• 18.03.2021 20:10
  • (310)

Meclis başkanı “Devletin milleti olmaz, milletin devleti olur” demiş. Absürt ifade bu, çünkü yine devletin tek bir milletten oluştuğunu söylemiş olursun. Devletin milleti olmaz, dedikten sonra milletlerin devleti olur, deseydi, bunun bir anlamı olurdu şüphesiz.

Devletin dini olmaz ise, milleti olur mu diye bir soruyu, izin verin, bir zamanlar “Bütün ülkelerin işçileri birleşin” diye her duvara yazmış, “Bütün halklar kardeştir” diye her meydan da bağırmış eski dostlara sorayım. “Andımız okullarda okunsun” cephesinde MHP ile birlikte saf tutan milliyetçi laiklere sorayım.

Bir din ile tanımlamayı laiklik anlayışınıza ters buluyorsunuz da, aynı akıl ile devleti bir millet ile adlandırmayı nasıl içinize sindiriyorsunuz.  Devletin dini olmaz, milliyeti olur, öyle mi?  Toplumsal hareketliliğin olağanüstü arttığı, insanların topluca sınırları aşıp kendilerine yeni yerleşmeler aradıkları şu post modern süreçte, devleti bir milletin mensuplarından oluşturacaksınız, diğerleri taş mı yesin?  Bunun mantığa gelir yanı var mı?

Modernleşme sürecinde ortaya çıkan ulus devlet ile post modern sürece tepki olarak gelişen ulus devlet arayışının aynı şey olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde okullarda okutulan “Andımız” ile Kürtleri Türkleştirilebildiniz mi? Suriye’den gelenleri bu yolla Türkleştirebilecek misiniz? 

Doğruyum, çalışkanım, küçüklerimi severim, büyüklerimi sayarım, neden, Türk’üm de ondan. Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz?  İyi de ahlak dediğin bende olur, Müslüman değilsen ahlaksızsın, deyince İslamcı, niye karşı çıkıyorsunuz ona. Onunki bencillik de sizin ki değil mi?

Yolsuzluk diz boyu bu nasıl doğruluk, gençler işsiz, her gün kadınlar en yakıları tarafından öldürülüyor, ülkede adalet yerlerde sürünüyor, nerede kaldı sevgi saygı. Andımızın bu işe bir faydası oldu mu yıllardır?

Doğuda Türkçeyi doğru dürüst konuşmayı beceremeyen Kürt çocuğuna Türküm, doğruyum, çalışkanım dedirteceksin,  varlığını zorla Türk varlığına armağan ettireceksin. Vicdanı olan söylesin, bir insan, insana yapar mı bunu? Zulüm, işkence değil de nedir bu? Senin çocuğuna yapılsa ne tepki verirdin.

Sonra sıkılmadan, bu çocuğun annesinin babasının gözünün içine bakacaksın “Kürt sorununu mecliste biz çözeriz, oyunu bize ver” diyeceksin, onlar da sana oy verecekler öyle mi? Kürtlerden neden oy alamadığın belli değil mi?

Tam da mecliste HDP milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının HDP'yi kapatmak için Anayasa Mahkemesi'nde dava açtığı günün öncesinde,  Milli Eğitim Bakanlığı’nın itirazı sonucu AKP atamaları ile yeniden düzenlenmiş Danıştay okullarda “andımızın” okutulmasını engelleyecek bir karar alıyor. Ekonomideki olumsuz gidiş ile birlikte, halktan AKP ye tepkinin yükselmeye başladığı bir dönemde bu kararın çıkması bir rastlantı mı?

AKP andımız üzerinden millet ittifakı içinde yeni bir tartışma başlattı, muhalefet içindeki fay hatları böylece görünür hale geldi. Üstelik aslına rucu etmek bakımından bazılarına bir tür ayar da vermiş oldu. Muhalefetin hiç değilse bir kısmını Milliyetçi çizgide tuttu, daha ne olsun.  Kürt halkı da aslında değişen bir şey olmadığını bir kez daha görmüş oldu, kime yaradı bu.

Deva Partisi İstanbul İl başkanı, Andımız cephesinin direncini “Hayvani ihtiyaç” olarak açıkladı, sonra tepkiler üzerine istifa etti. Kullandığı ifade itici, kabul!  Bu kesimin hayvani iç güdüler ile hareket ettiğini iddia etmek de hayvanlara haksızlık olur doğrusu. Hiçbir hayvanın, hem cinsi değil diye bir canlının yaşama hakkını elinden aldığı görülmemiştir. Bunu sadece insan yapar. Cahillik, ilkellik bu! Sakallı Celal'in dediği gibi, bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkün olur sonuçta.

Bir de bu süreçte, Sağcı/Solcu ayrımının giderek yapay hale geldiğine tanık oluyoruz. Sağcı, mütedeyyin diye düşündüğünüz kimi insanlar; dinin siyasal çıkarlara alet edildiğini gördükçe siyasal İslamcılığı karşılarına alıyorlar, laikliğin aynı zamanda inanmama özgürlüğü olduğunu kabul ediyorlar. Hangi inançtan, hangi etnik kökenden gelirse gelsin, barış ve huzur içinde bir yaşam için, insanların, ortak demokratik ilkeler etrafında,  bir araya gelmesini sosyal demokrat, sosyalist, sol liberal aydınlar kadar savunur hale geliyorlar. 

Örnek mi istiyorsunuz, üzerindeki baskılar üzerine "Doktora tez danışmanlıklarımı Cübbeli ile Sakarya'daki tacizci Nurullah'a devrettim" diyerek Türkiye’den çekip giden ilahiyatçı Prof. Dr. Mustafa Öztürk. 25 kişinin saldırısına rağmen çıkıp Halk TV’de program yapan Levent Gütekin. Bu örnekler insana umut veriyor.

Demem o ki hayat hiç de beklendiği gibi akmıyor. İlerici demokrat diye düşündüklerin Milliyetçi olup çıkıyor, seni hayal kırıklığına uğratıyor, mütedeyyin diye bildiklerin bir bakıyorsun demokrasi mücadelesinde saf tutuyor.