‘Başka kayıtlar ve bir de kaset var’

  • 28.03.2014 00:00

 Seçimlere iki gün kala Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte CHP ve AK Parti’nin kıran kırana mücadele ettiği Antakya’ya uçuyoruz. İktidarın elinde bulunan Antakya son derece kritik. AK Parti’nin belediye başkanlığına aday gösterdiği Adalet eski bakanı Sadullah Ergin’in seçimi kaybetmesi iktidarın maceracı ve kutuplaştırıcı Suriye politikasına halkın “Dur” dediği anlamına gelir.

 

“BİLİYORDUK ZATEN”

Çarşamba günü birlikte Manisa’ya uçarken Baykal kaseti ile ilgili tapeleri ilk kez dinleyen Kılıçdaroğlu bu kez Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’na ait olduğu iddia edilen ses kaydını bizimle birlikte dinledi. Bu tape’de adı geçen kişilerin Türkiye ile Suriye arasındaki savaşı körükleme planları yaptıkları öne sürülüyor. Kılıçdaroğlu’nun ilk tepkisi şöyle oldu: “Erdoğan’ın savaş kışkırtıcılığı yaptığını biliyorduk zaten. Bu kadar rezillik yaşanmadı. Eline kan bulaşmış. Kardeş kanı bulaşmış. Kana doymayan bir adam. Suriye’deki kana doymadı. Müslüman Müslümanı öldürüyor. Bu zevk duyuyor. Kana doymayan adam savaş kışkırtıcılığı ile ayakta durmaya çalışıyor. Defalarca uyardım Genelkurmayı da uyardım. Türkiye bu süreçte girerse sorumlusu Erdoğan’dır.”
 

KASET YAĞMURU DİNMEYECEK

Kasetlerin sonu gelecek gibi görünmüyor. Kılıçdaroğlu da bunu teyit ediyor zaten. Başbakan’ı Baykal’ın seks kasetini izlerken gizlice görüntüleyen bir şahıs, yakın zamanda çektiği bu görüntüleri Kılıçdaroğlu’na gösterip dinletmiş ama görüntüyü kaydetmesine ya da not almasına izin vermemiş. Başbakan’ın Baykal kasetini izlerken sarf ettiği iddia edilen lafların bir kısmı internette yayınlandı. “Başbakan net olarak kaseti izlerken görülüyor. Gözlüklerini takıp dizüstü bilgisayarına doğru eğilip gözlüklerini takıp bakıyor. Ben bu kadar ahlaksızlığa tanık olmadım” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Fazlası var. Başbakan’ın o esnada ettiği başka sözler var. Başka ses kayıtları var. Başka bir kişinin de kaseti var. Başbakan onu da izlemiş.”

“Kim o kişi” dediğimde Kılıçdaroğlu susuyor. Peki Erdoğan olduğu iddia edilen şahıs kasetleri izleyip yayma planları yaparken onu gizlice görüntüleyen ve ardından CHP liderine gösteren kimdi? Cemaatten mi biri? Kılıçdaroğlu isim vermese de gizemli kişiyi şöyle tarif ediyor: “Bu oyunlara bulaştığı için vicdan azabı çeken biri.”

Bunun üzerine “Erdoğan’ın haberi olmadan mı kaydetmişler” diye soruyorum. Onun cevabı ise, “Büyük ihtimalle. Etme bulma dünyası” oluyor.
 

TÜRKİYE PARTİSİ OLMAYI HÂLÂ BECEREMİYOR

Kemal Bey’le üst üste geçirdiğim ikinci gün boyunca “Bu adam’dan başbakan CHP’den iktidar olur mu?” sorusu sürekli aklımın bir kenarında dolaşıp durdu. Bu köşeyi izleyenler bilir. Kemal Kılıçdaroğlu’na umut bağlayanlardanım. Ama özellikle Kürt sorununa ilişkin gelgitleri ve ulusalcılar ile reformcular arasında denge kurma politikaları beni hayal kırıklığına uğrattı. Ulusalcı kanattan milletvekili Birgül Ayman Güler’in Kürtleri aşağılayan sözlerinin cezasız kalması bir kırılma noktası sayılabilir. Seçim kampanyası boyunca memleketi Dersim dışında Güneydoğu’da herhangi bir ile ayak basmamış olması her şeyi anlatıyor zaten. Ancak CHP’nin önde gelen milletvekillerinden birinin ifade ettiği gibi Güneydoğu’da kazanılacak yüzde üç oy İzmir’de; Konya’da kazanılan oylar ise İstanbul’da oy kaybına neden olur. Demek ki CHP, Türkiye partisi olmayı hâlâ beceremiyor. Bunun faturası sadece CHP’ye değil, bütün ülkeye kesiliyor. Türkiye, genç bir nüfusa sahip. Kılıçdaroğlu yeterince dirayet gösterse gençleri peşinden sürekler. Aralarındaki ulusalcıların önyargılarını kırar. Bunu hâlâ yapabileceğine inanıyorum. Yeter ki kendisi de buna inansın. Son dönemde hepimizin öğrenmesi gereken ders şuydu: Demokrasi ekip işi, tek adam rejimi değil. Kılıçdaroğlu sağlam bir ekip kurarsa neden başbakan olamasın ki? Tamam tek başına iktidar olamaz. Ama geçmişte koalisyon dönemleri berbattı diye her daim böyle olmak zorunda değil. Sonuçta Kılıçdaroğlu ve eşi Sevim hanım dürüst, efendi, tevazu dolu, demokrat ve iyi kalpli insanlar. Üstelik ikisi de gayet zeki. Ankara’da yaşadıkları mütevazi ama zevkle döşenmiş daireyi, özellikle Sevim hanımın yemek pişirdiği nuh nebi devrinden kalma ocağını hatırladıkça içim ısınıyor. Kemal Bey’e “Başbakan değil de başka bir bakanlık seçmek zorunda olsaydınız hangisini tercih ederdiniz?” diye sorduğumda “Kültür bakanlığı” yanıtını veriyor. Böyle birinden söz ediyoruz. Biliyorum “İyi, hoş da yeter mi” diye soracaksınız. Bunca yolsuzluk, uğursuzluk, ahlaksızlık karşısında sizce?

“Götürüyorlar ama iş de yapıyorlar” ın motto haline geldiği bir Türkiye’de yaşamak istemiyorum. Ya siz?
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar