BU NASIL DAVA!

  • 28.05.2022 22:11

Dava çökerken yolsuzluk, yoksulluk, huzursuzluk da pik yapar. Öte yandan gaza çağrıları, cihat çağrıları, belagat da alabildiğine yükselir. Eşyanın tabiatı gereğidir bu. Tarihte de böyle olmuştur.

Osmanlı’da savaşlar karlı olmaktan çıkınca, savaşmak için tımarlarda yetiştirilen sipahiler işsiz kaldılar, Anadolu’yu yağmalamaya başladılar (Celali isyanları). Hoşafın yağı kesilince, ulufe azalınca yeniçeri de değişti, insanlar yeniçeri zulmünden İstanbul’da gece dışarı çıkılamaz hale geldiler.

Padişahın en yakınındaki gözden düşünce, zenginlik de el değiştirdi. Yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, iltimas diz boyu arttı, Fuzuli’nin deyişi ile kapıkulu rüşvet olmayınca selam bile almaz oldu.

Ulema içine girmek kalıtsal hale geldi (beşik ulemalığı), kim daha inançlı kavgası içinde ulema birbirine düştü (Kadızadeler olayı).

İkinci Abdülhamit döneminde borçlanma o kadar büyüdü ki alacaklı devletler Duyunu Umumiye kurup Osmanlının gelirine çöktüler. Osmanlı’nın toprak kaybetmesine gerek kalmamıştı.

19. yüzyılın başında Avrupa eğitimde yöntem sorununu çözmüş eğitim birey için mi olsun toplum için mi diye tartışırken, Osmanlı’da hala kara tahta üzerine ak yazı yazılır mı yazılmaz mı çekişmesi vardı.

Avrupa matematiği kullanarak dünyayı ve evreni daha iyi tanıma yolunda hızla ilerlerken Osmanlı’da askeri sınıf ile ulema, domuz kılından yapılan fırça ile top temizlenir mi temizlenmez mi diye tartışıyordu. Sağ olsun Şeyhülislam olumlu fetva verdi de orduda fırça kullanılabildi.

Avrupa’da modern eğitim kilisenin içinden çıktı, mesleki eğitim ile dirsek teması içinde gelişti. Türkiye’de ise dönemin uleması ile yeniçeriler el ele verip modern eğitimi hep baltaladılar. Modern eğitim, vakıflar ile mahkemelerin, ilmiye sınıfı kontrolünden çıkarılması sürecinde, halaskarlar eliyle yukarıdan aşağıya yeni bir toplum yaratma biçiminde gelişebildi.

Darülşafaka, Türk Eğitim Derneği (TED) gibi kurumlar bir kenara bırakılırsa modern eğitime sivil toplumun katkısı bizde yok denecek kadar azdır.

Türkiye’de bugün devlet ve vakıf üniversitelerinde 8 Milyon 240 bin öğrenci öğrenim görüyor. Kredi Yurtlar Kurumu bu öğrencilerin ancak %11’ine barınma imkânı sunuyor. Özel Yurtlar ile birlikte bu oran %30’a ulaşıyor.

Bu ülkede Gayri Safi Milli Hâsıladan eğitime ayrılabilen miktar %3.30. Bunun büyük bölümü personel maaşlarına gidiyor. MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılabilen ise sadece 11,3 Milyar.

Devlet okullardaki personelin maaşlarını veriyor, ısınma, biraz da kırtasiye masraflarını karşılıyor, sonra okul müdürüne ne halin varsa gör diyor, okul aile birlikleri olmasa okulların işi zor.

Hal böyle iken Türkiye’de nereden geldiği belli olmayan milyarlar, Amerika’da bir finans ve ticaret merkezine (New York Manhattan’a) aktarılıyor. Hem de ülkeyi yöneten aile bireyleri eliyle. Manhattan’da okuyabilme imkânı bulan öğrenci yurtsuz kalmasın diye düşünmüşler. Türkiye’de öğrenci yurt bulamıyor ya, orası da Türkiye gibi düşünülsün isteniyor galiba. Bir bölük insan da öyle düşünüyor olmalı ki, bunu dava uğruna atılmış önemli bir adım bilip alkışlıyorlar.

Kılıçdaroğlu, bunlar kaçacak, hazırlık yapıyorlar dedi. Nerden biliyorsun, diye sorarlar? Siyasetçinin işi niyet okumak olmamalı. Algı yaratmak için değil, gerçekliğe ışık tutmak için kullanılır bilgi. Yoksa sizin karşınızdakinden farkınız kalmaz, o zaman bumerang gibi döner dolaşır sahibini vurabilir bilgi. Dahası hedef sapar, görünür olan görünmez hale gelebilir. Ayağa kurşun sıkmamak lazım!

Kiralar almış başını gidiyor. Özel yurt kiraları uçmuş. Yüksek Öğrenim öğrencileri barınacak yer bulamıyor. Sınıflarda öğrenciler tıkış tıkış oturuyor. Bu manzara sizin içinizi yeterince sızlatmıyor mu?

Madem niyetiniz iyi, bunu gerçekleştirecek olanağa da sahipsiniz, yatırımınızı neden ülkenize değil de yabancı ülke ekonomisine yapıyorsunuz? Hani milliydiniz!

Sonra bu değirmenin suyu nereden geliyor? ENSAR, TURGEV bu paraları nereden buluyor? Neden bu paralar aile içinde dönüyor? Gariban ailelerin çocuklarını İmam Hatiplere yönlendirirken, Amerika’da açacağınız bu yurtta kullanışlı kadrolar mı yetişecek?

Dolar yerinde durmuyor, Türkiye bir doların hesabını yapıyor. Sonra sıklıkla “dış düşman” imasında bulunan siz değil misiniz? Bütün kötülüklerin babası da bu ülkeydi. Neden ülkenin dolarlarını bu ülkeye aktarıyorsunuz?

Hani Batı, garbın afakını saran çelik zırhlı duvardı, sizin düşmanınızdı, onun karşısında sizin iman dolu göğsünüz vardı, bütün kötülüklerin hakkından gelirdiniz, ne oldu, düşmana bu destek neden?

Dava mı değişti, yoksa siz mi değiştiniz?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar