varlık Vergisi faciasının vebalini taşıyor. Tarih boyunca bu topraklarda yaşamış Ermenileri, Rumları, Yahudileri, Süryanileri yok etmek için elinden geleni yaptı.

CHP; Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası’nın 1922’de kapatılmasının, Kürt İsyanları’nın, 1938’deki Dersim Katliamı’nın, 1941’de Arapça ezan okuyanlara getirilen üç ay hapis cezasının; Komünist Hareket’in, Kürt Hareketi’nin, İslami Hareket’in sözcülerine karşı işlenen siyasi cinayetlerin ve zulümlerin de vebalini taşıyor. Bu üç tarihsel muhalefet hareketinin yok edilmesi için de elinden geleni yaptı. Ahmed-i Hani (Ehmedé Xani)’yi de, Nazım Hikmet’i de, Necip Fazıl’ı da yasakladı.

Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet Paşa’nın ilk yaptığı iş devlet dairelerine kendi resmini astırmak ve paralara kendi resmini bastırmak olmuştu.

Cumhuriyetin kuruluşundan 1950 seçimlerine kadar bu ülkeyi tek partili sistemle CHP yönetmiştir. Bu dönem içerisinde bu halka çektirmedikleri kalmamıştır.

Bu toprakların insanları ekmek, gazyağı, şeker, pirinç, çay, kahve, dikiş ipliği, bez gibi temel ihtiyaç mallarını karneyle almayı CHP’den öğrendi. Karaborsacılığı tek partili yıllarda tanıdı. Ekmekte %285, şekerde %1107, taze sebzede %299, zeytinyağında %336’yı bulan fiyat artışlarıyla 1938-1943 yılları arasında CHP sayesinde tanıştı. (İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Karaborsacılık - M. Selçuk Özkan ve Abidin Temizer - 2009)

Âşık Veysel’in, “kılık kıyafeti çağdaş değil” diye, Ankara’ya sokulmadığı hala anlatılır.

“Yeter söz milletindir” diyen DP, 1950 seçimleriyle hükümet oldu. 27 Mayıs 1960’ta askeri bir darbeyle düşürüldü. Darbecilerin kurduğu Yassıada’da mahkemeleri sonucunda Adnan Menderes ve iki bakanı asılarak öldürüldü. Gerekçeyi, yaşı müsait olanlar hatırlar: “Sizi buraya tıkan irade, böyle istedi.” O darbelerden sonra bu ülkenin kimlere kaldığı bugün açık ve seçik ortada. CHP, bugün de vesayetçi rejimin sözcülüğünü yapıyor.

Kılıçtaroğlu, “Dedenizin babanızın partisi CHP’ye oy verin” diyor. “Geçmişimizle övünüyoruz” diyor, geçmişi yüzüne vurulunca “Biz yeni CHP’yiz” diyor.

“Yeni CHP”nin eskisinden farkı ne? Şu: Haberal, Demirel, Cindoruk vb takviyesi.

“Yeni CHP”, hala Anayasa’nın “değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelerinden söz ediyor. 6 Haziran 2011 pazartesi akşamı CNN Televizyonu’nda CHP milletvekili adayı Rıza Türmen anlatıyor Taha Akyol’a: “İsteyene anadili öğretilebilir ama anadilde eğitime, Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri engel”miş. Yepyeni sivil anayasa nerede kaldı? CHP, yeni ve sivil bir anayasa istemiyor mu? İngilizce eğitim serbestken Kürtçesi yasak mı olmalı, CHP’ye göre? Yeni anayasada gene değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeler mi olmalı? Vesayet altında mı yaşamalıyız gene? “Ya davulcuya, ya zurnacıya varır”ız diye mi korkuyor “Yeni CHP”?

Uzun lafın kısası, CHP geçmişiyle yüzleşmediği sürece, bu halkla bütünleşmesi mümkün değil.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar