MESLEKİ EĞİTİM NEDEN ÖNEMLİ?

  • 9.08.2022 06:28

Ortaöğretim, öğrenciyi mesleğe, hayata ve akademik yaşama hazırlar. Bunlar iç içe geçmiş alanlardır, birbirinden ayrı düşünülemezler. O nedenle 9. Sınıftan sonra ortaöğretimde yatay ve dikey geçişlere izin verilmelidir. Üniversiteye giriş sınavı yerine, ciddiyetle hazırlanmış seçici bir lise bitirme sınavı getirilmelidir. Bu mesleğe erken yönlendirmeleri özendirecek, akademik yaşama bilişsel ve duyuşsal hazırlığı olumlu etkileyecek, üniversiteler üzerindeki baskıyı azaltacak, akademinin gerçek işlevine dönmesine yardımcı olacaktır. Ortaöğretimde yönlendirmeler gelişimsel rehberlik anlayışı içinde sürdürülmelidir. Bu ayakları eksik kalan yeniden yapılandırma eğitim reformu olamaz.

Türkiye’de Sol, “Burjuvaziye nitelikli eleman yetiştiriyor” diye baktığı için, mesleki eğitime genellikle karşı çıktı. Bu yaklaşımı, çocukça ve duygusal bir tepki olarak görmüşümdür hep.

Avrupa’da kapitalistleşme (modernleşme) süreci mesleki eğitime çok şey borçludur. Burjuvazinin mesleki eğitime, kendine nitelikli eleman yetiştirme aracı olarak bakması doğaldır.  Fakat öte yandan mesleki eğitim, işçi sınıfının sınıf bilinci kazanmasında, gücünün farkına varmasında, mesleki kişilik içinde mesleki onurunu bulabilmesinde, kendini gücünü tanımasında, başını dik tutabilmesinde de belirleyici unsurdur.

Kapitalizmin gelişmesine hizmet ettiği düşüncesi ile mesleki eğitime karşı çıkmak, sonuçta daha geri bir üretim ilişkisini savunmak anlamına gelir. Denense de kapitalist üretim ilişkilerinin gelişemediği yerde kapitalist olmayan bir yolla sosyalizme ulaşmak mümkün olamadı, malum. Hayal kurmak güzeldir, ama insan sonuçta gerçeklerle yaşamını sürdürmek durumunda kalır.

Kapitalist üretim ilişkilerinin çarpık biçimde, toplum için daha sancılı bir yere doğru evirildiği şu post modern süreçte geriden nal toplamayı bırakıp, belirleyici olmak istiyorsanız, ön yargılarınızı, paslanmış alet edevatınızı bir yana atıp, sizi geleceğe taşıyacak mücadele için, yeni düşünceler, yeni araçlar bulmak zorundasınız. Yeterli bilgi sahibi olmadan yeni fikirler geliştiremezsiniz.

Meslek, sadece temel ihtiyaçları karşılamak, geçimi sağlayacak parayı kazanmak için kullanılan bir araç değil. Meslek, bizi biz yapan, içinde kendimizi bulduğumuz, kendimizi ürettiğimiz, ifade ettiğimiz, aynı zamanda da kendimizden çok şey de kattığımız özel bir alan. O nedenle mesleki kişilik, mesleki olgunlaşma kavramları önemlidir. Fakat bu kavramlar eğitimi mesleki eğitim temelinde şekillendirememiş toplumlarda anlamlarını yitirirler, bireyin enerjisini gücünü tanımlayan kavramlar olmaktan çıkarlar.

Hala, devletin temel istihdam alanı görüldüğü bizim gibi bir toplumda, sokaktan geçen birine “sen kimsin?” diye sorun. Size ya “elhamdülillah Müslüman’ım” ya da “Tüküm” diye cevap verecektir. Aynı soruyu Avrupa’da sorun, “boyacıyım, öğretmenim, mühendisim” cevabını alırsınız.  Yani size doğuştan tabi olduğu sahip olduğu aidiyeti değil, var oluşunda kendisinin de payı olan, kimliğini belirleyen işini söyleyecektir. Türk olup olmamam benim kararım değil, ama öğretmen olmam, yaşamımı belirleyen, beni ben yapan tek şey.

Avrupa’da bir badanacı bir yıllık çalışması karşılığında edindiği paradan ayırdığı ile gelir, sizin ülkenizde beş yıldızlı otelde kıralar gibi tatilini yapar. Çünkü o aldığı eğitimin sonunda edindiği belge sonucunda iş yaşamında yerini almıştır, alnının teri ile o tatili hak etmiştir.

Siz ülkenizde evinize çağırdığınız sucudan, elektrikçiden, boyacıdan fatura isteyemezsiniz, işi bitirdiğinde mümkün olabilecek en az para ile “usta”dan kurtulmaya çalışırsınız. Ama iki gün sonra aldığınız hizmet elinizde patlar, işi halletmek için başka birini aramak zorunda kalırsınız. Çünkü aldığınız hizmetin bir garantisi yoktur. Evinize gelen, o işi yapabileceğine sonuçta kendisi karar vermiştir. Bir akreditasyon söz konusu değildir.

Bu ülkede saç ve cilt bakım uzmanlığı diye, aşçılık diye iki yıllık ön lisans programları var.  4+4+4 yetmiyor, iki yıl daha okutup meslek sahibi yapıyorsunuz. Yetmiyor üniversite mezunlarını meslek edindirme kurslarına alıyorsunuz. Böyle saçmalık olur mu?

Ortaöğretimde boşa kürek çekiyorsunuz, çocuğun zamanını boşa harcıyor, sonra hiçbir vasıf kazandırmadan kapının önüne koyuyorsunuz. Meslek liseleriniz bir işe yaramıyor. Okul öncesi öğretmenini, sosyal hizmetler çalışanını ille dört yıllık lisans eğitimi ile yetiştirmek zorunda mısınız? Sene 2022, bu ülkede hala mesleklerin yarıya yakını fizibilite edilmemiş durumda, bir programa bağlanmamış öylece ortada duruyorlar.

Bu ülkede iş yaşamı, aldığı eğitim sonunda belgelendirilenlerden oluşmadığı için, büyük ölçüde kayıt dışı.  Bütçe daha çok dolaylı vergilerden oluşuyor. Oysa vatandaş dediğin geliri sonucunda vergisini verir, verdiği verginin de hesabını sorar.

Ekonominin bu pejmürde halinde ortaöğretimin mesleki eğitim temelinde yapılandırılamamış olmasının sonuçlarını görmüyor musunuz?

Hiç düşündünüz mü bu ülkede siyasi kavga, neden bu kadar sert geçiyor? Neden insanlar siyaset içinde her gün birbirinin kuyusunu kazıyor? Siyasetin dili neden bu kadar kirli?

İnsanların işinde gücünde olduğu, emeği ile ürettikleri ile geçimlerini sağladıkları, yaptıkları işten, kurdukları ilişkilerden doyum sağladıkları bir ülke düşünün. Böyle ülkede insanlar, siyasi partilerin peşine bu denli takılırlar mı? Avrupa’da seçimlere katılım oranı neden bu kadar düşük, biz de neden bu kadar yüksek? Bir düşünün! İktidar değişikliğinin sonuçta bu ülkede rantın yeniden dağılımını tetiklemesinin bunda bir etkisi yok mudur?

Mesleki kişiliğe sahip insanlardan oluşan, üretime, değer yaratmaya önem verilen yerde, İktidar değişikliği hayat memat meselesi olamaz. Çünkü böyle bir ülkede taşlar zaten yerli yerine oturmuştur. İnsanların yönetim biçimi ile ilgili bir kaygısı yoktur.

Mesleki kimlik sahibi, mesleki onuru ile yaşayan insanların olduğu yerde siyasi kavga yerini giderek uzlaşmaya bırakır. Yoksa emekçiler o an emeklerinden doğan güçlerini kullanırlar, yaşamı durdururlar. Bunun da etkisi belirleyici olur.

Eğitimin mesleki eğitim temelinde yeniden yapılandırılmasına karşı çıkmak, sonuçta eğitime ideolojik müdahaleye davetiye çıkarır. İster sağdan ister soldan, nereden gelirse gelsin eğitimi siyaseten bütünüyle kontrol altına alma girişimi çağdaş devlet haline gelebilmenin önünde başlıca engeldir.

Eğitimin laik ve demokratik temelde sürdürülemiyor olmasının yanı sıra ülkenin her köşe bucağında ana dilde verilemiyor oluşu da bu topraklarda birlik ve bütünlüğün, ortak yaşamı kurmanın, korumanın önünde önemli bir engeldir. Eğitimi ana dilinde almak, Türkün olduğu kadar Kürdün de hakkıdır.  Bunun için de eğitimde kontrol ve denetim sistemleri, yerelde alt sistemlerde kurulmalıdır.  

Sonuç: Türkiye’de eğitim, laik, demokratik, ana dilde ve mesleki eğitim temelinde, aynı zamanda yerinden yönetim yaklaşımı içinde yeniden yapılandırılmalıdır.

Not: Türkiye’nin kendi toprakları dışında macera peşinde koşmasına hayır diyorum. Savaşa Hayır!

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.