• 24.12.2021 06:49

Doların 18 liradan 12 liraya düştüğü saatlerden bugüne kadar tanıdığım tanımadığım, güvendiğim, güvenmediğim ne kadar ekonomi yazarı, bilgesi, alimi varsa hepsini okudum. Yetmedi siyaset erbabının demeçlerini, yavelerini de okudum. O kadar ki TRT'deki programda Bitkisel Bakan'ın gözlerine bile bakmaya bile çabaladım.

O kadar okudum, o kadar çabaladım, tam "Artık anladım" deyip arkama yaslanacağım… Haydaaaa, cevabını bilemediğim yeni bir soru çıkıyor ve ben yeniden yazılara dalıyorum.

Araştırmacı gazeteciliği bıraktım "araştırmacı yurttaş"lığa geçtim.

Kolay değil. Bir haber okuyorsunuz: BİST ikinci kez devre kesti…

Buyrun bakalım. Şimdi bu devre kesmenin doların inişi çıkışı ile ilgisi var mı? Varsa da yoksa da, "devre kesme" ne demek? Google Aleyhüsselam'a başvuruyorsun. Orada da teknik terimle boğulmuş bir açıklama var. Kendi cehaletine kızıp telefona sarılıyor, bizim Barış Soydan'ı arıyorsun… Nafile, telefon meşgul.

Ama benim cevabını kendim bulamadığım sorularım var.

Diyelim birkaç milyon liram var, şimdi bununla hazır ucuzlamışken dolar mı almalıyım yoksa TL'de kalıp AKP Reisi'nin, onun işi çoksa, Bitkisel Bakan'ın aradaki farkı bana ödemesini mi beklemeliyim?

Okuduğum ve güvendiğim ekonomi ulemasından, artık T24'te kapı yoldaşı da olduğumuz Uğur Gürses AKP Reisi'nin ve tayfasının ilan ettiği önlemleri "Arka kapıdan döviz satışının dönüşü" olarak niteledi ve ekledi:

"Açıklandığı kadarıyla dolarizasyonu durduracak araçlar değil, tersine dolarizasyon trenine binememiş olanlara fırsat sunan (…) araçlar…"

Haydi buyrun, buradan yakın. Birkaç milyon Türk liram olsaydı ben treni kaçırmış olacaktım ve AKP Reisi bana kaçırdığım trene binebilme imkanı sağlıyormuş…

Yani bu durumda ben AKP Reisi'ne, Bitkisel Bakan'a filan teşekkür mü etmeliyim?

İyi de Uğur Gürses devam etti:

"…Kamuya potansiyel olarak epey yük getirecek araçlar..."

Haydaaaa. Yav, kamu benim! Yani bu kur korumalı TL mevduat hesabı dümeninden kazığı yiyecek olan benmişim.

Demek AKP medyasının "gazetecimtrak" yazarlarının müjdeleri "Sana iyi bir kazık girecek ey avanak Aydın Engin" anlamına geliyormuş…

* * *

Fark ettiniz herhalde... Ben buraya kadar yazdıklarımı bir kez daha okudum ve hemen fark ettim. Bu eskilerin "insicamsız" dedikleri başı sonu birbirine uymayan, ne dediği pek anlaşılmayan bir yazı olmuş.

Önce yazdıklarımı çöpe atmayı, T24'e de "bugün Tırmık yok" demeyi düşündüm.

Sonra vazgeçtim.

Yav dolar kaça indi, nereye kadar inecek, ileride çıkacak mı, çıkarsa ne kadar çıkacak gibi sorularla ne diye boğuşuyorum ben?

Saçma bu. Saçma çünkü benim birkaç milyon liram yok.

O yüzden Uğur Gürses'e, Barış Soydan'a, tanıdığım başka ekonomi alimlerine soruyorum:

- Abiler rakı fiyatı inecek mi, inerse ne kadar ve ne zaman inecek? Beyaz peynirin ucuzlaması mümkün mü? Mümkünse bu ne zaman olacak? Emekli maaşımla 100 liraya lüfer almam mümkün değil. Dolar inerse lüfer fiyatları da iner mi?

Ekonomist dediğin bu sorulara cevap verebilmeli. Yoksa bana ne kur garantili, dövize endeksli TL mevduat hesabıymış, değilmiş…

Miş miş de miş miş…

* * *

Bir özür notu: Çarşamba günkü Tırmık, okuru öfkelendirecek kadar dizgi yanlışları, hatta düşük cümlelerle sakatlanmış. Birkaç örnek: "Dosya" olacakken "dosyayı" olmuş. Mesela "arasında" yerine "arazında" yazmışım; Gülsen Yüksel'den söz ederken de "meslektaş" yerine "melektaş"

Ben bir "yuf" hak ettim. Sizlerden de özür dilerim…