• 4.10.2021 08:29

HDP dışında kalan ya da HDP’yi dışlamış 6 muhalefet partisi bir süredir bir masa çevresinde buluşuyorlar. Buluştukları haberini duymayan kalmadı. Ama ne konuştukları, nelerde mutabık kaldıkları ancak Ankara gazetecilerinin sızdırabildikleri birkaç haber kırıntısından ibaret.

O haber kırıntılarından birine göre önümüzdeki günlerde, bir araya gelen 6 partinin genel başkan yardımcıları “mutabık kaldıkları” konuları maddeler halinde genel başkanlarına sunacaklar(mış). Sonra da mutabakat metni ya da maddeleri biz yurttaşlara açıklayacaklar(mış).

Yukarıdaki “mış”lar bir küçümsemeyi, bir önemsizleştirmeyi amaçlamıyor. Sadece sağlıklı, sağlam bilgi sahibi olmadığımıza işaret ediyor.

Kimi kaynaklar bir “manifesto” açıklanacağını söylüyor, kimileri bir bildirge (fark ne bilmiyorum)… Kimileri de genel başkanların ortak basın toplantısı yapacağını yazıyorlar…

Ayrıntılara boş verelim. Bu adımlar önemlidir, değerlidir, en önemlisi yararlıdır.

Elbette bugüne dek muhalefet yapmayı  AKP iktidarına ve onun her şeyi olan Reis’lerine lâf yetiştirmekle sınırlayan.. kısır mı kısır bir muhalefet tarzının terk edilmesi önemlidir. Elbette altı partinin ortak bir seçim stratejisi üretmek üzere bir araya gelmeleri, gelebilmeleri önemlidir.

Umalım ve dileyelim, sudan ayrıntılara takılıp attıkları adımlara yenilerini ekleyemeden dağılmazlar.

Yine Ankara gazetecisi meslektaşlarımızdan edinebildiğimiz “haberimsiler”e göre 6 parti bütün seçmenlerini sandık başına taşıyabilse bile HDP’siz bir seçim zaferi elde edemeyeceklerini biliyorlar. Sadece bunu açıkça söylemekten çekiniyorlar.

Eh, bilmeleri bile iyidir. Bir de bilmeyip güçlerini dev aynasında görüp seçimden kendileri burunları fena halde sürtülmüş çıkarlar. Daha da kötüsü iktidarı kendi elleriyle yeniden AKP’ye teslim edip ülkede demokrasiye, yargı bağımsızlığına ilişkin son umut kırıntısını da yok etmiş olurlardı.

Bu konuda eskilerin deyimi ile “ihtiyatlı bir iyimserlik”le beklemekten öte elimizden gelecek pek bir şey yok.

Yok ama bu yazının başına oturtulmuş uyarıyı unutmamalarını, ihmal etmemelerini hatırlatma, uyarma hakkımız var: Genel siyasi af.

Seçimi kazanıp AKP Reisi’ni tahtından, AKP – MHP ortaklığını iktidardan indirdikten hemen sonra Meclis’in ilk kararlarından birinin kapsamlı bir genel siyasi af olacağını şimdiden seçmenlere kendilerini bağlayacak güvenceleri içeren bir açıklıkla söz vermeleri önemli ve yararlı.

Aksi takdirde söyleyecek sözü tükenmiş, moda deyimle “hikâyesi” kalmamış AKP Reisi genel af müjdesini muhalefete kaptırmadan eline alıp top çevirmeye başlar.

Bilmeyen kalmadı. 17/25 Aralık sonrasında başlayan o budalaca darbe girişiminin bastırılmasından sonra hem hızlanıp, hem azan hukuk cinayetleri hâlâ bu ülkenin kanayan bir yarasıdır.

Barış Bildirisini imzaladıkları için tek adamın fermanı (KHK da deniyor hani) ile üniversite kürsülerinden atılan, kimi yurt dışında siyasal göçmenliğin zorlu koşullarında ayakta kalmaya çabalayan, kimileri yurt dışına çıkamayıp kargo şirketlerinde motosikletli dağıtıcılığa kadar nerede ne iş bulduysa girip kirasını ödemeye, bebeğinin sütünü, evinin ekmeğini kazanmaya çabalayan ülkenin yüz akı akademisyenlere kadar…

Ya hapiste ya hapis tehdidi altında adliye kapılarındaki Türk ve Kürt yüzlerce gazeteciye kadar…

Darbeye değil askerliğin katı kuralları uyarınca emirleri sorgulamadan yerine getirmekle yükümlü,  suçları komutanların emirlerine karşı gelmemek olan Harp Okulu öğrencilerinden, erlere kadar..

Gülen Cemaati’ne gönülden ve gönüllü bağlanmış, darbe girişimine katılmak bir yana gönlünü filan yatırmamış olan, “Bizden değil onlardan”  ya da “Bank Asya’nın önünden geçti” gibi ayıp gerekçelerle (gerekçe ?) hapse atılanlara, işinden edilenlere kadar…

Kayyım rektörlere karşı direnen Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve öğretmenlerine kadar…

Halkın oylarıyla seçilip Saray’ın KHK darbesiyle yerini AKP kayyımlarına bırakıp, çoğu hapishane hücrelerinde volta atmak zorunda kalan Kürt illerindeki belediyelerin eş başkanlarına kadar...

(Saymayı unuttuklarım varsa siz ekleyin.)

Sayıları artık yüz binlerle ölçülen, hukuk ya da iktidar zorbalığının kurbanı olmuş bir seçmen kitlesinin yaralarını ancak bir genel siyasal af ilan ederek sarabilirsiniz.

Bu sözü vermekten kaçınmayın ve artık eli kulağında olduğunu söylediğiniz “bildirge”nizde mi, “manifesto”nuzda mı, genel başkanlarınızın ortak basın toplantısında mı?… Yani her neredeyse  bu sözü vermeyi unutmayın ve böyle bir söz vermekten sakın kaçınmayın e mi ?

Yoksa AKP Reisine yalan da olsa, uyutmaca da olsa etkili bir seçim kozu olarak kullanmasının kapısını kendi ellerinizle aralamış olursunuz...

Eh bu de bir demokrasi suçu olur…