• 27.09.2021 06:50

Dün Almanya, Avrupa ve Dünya için önemli bir gündü…

Almanya’da genel seçim yapıldı. Siz bu Tırmık’ı okurken Federal Almanya’da parlamento (Bundestag) seçimleri sonuçlanmış ve kesin sonuç biliniyor olacak. Seçimi başkent Berlin’de izlemekte olan Fulya Canşen ve Metin Kaan Kurtuluş’tan oluşan T24 ekibi ve İstanbul’da seçim masasının başında oturan Barçın Yinanç arkadaşımız bu önemli seçimi ayrıntısıyla, yorumuyla T24 okurlarına aktarmış olacaklar.

Yani bugünlük bana söz düşmez…

*   *   *

Bugün Türkiye için önemli bir gün.

HDP, uzun süredir hazırlığını yaptığı ve son günlerde CHP, İYİP ve DEVA partilerinden gelen açıklamalar yüzünden daha da büyük önem kazanan “Tutum Belgesi”ni açıklayacak.

HDP’nin Tutum Belgesi sanırım ve umarım CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorunu konusunda HDP’ye yaklaşımıyla ve Sezai Temelli arkadaşımızın –bence-  yersiz ve zamansız çıkışıyla patlayan “Muhatap kim” sorusuna da açık seçik bir cevap olacak.

Hatırlayın, Kılıçdaroğlu, Kürt sorunun çözümünde muhatabın HDP olduğunu önce kendi hayatını konu alan bir belgeselde belirtti. Ardından daha da vurgulu olarak bu yaklaşımın CHP’nin resmi görüşü olduğunu açıklığa kavuşturdu.

Ardından aralarında HDP’ye yer verilmeyen 6 siyasi parti, parlamenter sisteme geçişle ilgili yol haritası için aynı masanın başında toplandılar.

Aynı günlerde İyi Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener Halk TV’deki söyleşide HDP ile seçim sırasında bir işbirliğine “hı” demedi ama “ı-ıh” demeden partisinin tutumunu ilerideki günlere bıraktı. (Bu arada yeri gelmişken Halk TV’deki Akşener söyleşisinde gösterdiği meslek ustalığı ve hüneri için Suat Toktaş arkadaşımıza buradan hak ettiği alkışı yollayalım). 

Bu siyasete beklenmedik bir hareket getiren açıklamaların eğer bencileyin AKP medyasının ağır toplarını ve yazarlarını titizlikle izlediyseniz AKP ve MHP saflarında yarattığı panik gözden kaçacak gibi değildi.

Yine de…

Evet yine de siyasette, hele hele Facebook, Twitter gibi mecralarda ve blog yazarlarında “Muhatap kim” sorusu üstüne ahkâm kesme merakı ve ısrarı sürüp gitti ve gidiyor.

*   *   *

Tırmık’ta, dahası T24’de, dahanın da dahası Kürt sorunu ve çözümü üstüne sağlıklı düşünüp yazıp çizen meslektaşlarda “Kürt siyasal hareketi” terimi öncelikli ve ağırlıklı kullanılır. Çünkü bilinir ki aynı sosyal ve siyasal kökenden doğan ama farklı mücadele tercihleri olan örgütlenmeler için bu terim kapsayıcı ve kucaklayıcı bir anlam taşıyor. Deyim uygunsa aynı ağacın köklerinden fışkıran dallardan söz ediyoruz.

Kısaca “Kandil” diye adlandırılan güç, silaha başvurarak, ağırlıklı olarak Türkiye'dekiler olmak üzere, dört ülkeye dağılmış Kürtlerin tümüne hitap etme iddiasıyla hareket ediyor.

Kısaca “İmralı” diye adlandırılan güç (evet: Güç) ise tek başına Abdullah Öcalan demek. Ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkûm edilen Öcalan, benzer cezaları almış başka hükümlülerden farklı olarak İmralı Adası’nda ve mutlak tecrit koşullarında tutuluyor.

Bu tecrit koşullarının hukuksal bir açıklaması, daha da önemlisi dayanağı var mı? Varsa bile ben bilmiyorum. Bu güne kadar bilene de rastlamadım. Yaşadığı koşullarda Türkiye’de olup biteni ne kadar izleyebiliyor; haber alma kaynakları nedir ve kimlerdir; bu kaynakların ona aktardığı bilgiler ne kadar gerçeği yansıtıyor bilinmiyor. (Televizyonda sadece A Haber izletiliyor, gazete olarak da Sabah filan okuyabiliyor deseler şaşırır mısınız? Ben şaşırmam)

Bütün bunlara rağmen Abdullah Öcalan Kürt siyasal hareketinin bileşenlerinden biri. Bu gerçeği göz ardı etmek başka bir gezegende yaşıyor olmakla mümkün.

*   *   *

Ve HDP

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 1991’de siyaset sahnesine çıkan, kısa ömürlü HEP’ten sonra kurulan ve ağırlıklı olarak Kürt seçmenlere seslenen ve ağırlıklı olarak onlardan oy alan, HADEPDEHAPÖZDEPDTPBDP gibi birbirinin ardılı partilerin sonuncusu. Ama artık durmuş, oturmuş, 2015’den bu yana girdiği bütün seçimlerde yüzde 10’luk “ayıp barajı” kolaylıkla aşmış, parlamenter mücadelede zengin bir deney birikimine sahip bir parti. Lider kadrosuna sürekli hapishane yolu görünmesine rağmen diriliğini ve etkinliğini yitirmeyen, tersine artıran bir parti.

Şu anda Mithat Sancar gibi çatışma çözümleri konusunda uluslararası bir yetke olarak kabul edilen bir hukuk profesörü eş bakanlığında yürüyor.

HDP yasal bir parti ve parlamenter mücadele yörüngesinden sapmadan yürüyen bir parti. Kürt sorununun çözüm adresinin TBMM olduğunu en yetkili ağızlarından ilan etmiş bir parti…

Böyle oluşu onu Kürt siyasal hareketinin bileşenlerinden biri olmasına elbette engel değil. Onu yok sayarak siyaset yapmaya çabalayan bir “muhalefet partisi” sadece gülünç olmakla kalmaz, kendi ayağına kurşun sıktığını fark edemediği bir aymazlık içinde bocalar durur.

*   *   *

Artık “muhatap kim” sorusuna ve o soru üstünde yürüyen saçma tartışmaya dönelim.

Kürt sorununa içtenlikle çözüm aranıyorsa sorunun muhatabı elbette Kürt siyasal hareketi’ir. En önemli bileşenlerinden birinin HDP olduğu Kürt siyasal hareketi…

Muhalefet için bu kör “muhatap kim” tartışmasından çıkıp HDP ile masaya oturmak kadar yalın bir çözümden ötesi yok.

HDP Kürt siyasal hareketinin bir bileşeni olarak, öteki bileşenlerle en, hatta tek sağlıklı ilişkiyi kurabilecek siyasal kurumdur.

Bugün HDP’nin “Tutum Belgesi” açıklanacak. Dikkatli okunursa HDP’nin masa başında ne diyeceği, hangi ilkeler ışığında yürüyeceği o belgede açıkça yer alıyor.

Yani…

Yani boş verin “muhatap kim” zırvasıyla oyalanmayı; HDP’nin Tutum Belgesi’ni okuyun.

Ben öyle yapacağım…