• 30.12.2019 00:00

  Bir dizi ucuz roman yazıyor olsaydım (hem belki yazıyorumdur da) son cildin başlığı bu olurdu: Trablusgarp Banzai! Hani şu Gérard de Villiers’nin SAS serisi gibi. Yılın son yazısı bu. “Hah ufukta görünen akıl galiba” derken, bir de ne görelim, meğer görünen dış politika tünelinin ucundaki barış, müzakere, diplomasi ışığı değil üzerimize gelen savaş, çatışma, hamaset katarının kiklopumsu farıymış.

Bu defa tasarlanan sınırötesi değil iki bin kilometre uzaklıkta denizaşırı amfibik harekât. Negzel de mi, yarın TCG Anadolu da hizmete alınsın, dizeriz güvertesine SİHA’ları, salarız Libya açıklarına. Aranan savaş nihayet bulundu, müjde. 8 Ocak’ta teskere TBMM’ye gelirken, aynı gün sanırım Rusya Devlet Başkanı Putin de Ankara’da olacak. Moskova’da günler süren müzakerelerden sonuç çıkmadı. Dışişleri “temasta kalalım” anlamına gelen bir açıklama yapmakla yetindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın apansız gerçekleşen Tunus seferinden de “gol” sesi duyulmadı. Herhalde orada hedeflenen harekât için Libya’nın batısından Sarraç’ın başbakanı olduğu Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) lojistik hat açmaktı. Ayrıca, Cezayir ile birlikte Tunus desteği alınarak Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’ye diplomatik karşı ağırlık oluşturulmak istendi. Şimdilik bu girişimlerin akim kaldığı görülüyor.

Bugünden yarına TSK unsurlarının Libya’nın UMH denetimindeki bölgesinde konuşlandırılması beklenir mi? Deniz ve hava unsurlarını içerecek topyekûn bir savaşa, müteahhitlerin 25 milyar ABD doları toplamına varan alacakları yanmasın diye ve olursa, birkaç petrol sahasına çökmek adına girmeye değer mi? Bıkmadınız mı şu fiili olağanüstü hali biteviye uzatmaktan, sündürmekten?

Çad, Nijer ve Sudan’dan Hafter’in Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) paralı asker akışı sürüyor. Rusların Wagner’i de, Vega’sı da orada. Mısır LUO’nun hava kuvvetlerini takviye ediyor. Hafter, Scud-B füzeleri ve Kornet tanksavar silâhları da edindi. Takım tutar gibi LUO’cu veya UMH’ci olmaya gerek var mı? Fransa ve Rusya iki tarafa birden “oynuyor” uzaktan. Biz iki tarafı bırakın, Kahire, Şam, Tel Aviv, Abu Dabi, Riyad, köprüleri atmadık başkent bırakmadık bölgede.

Kanal İstanbul’a kazma vuruyoruz. Boğaz’da gemileri karaya oturtuyoruz. Pininfarina’nın tasarladığı elektrikli otomobili, montaj sanayisiyle Gemlik’te üretip, sübvansiyon ve korumacılıkla alınabilir fiyattan 2022’de piyasaya sürerken, “ön satış” diyerek, “sat-yap” yaklaşımını benimsiyoruz. Halkımıza çay paketleri atarak coşuyoruz. Kavala’yı, Demirtaş’ı ve onların simgelediklerini yurttaşlıktan azlediyoruz. Son dönemin altyapı projelerini Çin’e satarak, geleceğimizi ipotek altına alıyoruz.

Sözü uzatmaya hacet yok, madem öyle “tora, tora, tora”: Bekle bizi, çılgın Türkler geliyor Libya! Bakalım 2020’ye de böyle girelim, mutlu yıllar dilerim.

*Libya’da güncel durum konusunda ayrıntılı bilgi edinmek okurlar dilerlerse 45 dakikalarını ayırıp değerli uluslararası ilişkiler uzmanlarından Yörük Işık’ın açıklamalarını izleyebilirler.