• 29.06.2011 00:00

“Parlayan Kent: Akçakoca”... Bu sloganı kim attıysa, her parlatmaya kalktıklarında duvara tosladılar.

Doğal Ürünler Pazarı’nın yapımında Kaymakamlık’la ihtilafa düştüler.

Merkez Camii’nin önüne taksi durağı kurmak istediler.

Geçen sene “cereyan tasarrufu yapacağım” diye Arıtma’nın bakterilerini öldürüp bir ay boyunca denize lağım akıttılar.

İstanbul Caddesi’nde, doğal gaz çalışmaları bittiği halde, çukurları kapatmadılar.

Her gün asfalt yolu yıkamak yerine, günde üç kere itfaiye arozözüyle sulamaktalar.

“Yol genişletiyoruz” diye asırlık çınar ağaçlarını kestiler.

İstanbul Caddesi’nde, trotuar geniş olduğu halde, yolu bir metre daralttılar.

Cumartesi-Pazar günleri çocuk parklarında, çocuklar salıncak bulamıyor.

Sabah, öğle, akşam, megafonla satış yapılıyor. Gelelim simitçilere... Sokak ortalarında bağıra bağıra, hijyenik olmayan sepetlerde satış yapmaktalar. Bunlara birer satış noktası gösterip, hijyenik koşullarda simit sattırmak daha doğru olmaz mı?

Merkez’de, Çiçek Taksi Durağı’nın olduğu mevkiyi çok merak ediyorum. Acaba paralı otopark mı orası, önüne gelen arabasını çekiyor? Çok katlı otoparkımız ne durumda?

Bir basın toplantısında Belediye Başkanı’mız Fikret Bey’e soruluyor: “Tabela konusunda taraflı davranıyorsunuz”. Cevabı: “13 Haziran’dan sonra hepsini halledeceğiz, acele etmeyin”... Tabii “Yaz var, kış var, görülmedik ne iş var” mantığı, her zaman duvara toslar. Zabıta Müdürü’müz Özkan Bey, sözünün arkasında dur. Duramıyorsan, o koltuğu boşuna işgal etme. Ben sana demiştim, “Ben yazarım, sen de yaz” dedin. Birileri senin yapmak istediklerine engel mi oldu? Lütfen açıkla...

“CHP mantığı” bu işte. Yazık oluyor, bu güzelim Akçakoca’mıza.

Ne yapalım? Bu zihniyeti, iki buçuk sene daha çekeceğiz.