• 23.11.2021 06:49

Bu sözleri mutlaka bileceksin:

“Bu dünyada olup bitenlerin olup bitmemiş olmaması için ne yapıyorsun?”

Bir şey yapmadığın gibi bir de umarsız/lakayıt davranıyorsun. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Markete gittin; ‘fiyatlar gayet uygun’ dedin… Bir ayı bulmadı, bu kez gittiğin marketin raflarındaki mallara, fahiş fiyatın yanı sıra bir de ‘kota’ geldi. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

‘Düzeni’ düzenlemek adına ‘şu fakir kuluna yetki ver’ dedin; aldın, dünya zenginleri arasına girdin. Ama, fakir kula yetki veren fakir kulların, inim inim inlemeye başladı. ‘Düzen’ değişmedi, düzülen de hiç değişmedi. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Şu yoksul kulun; faiz, kur nedir, hiç bilmedi ki! Lakin, ‘faiz haramdır’ dedin, NAS’a dayandırdın. NAS Kur’a dayandı, kur YAS’a dönüştü. Madem NAS’dı da, niye hiç kaldırmadın! NAS oldu YAS! Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Dolar’ı artık öğrendik. Cebimizde olduğundan değil; elektrik, doğalgaz, yağ, şeker, un derken KAZIK yediğimizde anladık. Lakin, 5’li çeteye emanet ettiğiniz, pek de övündüğünüz yollara, köprülere, tünellere ödediğiniz ‘dolarlar’, milletin orasına koymaya niyetlenen emperyalistlerin ceplerini doldurmaya başladı. Adam, ‘milletin orasına koyacağım’ dedi; dediğini de yaptı. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Üstüne üstlük karaktersiz adamınız çıktı; milletin orasına koyarak geçinen emperyalistleri savunmak için; “Cebinde parası olmayan eski yolu kullanır” dedi. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Bu ülkenin üniversite mezunu pırıl pırıl gençleri, gelecekleri için yurttan kaçmaya başladı; gidemeyenleri biçare avare hale koydunuz. Lakin, ‘kulluk’ hale getirdiğiniz yandaşlarınıza makam dağıttınız. Abi’lerine de çifter maaşı yasayla garanti altına aldınız. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Benim annemi akşamın karanlığında ‘ucuzdur’ diye pazara çıkmaya, babamı fabrikasındaki yemek karavanasından çocukları da yiyebilsin diye meyveleri/tatlıları eve getirmeye mecbur bıraktınız. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Bizim yoksulluğa sürüklenmemizi göze alarak kendini ve çevreni zenginleştiriyorsun. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Eskiden önünde secde ettiğin, icraatın içinde yer almış, Cumhurbaşkanın, Başbakanın, Bakanların, ‘yanlış yapıyorsunuz’ diye seni uyarıyor; ama bir bulgura, bir makarnaya, bir kömüre biat eden sen reislik taslıyorsun. Lakin, ‘yanlış yapıyorsunuz’ denildiğinde ‘yanlış’ çıkıyor, sen buna ‘aldandık’ diyorsun, işini Allah’a havale ediyorsun. Allah sizi affeder mi bilmiyorum, ama ben seni hiç affetmeyeceğim!

Hırsızlık yap, ‘hırsız bizden’ de, yolsuzluk yap, ‘yolumuz bu’ de, yasaları hiçe say, ‘arkadan gelsin’ de; sonra da mubah niyetine, alnını secdeye koy, beka de, vatan/millet/sakarya de. Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Sen hiç kendine bakmıyorsun, çevrendekileri de görmüyorsun ya; hep bir dış güç arıyorsun ya; sen aslında ak parti olmayınca bir şey olamayacağını da biliyorsun! Bu yüzden seni hiç affetmeyeceğim!

Ben seni affetmem de; sen de buna pek kayıtsız kalırsın da; bir gün aynaya baktığında VİCDANIN seni affeder mi?