• 11.03.2021 10:54
  • (345)

Kendimi bildim bileli inatçı biriydim. Daha ilkokul üçüncü sınıfta çok sevdiğim ilkokul öğretmenim yakındaki Dumlupınar ilkokuluna geçince, ağlayıp zırlayıp öğretmenimde okumaya devam etmek için ailemi okulumu değiştirmeye ikna ettiğimi hatırlıyorum.

Ortaokul ve lisede bende iz bırakanlar hep Türkçe öğretmenlerim olmuştur. Balıkesir Lisesinde, öğrenciliğimin son yılımda okulun kitaplık kolu başkanıydım. Yaptığım çalışmalarla, çıkardığım “Uğraşı” gazetesi ile okulda tanınır hale gelmiştim. Atatürk rozeti ile dolaşır, MHP’lilerin, Ülkü Ocaklıların kızgın bakışlarını üzerimde hissederdim. 1975-1976 öğretim yılında girdiğim üniversite sınavından mühendisliklere girebilecek düzeyde fen puanı almış olsam da ilk tercihim Necati Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünde okumak oldu.

1970’de yeri değiştirilen Necati Öğretmen Okulu 1974’de kapatılmış, Necati Eğitim Enstitüsü’nde ise yatılılık kaldırılmış (1973-74), yerine gece bölümüne öğrenci alınmaya başlanmıştı. Bununla birlikte Osman Hatipoğlu’nun yerine müdür olan Zihni Gümüştekin(1971) ile birlikte o güne kadar 650- 750 civarında olan öğrenci sayısı da hızla artamaya başlayacak, (1977’de 4.000’in üzerine çıkacak) , ülkedeki siyasi iklime bağlı olarak öğretmen ve öğrenciler arasında siyasi ayrışmalar, çatışmalar hızla yükselmeye başlayacaktı. 1974’de MSP-CHP hükümeti iktidara gelmiş, karşılarında bir birleri ile yakınlaşan Alpaslan Türkeş’in MHP’si ile Demirel’in Adalet Partisini bulmuştu.  

Necati Eğitim Enstitüsü’nün müdürlüğüne getirilen Cahit Yarış’a bu partiler Balıkesir’de açıkça savaş açtılar. 1974 Kıbrıs Çıkarması ile popülerliği yükselen Ecevit, daha güçlü gelirim umudu ile seçimlere gitti, evdeki hesap çarşıya uymayınca Türkiye, başında Süleyman Demirel’in olduğu dört partiden oluşan “Milliyetçi Cephe” (MC) hükümeti ile tanıştı.

MC hükümetinin ilk işlerinden biri MEB Öğretmen Okulları Müdürlüğünün başına Komando lakabı ile tanınan Ayvaz Gökdemir’i getirmek oldu. Ayvaz Gökdemir de yanına, Necati Eğitim Enstitüsü matematik öğretmeni Hüseyin Sarı’yı yardımcı olarak aldı. Hüseyin Sarı aynı zamanda Balıkesir ÜLKÜBİR başkanıydı, Necati Eğitim Enstitüsünde öğrenci ve öğretmenler arasında siyasi çatışmanın tohumlarını atan da bizzat oydu. Cahit Yarış tarafından üç arkadaşı ile birlikte okuldan uzaklaştırılmıştı. Bunun bedelini de MC hükümeti sırasında okuldan sürülmekle ödedi. Hakkında TBMM’de soru önergesi verilmişti. Fakat 1978’de Ecevit hükümeti döneminde, mahkeme kararı ile Necati Eğitim Enstitüsü başına yeniden gelecekti Cahit Yarış.

Türkçe öğretmenliğinde okumak için, 1976’da mülakat sınavına girdiğimde, Necati Eğitimin başında Bayram Acar’dan müdürlüğü devralan Yılmaz Çetin vardı. Mülakat sınavlarında Atatürkçü, devrimci olduğu tespit edilen öğrenciler özellikle eleniyor, Ülkü Ocaklılar öğrenci olarak alınıyordu. Girdiğim mülakatta komisyon başkanı Türkçe Bölümünden Nazmi Alp’ti, muhtemelen de beni Balıkesir Lisesinden tanıyordu.  Atatürk rozeti taktığım, Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini okuduğum için, göstere göstere beni başarısız ilan etti, okula alınmadım.

O yıllarda Erbakan’ın ısrarı sonucu Türkiye’nin çeşitli illerinde 13 Mimarlık Mühendislik Fakültesi kuruluyordu. Bunlardan biri de eğitim öğretime 1978 yılında açılan Balıkesir Mimarlık Mühendislik Akademisiydi. Fen bölümü puanım yeterliydi, başvurdum, Makine Mühendisliği bölümünde okumaya kabul edildim. Fakat makine mühendisliği meslek olarak bana çok uzaktı,  ilgim yoktu, ekonomik bakımdan okulu tamamlayacak mecalim de yoktu, kısa yoldan hayata atılmalıydım.

Bu arada bir gurup arkadaşla birlikte Balıkesir’de kurduğumuz İlerici Gençler Derneğinin başkanı olmuştum. Okulda “Maocu” diye sınıflandırdığımız çatışma halinde olduğumuz gurup çoğunluktaydı, biz ise iki kişiydik. Okuldan, mezun olacak kadar yaşayabileceğimiz şüpheliydi.

Necati Eğitim Enstitüsünde Solcu gençler aleyhine konjonktür hızla değişmeye başlamıştı. MC hükümetini protesto amacıyla öğrenciler, 1975-1976 Öğretim yılında Necati Eğitim Enstitüsünde boykota gittiler, Ülkücülere okulu kendi elceğizleri ile teslim ettiler.

Kendini Ülkücü diye tanımlayanlar ise o günlerde de son derece organize durumdaydılar,  kavgada her araç meşruuydu. Kendini Devrimci diye tanımlayanlar ise, ortak liderlikten mahrumdular, dağınıktılar. Üstelik fırsat buldukça da birbirleri ile didişir, birbirlerinin gözünü oymaya çalışırlardı. Çatışmalı yıllardı,1977-1980 arasında Necati Eğitim Enstitüsü’nde beş genç öldürüldü, hepsi de Devrimciydi.

1977 seçimleri sonrasında Ecevit’in ikinci kez iktidara gelişinde Cahit Yarış mahkeme kararı ile Necati Eğitim Enstitüsü başına döndü. Bu dönemde Devrimci öğrenciler de boykottan dönmeye başladılar. Değişen siyasi hava ile birlikte Cahit Yarış yönetiminde, Necati Eğitim Enstitüsü’nün yönetimi ve öğretim kadrosu büyük ölçüde değişti. Fakat bu, Ülkücü saldırıların daha da artmasına yol açtı. Cahit Yarış ile gelen öğretmenlerin evleri, arabaları bombalandı. Saldırılar sadece Ülkücüler ‘den değil, Maocu öğrencilerden de geliyordu.

Oysa Cahit Yarış yönetimi, 1976’dan sonra siyasi ayrımcılık, haksızlık nedeni ile geçmişte okula alınmamış gençlere yeniden okulda okuma hakkı tanımıştı. Benim durumundakiler için bu, altın eğerinde fırsattı. Mimarlık Mühendislik Akademisini bıraktım, NEF’in Türkçe öğretmenliği bölümüne kaydoldum. Üç yıllık okulu, üçer aylık dönemler halinde bir buçuk yıl kesintisiz okuyarak bitirdik. 1979’da Tokat’ın Almus ilçesinin Çevreli Nahiyesine Türkçe öğretmeni olarak atandım.  

Cahit Yarış’ın politikaları ile devrimci öğrencilerin sayısı okulda artmıştı. Fakat CHP’nin ikircimli, taviz kar politikaları Ülkücüleri yüreklendirmişti, daha saldırgan hale getirmişti. Yer yer güvenlik güçlerini de arkalarına alıyor, daha organize saldırıyorlardı.  Okul her an patlamaya hazır bir bomba gibiydi. Necati Eğitim Enstitüsü öğrencisi Naver Engin bir gece bölümü saldırısında, Dursun Duman ev baskınında bu dönemde öldürüldüler.

Öğrenim süreci yoğunlaşmış olsa da bu dönemde okul yönetimi eğitimde kaliteden ödün vermedi. Yönetmelik gereği devamsızlığı 20 günü aşan öğrenci sınava alınmadı. Saldırılarda rolleri tespit edilenler disiplin cezaları ile okuldan uzaklaştırıldılar.

Türkçe bölümü hocalarının çoğu yüksek öğretmen okulu mezunuydu,  Reşat Erguvan, Hayri Kaya, Tarık Öğünç, Yunus Uğtur, Cemalettin Çaylı, Ömer Öneren, Filiz Gülmez son derece iyi yetişmiş, kaliteden ödün vermeyen, öğrenciler tarafından sevilen sayılan hocalardı.

16 Ekim 1978’de Ecevit istifa etti, Demirel, azınlık hükümetini kurdu. Eski Savaştepe İlköğretmen Okulu Müdürü Cahit Acar, Necati Eğitim Enstitüsü’nün başına sanki operasyon yapması için getirilmiş gibiydi. Cahit Acar militan tavırlarıyla, Savaştepe Öğretmen Okulunda protestolara, olaylara yol açmış biriydi. Gelir gelmez 3 beş öğretmen hariç (Cevdet Atmaca, Hasan Ayyıldız, Ayhan Özoğul)  bütün öğretmenleri görevden aldı, okuldan uzaklaştırdı,  her birini çevre okullara dağıttı.

Bu öğretmenlerden pek azı, Necati Yüksek Öğretmen Okulu adını almış okula, mahkeme kararı ile geri dönebildiler. Necati Eğitim Enstitüsü için bu büyük kayıptı.

12 Eylül 1980 darbesi koşullarında öğretmenliği bırakmak zorunda kaldım. 1981 yılında TKP üyesi olma suçlaması ile tutuklandım. 141-142’den altı yıl sekiz ay ceza yedim, 3.5 yıl ceza evlerinde yattım. 1985’de cezaevinden çıktığımda evli ve bir kız çocuğuna sahiptim;  fakat ne evim vardı ne ocağım. Dışarıda yaşama tutunmak içeride mücadele vermekten daha zordu.

Ama dedim ya inatçıydım, ayakta kalmayı başardım. Bu dönemde para kazandım ama gönlüm yapamadığım öğretmenlikteydi hep. Açık Öğretim Fakültesi’nde, Türk Dili Edebiyatı Bölümünde 1991 lisans tamamladım. Ardından 1994’de Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bililimler Enstitüsü’nde eğitim bilimleri program ve öğretim alanında yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek Lisans bana bambaşka bir yaşamın kapılarını açtı. Kendime uzmanlık olarak Türk Eğitim Tarihi, Eğitim Düşüncesi alanlarını seçtim.

Hikâyem aslında bir öğretmen ve eğitimci olarak yeni başlıyordu.