• 5.12.2011 00:00

 CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin AYGÜN’ün, “Dersim Katliamı’nın sorumlusu, CHP ve İsmet İnönü’dür” demesiyle CHP yine karıştı. Başbakan’ın Dersimlilerden devlet adına özür dilemesiyle, bir kez daha ezberler bozuldu...

 

Enteresan sesler çıktı CHP çevresinden... “Başbakan önce Atatürk ve İnönü’den özür dilesin” diyen oldu. Halil Koç ve arkadaşları Hüseyin Aygün’e bayrak açtı. “Önce Dersimliler özür dilesin” diyen oldu. “Biz takoz partisi değiliz balyoz partisiyiz, AK Parti’nin kafasında balyoz olacağız” diyen oldu. “Önce araştıralım, belki özür dileyecek bir şey yoktur” diyen Kamer Genç gibi bir Tunceli Milletvekili oldu.

 

Sonra CHP’nin ağır topları konuşmaya başladı...

 

Kemal Kılıçdaroğlu, “Başbakan, yakın bir gelecekte bu millete Ermeni soykırımı iddialarını da dayatırsa hiç şaşmayın” deyince, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, “Cumhuriyet’i sanık sandalyesine oturtmaya mı kalktınız Sayın Başbakan” diye kükredi. CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, hızını alamadı, “MİT ile PKK yöneticilerinin Oslo’da görüştüğü iddialarıyla ilgi olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını” bildirdi. “Dünyanın hiçbir ülkesinde, bu tür görüşme yapılamaz. İhanettir bu.” dedi.

 

Önce “Bu partide herkes dilediği gibi konuşamaz, konuşana haddini bildiririm” diyen

Kemal Kılıçdaroğlu, vaziyeti kontrol altına almak için “Özür dilemek yetmez, Genel Kurmay arşivleri açılsın” hamlesini yaptığında Abdullah Gül, tartışmaya müdahil oldu ve ezberler gene bozuldu:

 

“Arşivlerin açılmasında hiçbir mahsur olmadığı kanaatindeyim. Büyük devletler, ülkeler, milletler, tarihlerinden korkmazlar. Daha tartışmalı konularda da arşivlerimizi açıyoruz.”

 

Tarihsel öneme sahip günler yaşıyoruz. Tarihimizle yüzleşiyoruz. Resmi tarih çöpe atılıyor. Yargısız infazcıların adı tabelalardan siliniyor. Van-Özalp kışlasından General Muğlalı adı söküldü. 12 Eylül Rejiminin Diyarbakır Cezaevi Müdürü Esat Oktay Yıldıran’ın adı İstanbul-Fatih’teki anıttan söküldü. Sabiha Gökçen Havaalanı’nın adının değiştirilmesi için TBMM’ye yasa teklifi verildi. Kenan Evren adını taşıyan tabelalar birer birer kaldırılıyor. Tarihimizdeki katliamlar, katliamcılarıyla birlikte açığa çıkarılıyor. Faili meçhul cinayetler yargı önünde... Dokunulmazlardan hesap soruluyor... Cumhuriyet tarihimizde ilk kez, anayasanın halkın katılımıyla yapılması ihtimali ortaya çıkıyor.

 

Öte yandan Kürt Sorununun çözüm yolunun silahtan ve kandan arındırılması çabalarındaki kilitlenme, KCK soruşturmalarındaki hoyratlıklar, sürecin önünde fren oluyor. “İslami uyanış ve Kürt ulusal uyanışı” ile ortaya çıkan dinamikler ve bu dinamiklerin yakınlaşması, freni kaldıracak olan.  Yepyeni bir Sivil Anayasa ihtiyacı,

AK Parti ile BDP’nin işbirliğini zorunlu kılıyor. Bu iki parti ve bu iki partinin temsil ettiği iki siyaset, “değiştirilmesi teklif dahi edilemez”leri olmayan Yeni Anayasa’nın gerçekleşmesinin de ertelenmesinin de sorumluluğunu taşıyor. Bu ise silahların susması, silah taşıyan PKK’lilerin sınır dışına çekilmesi ve barış konusunda gerçekleştirilecek bir mutabakatla mümkün.