“Değişiklikler tatmin edici”

  • 24.02.2014 00:00

 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün Tarabya’daki Huber Köşkü’nde internet medyası temsilcileri dâhil bir grup gazeteciyle biraraya geldi.


Yaklaşık iki saat süren sohbet toplantısının ana teması Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı internet yasasıydı. Belli ki Gül yasayı imzaladığı için maruz kaldığı eleştirilere cevap vermek ihtiyacını hissetti. Nitekim Gül yasada rahatsızlık yaratan iki maddede kendi talebi üzerine yapılan değişiklikleri ayrıntılı şekilde anlattı. Bunları burada tekrarlamaya gerek yok. Medyada uzun uzun yazılıp çizildi.

Özetle yeni düzenlemeyle birlikte artık Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) bir siteye erişimi engellerken 24 saat içerisinde mahkemeden onay alması gerekiyor. Diğer değişiklik ise internet kullanıcıların iki yıl saklanacak (ve TİB’in talep edebileceği) kişisel verilerine sınırlama getirilmesi. Yasaya yönelik itirazlar sürse dahi Gül “Yapılan değişikliklerden tatmin oldum“ dedi. Sosyal medyayı yoğun biçimde kullandığını hatırlatarak “Hangi tedbirleri getirirseniz getirin [internet sitelerine] ulaşımı engelleyemezsiniz“ şeklinde sözlerini sürdürdü. Gül önüne daha yeni gelen tartışmalı HSYK yasasını imzalayıp imzalamayacağı konusunda net cevap vermekten kaçınırken “Bakacağım“ demekle yetindi. Ancak yasanın 12 maddesinde Anayasa’yla çelişen 15 unsur olduğunu açıkladı. Bunların ne olduğunu ise söylemedi. 7 Şubat’ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ifadeye gitmesi yönünde telkinde bulunduğu iddiaları yalanlayan Gül “olayın basında duyulmadan kapatılması gerektiğini“ savundu. Memleketteki bunaltıcı iklime inat gayet neşeli ve rahat görünen Gül son dönemde Türkiye ile ilgili algının olumsuz olduğunu teslim etti. “Oluşan algı ortamı hepimizi yıprattı“ dedi. Türkiye’yi orta gelirli ülkeler seviyesinden yukarıya taşıyacak tek yolun “özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve evrensel normlarda bir demokrasinin“ olduğunu vurguladı. “Türkiye’nin esas gücü yumuşak gücü.. reformları her zaman yakinen takip eden bir kişiyim... günlük tartışmalara girmeden sonuca bakıyorum... kendi doğrularım ve prensiplerim üzerinden gidiyorum,“ dedi.

Gül kendini savunurken internet yasasını veto etmiş olsaydı yasayı az dahi olsa iyileştirme fırsatını heba etmiş olacağını ifade etti. Zira yasayı veto edip Meclis’e iade ettiğinde Meclis yasayı eski hâliyle yeniden onaylanacaktı. AK Parti’nin kurucularından olduğunu, dört ay başbakanlık yaptığını ve o dönemde kendiyle birlikte görev yapan bakanların halen mevcut olduğunu hatırlatan Gül şu âna kadar sadece altı yasa veto ettiğini açıkladı. İktidarla diyalogu sayesinde daha Meclis’e gelmeden yeni yasalarla ilgili itirazlarını dillendirebildiğine dikkat çeken Gül bu sayede talep ettiği değişiklilerin yapıldığını ekledi. Bu gibi durumların defalarca yaşandığını belirten Gül “Bilmediğiniz daha çok şey var“ dedi. Kendisine yönelik eleştirilerin haksız olduğunu “sizin sandığınızdan çok daha fazla direniyorum ama bunu bağıra çağıra değil ikna yoluyla yapıyorum“ demeye getirdi.

Şahsi kanaatime gelince...

1. Cumhurbaşkanı olsa dahi Gül’ün işlevi değişmedi. Eskisi kadar etkili olmasa dahi halen Başbakan Erdoğan’ı dengelemek, hatta icabında frenlemeye gayret ediyor. Tıpkı Başbakan yardımcısı ve Dışişleri bakanı iken olduğu gibi.

2. Gül kendisinden bir Spartaküs olmasını yani Erdoğan’a karşı net tavır koymasını bekleyen ve kendisini her geçen gün daha net bir dille eleştiren liberallere verdiği mesaj şu: “Uygulanan yöntemlere her zaman katılmasam da Türkiye düzlüğe çıkması için paralel yapıyla mücadele etmek, devlet içerisinden ayıklamak ve iktidarı rehin almasın engellemek şart. Bu süreci minimum hasarla atlatmamız gerekiyor. Sabırlı olun. Bana güvenin.“

3. Her hâlükârda dananın kuyruğu yakında kopacak. Belediye seçim sonuçlarına göre “siyaset yapmıyorum“ diyen Gül’ün siyasi geleceği belli olacak. Eğer AK Parti yüzde 40’ın üstünde oy alırsa Erdoğan yeniden cumhurbaşkanlığına soyunacak. Köşke çıktığında ise AK Parti olağanüstü kongre yaparak Gül’ü genel başkanlığa getirecek. Ve en geç kasıma kadar seçime gidecek. Gül başbakan seçilecek. Türkiye yeniden rayına girecek. Yani reformlara ağırlık verilecek, toplumsal barış sağlanacak, dış politika rasyonel bir zemine çekilecek. En optimal senaryo bu. Diğeri ise AK Parti yüzde 39’un altına düşer. Erdoğan parti tüzüğünü değiştirerek baskın genel seçim yapıp dördüncü kez başbakan olur. Gül bu kez halk tarafından cumhurbaşkanı seçilir. Bu sayede mevcut konumundan daha güçlü bir hâle gelir. En kötü senaryo ise AK Parti seçimlerden yüzde 45’in üzerinde aldığı takdirde Erdoğan’ın yine Çankaya’ya çıkması; ancak seçmenden aldığı gaz ile Akbulut modeline yönelmesi. Yani kukla bir başbakan ile ülkenin tek adamı olmaya devam etmesi. Ancak 17 Aralık operasyonu olmasaydı birinci senaryonun gerçekleşme olasılığının çok daha yüksek olacağını iddia edenler var. Aynı çevreler bu bağlamda Erdoğan’ın “pasifize“ edilmesini isteyen Fethullah Gülen Cemaati’nin büyük bir hesap yanılgısı yaptığını savunuyorlar. Bu senaryoların hangisinin gerçekleşeceğini şimdiden kestirmek zor. Belki bambaşka bir tabloyla karşılaşırız. Ancak şu kesin. Abdullah Gül her ne kadar iktidarla bütünleşti algısı yerleşmiş olsa dahi yakın gelecekte siyasi hayatımızda belirleyici olma özelliğini koruyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar