İki ülkede de nefret söyleminin hedefinde

  • 18.10.2014 00:00

 Arzu Geybullayevason derece yetenekli ve bir o kadar da yürekli Azerbaycanlı bir gazeteci. Zor bir işe soyundu. Ülkesi Azerbaycan ve Ermenistan arasında Karabağ savaşından beri süren düşmanlığı en azından halk düzeyinde yumuşatmaya koyuldu. AGOS gazetesinde iki ülke arasında barışı destekleyen yazılar kaleme aldı. Aynı zamanda Azerbaycan’ı yıllarca yöneten Aliyev rejiminin yolsuzluklarını, hak ihlallerini de ifşa etmekten sakınmadı. Ve gerçekleri yazan bir çok Azerbaycanlı meslektaşı gibi vatan haini damgası yedi. Ve son olarak kendisini ülkücü olarak tarif eden bir genç tarafından ölümle tehdit edildi. Bir AGOS yazarı için bunun ne anlama geldiğini en iyi de AGOS çalışanları bilir. Bu genç kadına hepimiz sahip çıkmalıyız. Sesini duyurmalıyız.

***

Babanın Tayyip Erdoğan'ın danışmanlığını yaptığı söyleniyor. Bu doğru mu?

Evet. Rahmetli babam Geybulla Ramazanoğlu hayatta iken Başbakan Erdoğan’ın eski Sovyet ülkelerinin ekonomik danışmanlığını yapmıştı. Ama bunu daha çok ek bir iş olarak görürdü. Kendisi Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde 2001’de öğretim görevlisi oldu. Ardından iktisat bölüm başkanı olmuştu.

Azerbaycan basını seni ilk ne zaman hedef aldı ve neden.

Bu hedef alma işi uzun zamandır devam ediyor. Arada bir hevese gelip benimle ilgili haberler çıkıyordu basında. Beni vatan hainliğiyle ile suçlayan, Facebook mesajları gelirdi. Ama çok fazla ilgilenmiyordum. Sadece mesajlar gelmeye başladığında,farklı düşünmem sanki suçmuş gibi, kendimi anlatmaya çalışıyordum. Sonra gördüm ki açıklamalar fayda etmiyor. Küfür eden küfür etmeye devam ediyor, korkutan korkutmaya. Ben de anlatmaktan vazgeçtim.

Neydi seninle dertleri?

Genellikle sinirlendikleri konu benim yabancı basınında muhalif yazılar yazmamdı. Konferanslarda Azerbaycan’ın demokrasiden ne kadar uzak olduğunu dile getirmem büyük bir suçtu bu insanlara göre. Özellikle de Karabağ varken, işgal edilmiş topraklar varken, Hocalı’mız varken, evinden olmuş yüzbinlerce vatandaşımız varken, ben nasıl olur da insan hakları suçlarından bahsedermişim. Ben nasıl bir hainim böyle diye yazılar yazılırdı. Bir keresinde kalabalık bir Azerbaycan grubu beni resmen sorguya çekti bir konferans sonrasında (Azerbaycan’da durumun kötü olduğunu bir salon dolusu insana nasıl anlatırım diye). Baktılar susmuyorum,başladılar benim Ermeniler ile olan ilişkilerim üzerinden saldırmaya. Ermenilere hangi cüretle Azerbaycan’da basın özgürlüğü olmadığını söylüyormuşum. Bu saldırılar Ermenistan- Azerbaycan- ABD arasında yürütülen ortak bir projede yer alan kişiler tarafından yapılıyordu.

Kısacası Azerbaycan’da bazı çevrelerde çoktan hain ilan edilmiştim. Ermeniler ile çalışıyor olmam, Facebook’ta arkadaş listemde Ermeni isimlerin olması, ekmeklerine yağ sürdü. İşte böyle başladı olaylar. AGOSgazetesinde işe başladığımda saldırılar arttı. Sadece bir Ermeni gazetesi olması değil, muhalif yazılarımın AGOS’ta yayınlanması,aşırı agresif tavırlara sebep oldu. “Değerlerini satmış,hain” gibi yazmaya başladılar.

Azerbaycan’da, vatan haini, iftiracı olarak suçlanmak çok rastlanan bir şey. Hükümet yandaşı basın hep bu tarz suçlamalarda bulunur. Farklı düşünen insanlar her zaman hedeftir Azerbaycan’da. Yüze yakın siyasi tutuklu var bizde. Ülkenin en önde gelen araştırmacı gazetecisine (Hatice Ismailova’yı kastediyor) yurtdışı seyahat yasağı konulmuş, her an hapse atılma riski taşıyor. Durum böyle.

AGOS'ta yazman bu saldırıları daha da ağırlaştıracağını biliyordun. Bu riski göz alarak mı başladın?

Ben AGOS’ta yazmayı risk olarak düşünmemiştim. Güzel bir proje olur diye düşünmüştüm. Tam tersine, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışa katkım olsun diye başladım. Ne yazık ki böyle olmadı. “Ben nasıl olur da düşmanların gazetesinde rahatlıkla çalışabilirmişim” haberleri yazılmaya başladı. Bunu “para için, şöhret için, ülkemi satmak için ve Türkiye’de yazacak başka gazete bulamadığım için” yaptığımı düşünüp yazanlar oldu maalesef

“ÖLÜM TEHDİDİ ALDIM”

Tam olarak neler geldi başına?

Mart ayında modern.az sitesinden röportaj teklifi geldi. Yurtdışında yaşayan Azerbaycanlı gazetecileri ile röportaj serisine beni de eklemek istiyorlardı. Ben de kabul ettim. Sorularının gazetecilik faaliyetim ile ilgili olacağını söylemişlerdi ama soruların çoğu benim sadece AGOS’ta çalışmam ile ilgiliydi. Dürüst cevaplar verdim. Röportaj yayımlandı. Bir sürü hata vardı. Yanlışlıkları değiştirmemiz epey zaman aldı. Sonra baktım bir diğer milliyetçi internet sitesi röportajı kendisiyle yapılmış gibi sayfasına koymuş.

Ben de modern.az’a sinirli bir mesaj gönderdim. Özellikle gelen yorumlar ile ilgili. Çünkü çok ağır küfürler ediliyordu, ailem ve kocam da buna dahil ediliyordu ve kimse bunları kontrol edip silmiyordu. “Endişelenmem için hiçbir sebep olmadığı” ve “modern.az’ın ‘yorumlar’ kısmı için bir kontrol mekanizmalarının olmadığı” söylendi.Ne de olsa beni destekleyen yorumlar da varmış. Ben de üstünde durmadım. Ama beni üzen son bir kaç makale oldu ki işte ben o sırada sabrımı kaybettim.

“Ermeni qazetesinde çalışan Azerbaycanlı gazeteci hangi meşhurun kızı diye” bir makale yayımlandı. Babamın adı geçiyordu. Makaleyi yazan hanımın sözlerine göre “ben utanmadan yalan dolan makaleler yazıyorum.” “Parlak ülkemizi karalamaya çalışıyorum. Batı merkezleri tarafından beynim yıkanmış.” “Düşman devletine çalışmam, ülkeme ihanet hangi milliyetten olursam olayım cezasız kalmamalıymış.” Bu kez bana yağan tehditlerde “Ermeni lobisinin eli olduğunu” yazanlar oldu. “Maksatları Azerbaycan’ın imajını yıpratmakmış.”

Tam bir Bizans oyunu desene?

Evet. Mesela bir haberde Azerbaycan’da çalışan diğer gazetecilere sorulmuş “sizce bir Azerbaycanlının Ermeni gazetesinde çalışması ne kadar doğru?” diye. “Ermeniler ile çalışmak sapkınlık ve alçaklıktan başka bir şey değildir” şeklinde cevaplar verilmiş. Son olarak bu haberler daha da absürt bir hâl aldı. “Ermeni istihbaratı tarafından öldürülecekmişim ve bunun suçu Azerbaycan’a atılacakmış.” Benim üzerimden ikinci bir Hrant Dink olayı yaratılmaya çalışılıyormuş. Ben aslında Azerbaycan basını tarafından asla tehdit edilmemişim. “Ermeni iti”, “kan bozuk”, “ajan”, “senin gibiler cezasız kalmamalı” gibi sözler kınamadan öteye gitmiyormuş. Oysa ölüm tehdidi bile aldım. Hakan Altun adında bir ülkücü beni öldüreceğini söyledi.

Polisten koruma talebin veya Azerbaycan hükümeti nezdinde bir girişimin oldu mu?

Poliste koruma talebim olmadı. Azerbaycan hükümetine bir girişimim olmadı hayır. AncakAGOSHakan Altun ile ilgili suç duyurusunda bulundu.

AZERBAYCAN’DA MUHALİF BASIN HEDEFTE

Azerbaycan’da bir çok muhalif gazeteci hedef alınıyor. Bu konuda Türkiye'nin suskunluğu nasıl yorumlanmalı. Türkiye'de basının durumu daha farklı olsaydı Türkiye'nin sözünün bir ağırlığı olabilir miydi?

Türkiye’nin bu konudaki sükûneti ilginç tabi. Uzun zamandır da böyle. Dediğin gibi Türkiye’de basın özgürlüğü olsaydı belki böyle olmazdı. Ama liderler arasında belli ki karşılıklı kınamama anlaşması var. Şimdiye kadar Türkiye’nin iktidar partisi Azerbaycan’da yapılan onca insan hakları haksızlıklarına bir şey diyemedi. Ben sadece şunu anlamıyorum, ne zaman Karabağ kendi ülkemiz içince ayrımcılık yapmamızda konu oldu. Nasıl oluyor da Karabağ ve çevresinde işgal edilmiş topraklardan evlerinden atılan insanların insan hakları mesele edilirken suçsuz yere hapse atılmış insanlarımızdan hiç konuşulmuyor. Hepsi insan değil mi? Neden kimse rüşveti ülkemize sokan ve hayatımızın bir parçası yapan hükümetimizi sorgulamıyor? Neden hırsımızı farklı düşünen insanlarımızdan alıyoruz? Biz ne zaman kendi insanımızdan nefret etmeyi öğrendik? Ve bu ne zaman kahramanlık simgesine dönüştü? Ülkesini seven genç bir Azerbaycanlı olarak anlamakta zorlanıyorum.

Arzu Geybullayeva kimdir?

Bilkent Üniversitesi uluslararası ilişkiler mezunuyum. Bilkent’ten sonra eğitimime London School of Economics’de devam ettim. Orada global siyaset üzerine mastırımı yaptım. Çeşitli kurumlarda bir kaç sene çalıştım. Arada Bakü’ye dönüp orada çalıştım. İstanbul’a geri döndüm ve 2011’den beri “freelance” yazar, sosyal medya eğitmeni ve aynı zamanda halk diplomasisi olarak tabir ettiğimiz alanda işlerime devam ediyorum. Şu sıralar gazeteci/yazar kimliğim ağır basıyor. Asıl alanım Azerbaycan ve ülkenin iç ve dış politikası. Ülkemdeki insan hakları ve basın özgürlüğü ile ilgili sıkça haber hazırlıyorum. İtalya’da Osservatorio Balcani e Caucasoadında bir platform için yazıyorum. Ayrıca Azerbaycan hakkında haber yapan Meydan TV’nin İngilizce haber sayfasının editörüyüm. Yazar şapkamı çıkardığımda bir arkadaşımla beraber yürüttüğümüz sivil toplum örgütün projeleri ile ilgileniyorum.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar