• 2.05.2021 18:41
  • (120)

“Herkes kendi kaderini yaşar yârim / Dünyadan sonra bir hayat daha olsa / Bu mevzu ikimizi de aşar yârim / İsyanlar çıksa âşıklar ayaklansa” – ben bu şarkıyı, nereden çıktıysa, kim unuttuysa Bağdat’tayken resmi servis aracındaki yegâne kasetti, orada dinlerdim Gülben Ergen’in sesinden. O günkü derdim* başkaydı da, bugünden bakışla, güftenin kimi eski/yeni hariciyeci erbabı ve “milli davalarımız” izleğine cuk oturduğunu düşünüyorum. Hani fabrika ayarları, “default setting” gibi.

Bununla birlikte, bir de belki “benim oğlum bina okur, döner döner baştan okur” gibi bir özgür çeviri yapabileceğimiz, Isaiah Berlin’in ünlü denemesindeki "tilki pek çok şey (numara?) bilir, kirpi tek bir büyük şey bilir” özlü sözü var -ki iki muradımı da yeterince özetliyor sanırım. Önce, her sıkıştığında, Türkiye devleti döner bir başta Kürtlerden, ardından içerideki özgürlükçü muhaliflerden alır hışmını. Sonra, dışarıda Irak’a sınırötesi harekât yapar ve Kıbrıs’a bayrağı yine, yeniden diker.

Yukarıda değindiğim biteviye, “doldur-boşalt” (sözde) eylemselliğin, aktivizmin uygulayıcıları olarak da belirli bir tip, “model” hariciyeci yetiştirir. “Yetiştirir” diyorum, bu demode terimi kullanarak, çünkü hariciyeci, kökeni, eğitimi, birikimi, dünya görüşü ne olursa olsun meslek içi eğitimle, gelenek- görenekle ve usta-çırak ilişkisiyle yetişir. Mesleğin doğası gereğidir ve kendi içinde fena bir şey de değildir bu durum. Ancak aynı insanı, cehennem donsa, bağlamlar taklalar perendeler atsa, yerküre yerinden oynasa tekrar doğurur bu sistem. Kasa her zaman kazanır, bir başka deyişle.

ABD Başkanı Ermeni Soykırımı’nı 24 Nisan açıklamasıyla kayda mı geçirdi? Bas düğmesine konuşsun. Sivil toplum, akademi hareket geçmeli. Çok geride kaldık bu konuda: Ermeni Tezleri, ASALA, ya tazminat talep edilirse, eski davalar, eski duruşmalar, davalar, uluslararası uzmanlar, kime ne kaynak ayrılmalı? Ah hiç okumuyoruz milletçe. Okusak, Perinçek perişan etti misal. Acıları yarıştırmayalım, trajedi, adil hafıza. Bunlar hep yapılıyordu, artık yapılamıyor. Bakanlıktaki derin birikim heba olmamalı. Yüzyılların imbiği. Gergef gibi işlenen diplomasi. Ölene kadar müzakere. Siniri alınmış bonfile.

Kıbrıs. O konu 74’te çözüldü. Bakınız Hatay. Maalesef çok zaman kaybedildi. Rahmetli Denktaş. Bir çıkartma gemimiz dahi yoktu. Oysa şimdi? Rum-Yunan ikilisi. Anastasiades’i teke tekte kafakola aldık, o da tüccar adam zaten, o iş bende sıkıntı yok. İngiliz de AB’den çıktı ya, sırtında yumurta küfesi mi var? Ersin Tatar, hakeza, adam gibi adam. Akıncı’dan kurtulduğumuz çok iyi oldu, satacaktı az kaldı. Eskiden şey vardı bir ara onun gibi. Hah, Talat. Hem hayır diyen GKRY, bölük haliyle tüm adayı temsil ettiği safsatasıyla GKRY’yi üye alan AB. Öyle de, neyse.

Kürtlerin beynine beynine. Pardon, PKK’nin inine olacaktı. Metina’da üs. Açıklama kimden? Ne MSB Akar, ne Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu. Açıklamayı İçişleri Bakanı Soylu yapıyor. Herhalde kaymakam yardımcısı görevlendirme vesaire Suriye’de olduğu gibi o cihetten ön almak adına.  Gara önemli. Neden? Kandil’in Rojava bağlantısı kesilecek. Ha, tamam oldu o zaman. Bütüncül, çok boyutlu, tutarlı ve (affedersiniz) demokratik çözüm Kürt sorununa? Sivil kanadın işidir. Bizim işimiz son terörist kaçacak delik arayana kadar.

Ah be halkımız da bassa şu mührü doğru yere. Olmuyor mu? Nüfus hareketleri, il sınırları, seçim bölgeleri, karşı hamlemizi yapar işi bitiririz. Ne mozaiği, mermer ulan mermer. Bak, çıkabildi mi senin Selo, AİHM kararı paçavra oldu, Kobane Davası’nı erteleye erteleye bir beş sene de böyle geçer. Bunun daha var kimleri kimleri. Kimseyi bırakmayız. Son barışçıl siyasetçi alınana dek. Hariciyeci anlatacak dışarıya. Sizde de yok muydu ETA, IRA, FLNC falan filan diyecek işte. Anlatır zaten. Her şey tamamen duygusal. Çizgi oynar mı yüzünde, donuk bakışlarda ifade değişir mi? I-ıh. Cehennem donsa.

Dolaştık geldik mi milli davaları? Tadat etmek deriz biz. Biz derken yani hariciyede. Vaşington’dan MEI Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol önemli bir şey söyledi ArtıTV’deki son Dünya Ve Biz’e konuk olduğunda: Ankara, S-400’ler konusunda güvenilir bir çözüm önerisi sunsa, bu soykırım açıklamasının yapılmayacağına kani olduğunu ifade etti. İşte bakın eğer oyun oynayacaksanız, buralardan oynayabilirdiniz. Bizim diplomatik oyunun ise bir yanı karakucak, diğer yanı ‘60 model düşük çorap, alında bukleler, sanırsın Omar Sivori.             

Özcesi, “dediler başkan geliyor…” uyarısına vereceğiniz yanıtla başlar geriye kalan hayatınız. Eğer yaşayacaksanız. Yoksa sabit bakışlarla devam edersiniz. Yüzünüzde çizgi oynamaz. Geriye çekil, koş hızlan gel o duvara kafa at. Duvarın sıvası dökülür en fazla. Anlatamazsınız. Nitekim anlatamıyorum, farkındayım. Ha Ali Veli, ha Veli Ali demem ondan. İkili dedik madem, önde CHP-İYİP ikilisi, arkalarında Deva-Saadet-Gelecek üçlüsü iktidara geldiğinde ilk seçimde, ne değişecek milli davalarda, henüz onu anlamadım. “Mesele o değil, sen tamamen yanlış anlamışsın mevzuyu” dediğinizi duyar gibi oldum, eyvallah. Ben yazmamış olayım, siz okumamış.

*Bahadır Boysal’ın yıllar yıllar önce gördüğüm bir acıyla nara atan Çukurovalı/Adanalı erkek karikatürü vardı. Onu bulabilsem buraya koyardım görsel niyetine. Boysal bence en yetenekli çizerlerimizden. Yeri gelmişken hem çok yetenekli çizerlerimiz var, hem bir çizgi roman yayımcılığı rönesansı yaşanıyor sanki: Karakarga, Baobab vs vs.