Tekme tokat Çankaya’ya

  • 23.05.2014 00:00

 

 Geçen cuma yayımlanan ve Soma faciasını konu eden son yazımı şöyle noktalamıştım: “Bugüne kadar her krizi fırsata çevirmeyi başaran Erdoğan’ın ‘faiz lobisi’ veya ‘paralel’ edebiyatıyla bu kez sıyrılması zor görünüyor.”

Ankara’da çeşitli siyasetçiler, diplomatlar ve akademisyenlerle geçirdiğim bir kaç gün, olaya farklı bakmamı sağladı: Soma bir dönüm noktası olmayacak. En fazla bir aşınma noktası olacak. Başbakan 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasını nasıl atlattıysa 301 cana mezar olan Soma’yı da bir iki sıyrıkla atlatacak.

Yabancı bir diplomat durumu şu sözlerle özetliyor: “Güçlü liderleri seven Türk halkı Erdoğan’ı bir baba figürü olarak görüyor. Babalar hem döver hem de sever. Yani ‘dövmek’ Erdoğan’ın kitlelerle kurduğu ilişkinin ‘fıtratında’ var. Bir de tabii düşmanlar yaratarak muktedirken mağdur pozisyonundaymış algısını yerleştirmek de var.”

Analizlerine güvendiğim bir İslamcı ise Erdoğan fenomenini şöyle izah ediyor: “Erdoğan halkı büyüledi. Ve büyülenmek halkın işine geliyor. Çünkü yıllarca Kemalistler tarafından itilip kakılıp yok sayıldılar. Sofradan dışlandılar. Onları sofrayı davet edip başköşeye oturtan Erdoğan’ın geleceği ile kendi refah ve huzurları arasında bire bir bağlantı kuruyorlar, bu yüzden ondan hiçbir şekilde vazgeçmiyorlar, vazgeçmezler, bu derin tatlı uykudan kalkmazlar.” Ama bu kez mağdurlar kendilerinden biri, fukaralar öldü, hem de iktidarın ihmali yüzünden, diye itiraz ediyorum. “Fark etmez,” cevabını alıyorum.

Ortak kanı Erdoğan’ın daha uzun yıllar Türkiye’nin başında kalacağa yönünde. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kritik konumda olan Kürtlerin silahları yeniden konuşturup Çankaya yolunu tıkamaları hiç de olası değil. “Cemil Bayık şunu demiş, Gülten Kışanak bunu demiş, hiçbiri önemli değil, önemli olan Abdullah Öcalan’ın Erdoğan ile vardığı anlaşma” diyen kaynaklarımızdan biri sözlerini şöyle sürdürüyor: “Öcalan’ın ev hapsine çıkacağından, KCK tutukluların salınacaklarından, Kürt bölgelerine idari özerklik, ve devlet okullarında Kürtçe eğitim verileceğinden hiç şüpheniz olmasın.” Ve ekliyor: “Ancak Kürtler 2015 seçimlerinin ardından başkanlık sistemi için anayasal değişiklikleri destekledikten sonra...”

Bir iddialı öngörülere ek olarak kaynaklarımız bir başka tahminde bulunuyorlar: “Erdoğan Köşk’e çıktığında başbakanlığı son günlerdeki performansıyla güvenini kazanan Ahmet Davutoğlu’na emanet edecek.

Peki, seçimlerden sonra kim başbakan olacak? “Fark etmez, çünkü Türkiye’yi Erdoğan yönetecek,” diyorlar.

Ya Abdullah Gül? Yine iddialara göre Erdoğan tarafından Gül’e dayatılan şu: 2015 seçimlerine kadar sabret. Milletvekili seçimlerine katıl, ardından başbakan olursun. Bunun Türkçesi ise şu: “Aday listelerini ben yaparım, AK Parti’yi yeniden kendime bağlarım. Sen de bunu kabul etmek zorundasın Abdullah kardeşim.” Ama anladığım kadarıyla Gül haklı olarak bu formüle şiddetle direniyor. Erdoğan’ın Köşk’e çıkmasının hemen ardından AK Parti’nin başına geçip, herhangi bir milletvekilinin istifasıyla yapılacak ara seçimle Meclis’e girip başbakan olup memleketi yeniden normalleştirmek istiyor. Ancak Başbakan’ın yerel seçimlerde sağladığı başarı Gül’ün elini zayıflatmış görünüyor.

Gülen Cemaati’nin cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde “heybeden çıkartacakları turp” senaryosuna gelince... Kaynaklarımızın ifade ettiğine göre sözkonusu “turp” Öcalan’ın görüşmeler için Oslo’ya götürüldüğünü kanıtlayan görüntüler imiş. Cemaat bu tür söylentileri kesin dille ret edecektir. Ama ola ki en ufak bir sahicilik payı olsun. Boşuna uğraşmasınlar. Ters teper.

[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar