• 25.01.2013 00:00

 

Hayır, hayır. Bunu ve bu kadarını hak etmedik. Günahımız, suçumuz ne olursa olsun hak etmedik.

Hrant Dink öldürüldüğünde İstanbul’daki en yüksek devlet görevlisi yani  vali olan Muammer Güler, marifetleri ödüllendirilmeye değer bulunduğundan önce terfi ettirilerek müsteşar yapıldı. Yetmedi milletvekili yapıldı. O da yetmemiş dün onu İçişleri Bakanı yaptılar.

Hrant mezarında bir kerre daha döndü.

Ben  “Offffffffff” dedim.

(Az geldiyse eksik kalan F’leri siz ekleyin)

*    *    *

Birgül Ayman Güler. CHP’nin İzmir milletvekili. Üstelik profesör. Hem de kamu yönetimi ve siyaset profesörü. Meclis kürsüsünde gözlerimizin içine baka baka ve Meclis tutanaklarına geçire geçire konuştu. Tutanaktan aktarıyorum:

“…Bana Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz…”

Hımmm…

Ortaokul öğrencileri için Türkçe sözlükten aktarıyorum:

Milliyet: Milli nitelikleri taşıma, milli  olma durumu…

Ulus: Millet…

Meclis tutanağında profesör hanımın yukarıda aktardığım cümlesinden hemen sonragelen cümleyi aktarıyorum:

“CHP ve MHP sıralarından alkışlar…”

Offfffffff !..

(Az geldiyse eksik kalan F’leri siz ekleyin)

*    *    *

Yetmedi, hem milletvekili, hem profesör hanım çıktı TV kameralarının karşısına ve sözlerinin arkasında durduğunu, CHP’nin parti programında da böyle yazdığını gerine gerine söyledi ve söylerken de aklımızla, bilgimizle alay edercesine söylediklerinin “bilimsel” olduğunu belirtti.

Yine yetmedi. Bir TV programında  Anayasa Profesörü Süheyl Batum dakikalarca miting konuşması yapıp “Türk milleti” teriminin Kürtleri de kapsadığını anlattı. Sonuna kadar seyrettim ve…

Offfffffff !..

(Az geldiyse eksik kalan F’leri siz ekleyin)

*    *    *

Bu yazı 24 Ocak günü yazılıyor.

Arkadaş, ideolojik hasım, aynı evi paylaşan iki bekar genç. Birinin adı Aydın (Engin), ötekinin Uğur (Mumcu).

Ankara Cebeci’de duvarları rutubetten sırılsıklam bir bodrum katı…Mutuk şarabı (Şişesi 115 kuruş. Şişe depozitosu 25 kuruş). Turşu, beyaz peynir, helva ve ekmek. İç içebildiğince; tartış tartışabildiğince…

- Bir fabrika dolusu işçiyi bilinçlendireceğime bir albayı bilinçlendiririm daha kolay…

- Sen darbecisin.

- Sen uvriyeristsin (=İşçi kuyrukçusu)…

- Cuntacı sapık…

- Uvriyerist sapık……

- Haydi içelim…

- Şerefe…

- Ne şerefi Devrime !..

- Devrime !..

24 Ocak. Patlayan bir bomba. Havaya uçan bir araba. İçinde arkadaşım, siyasi hasmım.

Offfffff!..

(Az geldiyse eksik kalan F’leri siz ekleyin)

*    *    *

Adalet dağıtmakla görevli ve yükümlü bir mahkeme hiç bir yeni kanıt, hiçbir yeni bulgu olmaksızın daha önce üç kez beraat kararı verdiği bir davada bu kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. 

Bir 12 Eylül askeri mahkemesinin  Doğan Öz’ün katili  için verdiği idam (Bugünkü ağırlaştırılmış müebbed hapisin o günkü bire bir karşılığı) cezasının Askeri Yargıtay tarafından bozulması üzerine “Mahkememiz sanığın bu cinayeti işlediğine emindir. İdam kararımız adalete uygundur. Ancak üst mahkeme olan Yargıtayın kararına yasa ve Anayasa gereği uymak zorundayız. O yüzden beraat kararı veriyoruz” dediğini hatırlıyorum.

O yüzden bence  Pınar Selek’i mahkum eden İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarihe geçti.

Tarih bu mahkemenin kararını şöyle yazacak:

O gün Türkiye’de adalet müebbet hapse mahkum edildi…

Kimse de kalkıp “Tarih yanılıyor” demeyecek.

Bana düşense:

Offffffff !..

(Az geldiyse eksik kalan F’leri siz ekleyin)