• 19.09.2011 00:00

Akçakoca Belediye Başkanı Albayrak, aile şirketi mi oluşturuyor? Amcasının oğlunu, ablasının kızını neden bu görevlere getirdi? İster istemez insanın aklına her şey geliyor.

 

Sayın Fikret Albayrak’ın göreve gelişi  iki buçuk sene oldu. Bu zaman zarfında halka vaat ettiklerinden hiç birini hayata geçirmedi. İki şeyi çok iyi başardı: Personeliyle uğraşmayı ve eski Belediye’nin doğu cephesine boy boy resmini astırmayı...

 

Doğalgazı döşenmiş olmasına rağmen Akçakoca Vergi Dairesi önü, Pazar ve İskele sokakları, PTT önü niye yapılmıyor? Bazı mahalle ve caddelerde trotuarlar böğürtlen dikenleriyle kaybolmuş, Yukarı Mahalle’de hala büyük baş hayvanlar dolaşmakta,  simitçilere noktalar verildiği halde bazı simitçiler Çarşı Meydanı’nda bisikletle sesli simit satmaktalar.

 

Başkan Albayrak “13 Haziran’dan sonra Akçakoca’da tabela kirliliğinin kökünü kazıyacağım” dediği halde söktüğü bazı totem tabelaları vatandaş tekrar yerine takmıştır. Eski Belediye yanında bir çay ocağında Zabıta, tavla oynamayı yasaklıyor.  Belediye Başkanı serbest ediyor. Ondan sonra Zabıta’dan görev bekle. Çok katlı Otopark açıldığı halde, çarşı merkezinde arabalar gelişi güzel park etmekteler. Mahalle aralarında seyyar ekmek satanlar, hurdacılar, buna benzer satıcılar,  Belediye’yi ilgilendirmiyor mu?

 

Merak ediyorum, bu saydıklarım, Fikret Başkan’ın görev alanı dışına mı düşüyor?

 

“23 senedir ilk defa Arıtma’nın kumu değişmiş”. Öyle diyor, Başkan. Benim bildiğim kadarıyla dönemin Belediye Başkanları, Arıtma’nın üst kumunu değiştirmişti. Acaba Fikret Başkan, Arıtma’nın bütün kumunu değiştirdi de bizim mi haberimiz yok?

 

Belediye’nin görevi, o beldede yaşayanların ayağını çamurdan uzak tutmak,  musluğundan suyunun düzenli akmasını sağlamak, şehri yaşanabilir hale getirmek, kapılarını dışarıdan gelenlere göğsünü gere gere açmaktır.

 

Sayın Fikret Albayrak, bu yazdıklarımı dikkate alıp almamak kendi bileceğiniz bir şeydir. İkibuçuk sene sonra yerel seçimler var. Seçmenlerin karşısına organik gübreyle, yirmi beş metre olan yolu on sekiz metreye indirmekle, kestiğiniz çınarlarla övünerek çıkmayın. “Ağaç kesen Başkan” olarak tarihe geçmeyin.