Başörtüsü ve toplumsal barış

  • 1.11.2013 00:00

Bugün köşemi 28 Ekim günü Washington’da gerçekleşen BDP’nin “Yeni Ortadoğu’da Kürt Rolü” isimi altında düzenlediği son derece önemli konferansa ayıracaktım. Ancak dün Meclis’te yaşanan tarihî oturumun ardından başörtüsü konusunda yazmak farz oldu.

Başörtüsü yasağını şiddetle itiraz eden ve Merve Kavakçı’nın maruz kaldığı zulme tanık olan bir gazeteci ve bir kadın olarak dün Meclis’teki oturumu seyrederken Türkiye ile gurur duydum. Çünkü toplumsal barışa, normalleşmeye, inanç özgürlüğüne, cinsiyet eşitliğine ve son kertede çoğulcu bir demokrasiye doğru sağlam bir adım atıldı. Şafak Pavey’in sarsıcı konuşması oturuma damgasını vururken ilk kez başörtüsüyle Meclis’te oturan dört kadın vekil sükûnetle dinlediler. Kavgasız dövüşsüz geçen oturum Gezi direnişiyle derinleşen kutuplaşma ortamını bir nebze olsun hafifletti. Hepimize nefes aldırttı.

Burada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkını teslim etmemiz lazım. Ben dâhil bir çoğu yazar uzun zamandır Kılıçdaroğlu’nun ulusalcıların CHP’yi rehin almasına göz yummasından şikâyet ediyorduk. “Denge politikaları nereye kadar” diye homurdanıyorduk. Ulusalcıları dizginleyerek CHP’nin siyasal intiharına neden olacak bir ikinci Merve Kavakçı vakasını önlemeyi başaran Kılıçdaroğlu belki de ilk kez sürekli sorgulanan liderliğini gerçek manada tescillemiş oldu. Umarız bundan böyle Kürtlere yaklaşımında da ulusalcı kanada karşı aynı dirayeti gösterir.

AK Parti’nin son demokrasi paketini açıkladığında başta Kürtler olmak üzere farklı kesimlerden “dağ fare doğurdu” itirazları yükselmişti.

Bazıları da paketteki başörtüsünü yargı ve kolluk güçleri hariç kamuda özgür kılan maddeye dayanarak paketin tümüyle AK Parti tabanına hizmet ettiğini savunmuşlardı.

Doğru, Aleviler hiçe sayılmıştı. Kürtlerin temel talepleri karşılanmamıştı. Ama başörtüsü ile ilgili maddeyi küçümseyenler yakın tarihimizden bîhaber olsa gerek. Daha altı yıl önce ordu başörtüsünü bahane ederek darbe tehditleri savurmamış mıydı? E-muhataralar düzmemiş miydi?

Başbakan’ı kutuplaşmayla itham ediyoruz. Ya AK Parti’yi kapatmaya yeltenen yargıçlar, Cumhuriyet mitingleri adı altında dini öcüleştirenler. Onlar ne yapıyorlardı peki? Öne sürdükleri kanıt neydi? Emine Erdoğan ve Hayrünnisa Gül’ün başörtüleri değil miydi?

Evet, dün yaşanan mutlu tabloda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de önemli payı var. Emine Hanım ve Hayrünnisa Hanım’ın sergilediği sabır ve sağduyunun olduğu gibi. Ve yıllarca başörtülü kadınların haklarını savunan birçok başı açık ve de kapalı kadınların. Ayşe Böhürler’in, Binnaz Toprak’ın... Ve bu köşeye sığdıramadığım kadın ve erkek aydınların. Gül, eğer generallerden tırsıp Köşk’e çıkma iradesini korumasaydı bugünkünden daha da karanlık bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık.

Artık dün itibarıyla başörtüsü siyasal istismar konusu olmaktan çıktı. CHP kadar AK Parti de “bir bez parçası” üzerinden mağduriyet üretti. Deniz bitti. Sıra kadınların en ağır sorunu olan ataerkillik, şiddet ve ayrımcılığa karşı mücadelede. Dün Şafak Pavey’in ifade ettiği gibi başörtülü vekillerden de bu yönde çaba göstermelerini istemek en doğal hakkımız. Kimilerinin biz başımızı örtmeyenleri “kirli” diye aşağılamalarını değil.

*


Not:
Kürt konferansına dair izlenimlerimi en yakın zamanda sizlerle paylaşacağım.


[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar