“BU DÜNYA HEPİMİZE YETER”

  • 24.10.2011 00:00

Meclis’te yepyeni bir Sivil Anayasa için Uzlaşma Komisyonu kuruldu. AK Parti, BDP, CHP ve MHP bu komisyonda eşit sayıda üye ile temsil edildiler.

 

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün ziyaretinin hemen ertesinde PKK, Hakkâri’de bir askeri birliğe saldırı düzenledi. Bir gecede, Türkiye’nin yirmiiki vilayetinde yirmidört eve ateş düştü. Bir gün önce Norşin’deki PKK saldırısında, beş polis ve iki çocuk hayattan koparıldı... Evlerine ateş düşürüldü...

 

PKK, (dördü İranlı, biri Suriyeli, ikisi Türkiyeli olmak üzere) yedi militanının Çukurca saldırısında öldüğünü açıkladı. Demek, yedi Kürt evine daha ateş düştü.

 

Bir gecede yirmidört genç insanı katledebilmek için insan, nasıl bir ruh halinde olmalı? Genç insanları dağlara çekip seri cinayetlere ikna edenler, onları ölüme gönderenler, nasıl bir ruh hali içinde olmalı? Kürt gençlerini hala dağlara çağıranlar, nasıl bir ruh halinde olmalı? Sağlıklı insanların yapabileceği işler mi bunlar? 1990’larda devlet adına yapılan vahşet, bugün PKK adına yapılıyor... Hem de 1990’lardaki vahşetin uygulayıcıları için, yargı önünde hesap verme süreci başlamışken...

 

Peki niye?

 

* Etnik vurgu taşımayan bir Sivil Anayasa yapılması

* Vesayet rejiminin ürünü anti-demokratik Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması

* Anadilde savunma hakkı

* Ana dilde eğitim hakkı

* Yüzde onluk seçim barajının kaldırılması

* Yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması, özerklik, federasyon

* Genel siyasi af 

 

Bunlar, seri cinayetlerle elde edilebilecek şeyler midir? Siyasetin yolu kapalı mıdır? İşte BDP Meclis’te... Anayasa Komisyonu’nda... Yepyeni bir Sivil Anayasa için kilit parti konumunda... AK Parti’yi, Anayasa hazırlığı konusunda CHP ve MHP’ye mahkûm etmeme şansına sahip... Bu şansı kullanması için siyasete, BDP’ye destek vermek varken, seri katillikten medet ummak ne oluyor?

 

Cinayetlerin dışında her şey yolunda mı gidiyor? Öyle olsaydı, siyasete lüzum kalmazdı ki...

 

Hatip Dicle haksızlığa uğramadı mı? KCK davalarında haksız yere tutuklananlar yok mu? Polis, biber gazı kullanmıyor mu? Daha geçen gün, iki PKK militanının cansız bedeninin iple sürüklendiğinin fotoğrafı basına yansımadı mı? Sayın uğradığınız, tanık olduğunuz, duyduğunuz haksızlıkları ve hoyratlıkları...

 

Türkiye’nin yirmiiki vilayetinden yirmidört delikanlıyı bir gecede hayattan koparmak, bu haksızlıkların ve hoyratlıkların giderilmesinde nasıl bir role sahiptir? Kürt siyasetinin, taleplerini gerçekleştirmek için bu yirmiiki vilayetteki insanların desteğine ihtiyacı yok mudur? PKK militanlarının, silahlarını bırakıp normal toplum hayatına (isterlerse siyasete) katılabilmeleri için, bu yirmidört delikanlının ailelerinin desteğine ihtiyacı yok mudur? Barışa ihtiyacı yok mudur?

 

Muhalefet partileri ne yapıyor? Sürece nasıl katkıda bulunuyor? İşte CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu... “Hükümet istifa etsin” diyor... Yerine kim geçsin ve ne yapsın? Sayın Kılıçtaroğlu’nun sırtında “yumurta küfesi” yok... MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, hükümete yol gösteriyor: “Bir an önce Güneydoğu’da Olağanüstü Hal ilan edilsin.” Olağanüstü Hal’den AK Parti döneminde ve zor bela kurtulmadık mı? Unuttuk mu Olağanüstü Hal’in başımıza açtığı işleri? Bu tür öneriler, çözüme yardımcı olur mu?

 

Kürt siyasetinin temsilcileri ne yapıyor? Sağduyunun sesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Osman Baydemir’den yükseldi:

 

“Eğer bu sorunu mutlaka birinin ölmesi çözecekse ben hazırım. Gerilla da bana sıksın, asker de bana sıksın. Bu ölümler artık dursun.”

 

Sayın Baydemir, çözüm yolunu da gösteriyor:

 

“Bu ülkede artık Kürt sorununda tek bir can yitirme lüksümüz yoktur. Asker, polis, korucu, gerilla ya da sivil tek bir insan yitirme hakkımız yoktur. Hiçbir sorunu kin ve intikam duygusuyla, öldürmeyle çözme hakkına da sahip değiliz. Bir tek çözüm var, o da adalettir. Adalet, bünyesinde barışı barındırır. Adalete de barışa da ancak istişare ederek, müzakere ederek, diyalog kurarak ulaşabiliriz.”

 

Sayın Baydemir’in çağrısına katılıyorum:

 

“Dün Türkiye’nin batı yakasına 25 cenaze gitti. Yarın Türkiye’nin doğu yakasına 25 cenaze gelecek ve bunlar karşılıklı olarak misilleme olacak. Açık söylüyorum her ölüm bizleri bitirecek. Bu ölümler hepimizi bitirmeden, vicdanımızı daha fazla kirletmeden hep birlikte barışa sahip çıkmamız lazım. Savaşa karşı gerçek barışı savunmamız lazım. Onun için savaş karşısında susmak vicdansızlıktır. Vicdanlarımızın daha fazla kirlenmemesi için barışa sahip çıkma çağrısında bulunuyorum.”

 

Evet... Bu dünya hepimize yeter...

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar