• 16.04.2012 00:00

Geçen hafta başlayan 28 Şubat ile ilgili gözaltı dalgası kamuoyunda “fail” ile “azmettirici” tartışmasını başlattı. Bir suçu işleyen kişi ile, o suçun işlenmesine yol açan ortamı hazırlayan, faili suç işlemeye yönelten ve suçun işlenmesini teşvik eden kişiler arasındaki ilişkiler ceza hukukunun en karmaşık konularından biridir.

1996-1997 yıllarındaki Refahyol hükümetinin İçişleri Bakanı ve şimdi MHP milletvekili olan Meral Akşener önemli açıklamalar yaptı. Sn. Akşener ile ilgili haber şöyle:

“Meral Akşener, soruşturmanın işbirlikçilere kadar uzanmasını istedi. Akşener, ‘O dönemde en derin krizlerden birini çıkaran Emniyet Genel Müdürü Alaattin Yüksel, bugün Ankara Valisi’dir. Bu tür arkadaşlara dikkat çekmek isterim’ dedi. Soruşturmayı olumlu bir adım olarak gördüğünü, ancak ilerlemesine bakacaklarını kaydeden Akşener, şöyle konuştu: ‘Dikkat çekmek istediğim konular var.Birincisi, 28 Şubat’ın işbirlikçileri vardı, bu işbirlikçilerin bir kısmı, süreci o gün en şiddetli şekilde alkışlayanlar, nedamet getirdiğini söyleyip, şu anda sosyal ve yazın hayatımızda baş tacı ediliyor. Sayın Çevik Bir ve arkadaşları da ‘Ben nedamet getirdim, özür dilerim’ dediği zaman baş tacı edilecek midir?”

İkincisi, yargı mensuplarının brifinge gitmeleriyle ilgili. Korkmuşlardır, gitmişlerdir ona bir şey demiyorum ama sekiz dakika ayakta alkışlayan bu yargıçların bugün hangi görevleri yaptığını ve hangi kararları verdiğini bilmek isterim.”

Üçüncü konu ise o dönemde devlet ve sivil bürokrasi içinde işbirlikçiler vardı. ... Akşener, başka bir soru üzerine de soruşturmanın bütün işbirlikçilere uzanması gerektiğini belirtti.” (Yeni Şafak, 14 nisan)

Sn. Akşener’in tesbitleri önemli. Tabii ki askerler 28 Şubat dehşetinin asli failleridir. İnsanları fişleyen, işten attıran, genç kızları üniversite kapılarında süründüren, eğitim sisteminde keyfî değişiklik yaparak ülkemizde mesleki eğitimin çökmesini sağlayan onlardır. 28 Şubat sürecinde bütün toplum üzerinde bir psikolojik operasyon düzenlenerek bir cadı avı başlatılmıştır. Org. Çevik Bir ve arkadaşlarının bu işlerden birinci derece sorumlu tutulmaları ve yargılanmaları gerekir. Ama onlar bütün bu işleri yalnız mı yaptılar? Sn. Akşener haklıdır, yalnız değildiler!

Ankara’da o günlerde yapılan toplantı ve kokteyllerde Org. Çevik Bir ve arkadaşlarının etrafında, “Paşam, ne duruyorsunuz? Bir şeyler yapın!” diyen Çankaya ve Gaziosmanpaşa çevrelerinin tayyörlü, sarı meçli saçlı ve zımbalı pabuç giyen gülleri vardı. Ayrıca, “İslamcı sermaye geliyor” diye korkan İstanbul burjuvazisi de işbirlikçi olarak sayılabilir. Bunlara bir de gazetelerinde korkunç manşetler atarak, sürece destek veren basın mensuplarını da ilave edersek suçun işlenmesinin “doğallaştığı” sosyolojik ortamı daha iyi anlarız.

Sn. Akşener, darbecilerin bürokrasi içinde de işbirlikçileri olarak Genelkurmay’daki brifingleri ayakta alkışlayan yargı mensuplarını örnek veriyor. Evet, suçun asli failleri olan darbeciler içeri atılıp, azmettiriciler ve işbirlikçiler cezalandırılmazsa ne olacak?

Aslında, bu soru 1945 sonrası Almanya’da kurulan Nürnberg Mahkemelerinin de temel meselesidir. Biliyorsunuz, Nazilerin insanlık suçu işlemesine, 6,5 milyon Yahudi’nin gaz odalarında öldürülmesini fikren destekleyen herkes o mahkemelerde yargılanmadı. Elebaşılar asıldı veya hapsedildi. Destekçiler veya azmettiriciler de kurtulmuş oldular.

Tabii ki “1000 yıl sürecek” denen otoriter rejimlerin tasfiyesi herkesi içeri tıkarak olmaz. Bu rezilliğin bir daha olmaması için zihniyet değişikliği gerekir. Zihniyet değişikliğine giden yol ise önce yasal değişikliklerden geçer. Fakat sadece yeni anayasa ile iş bitmez! Askerî okullarda okuyan öğrencilerin büyüyünce darbe yapmasını meşru kabul eden askerî eğitim sisteminin de değişmesi şarttır. Genelde, eğitim sistemini tartışırken de 4+4+4 gibi anlamsız formüllerle değil, ciddi müfredat ve ders kitabı değişiklikleri ile meseleye eğilmek gerekir.

Son olarak şunu söylemeliyim: 1997’de RefahYol döneminde Tansu Çiller ile Meral Akşener’in bir kış günü asker parkası giyerek Ankara’da Emniyet Özel Kuvvetler’in gösterisine katıldıkları günü ve o törenle ilgili tv görüntülerini bendeniz bugün gibi hatırlıyorum. O törende, Akşener ve Çiller’in “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik” havası içinde Mehmet Ağar ve arkadaşlarının yanında kıkırdadıklarını görmüştüm. Yine onların döneminde Kürt bölgesinde yüzlerce köy yakıldı, faili meçhul cinayetler işlendi ve terörle mücadele adına eroin ticareti dâhil korkunç işler yapıldı. Sn. Akşener’in tesbitleri önemlidir, ama önce kendisinin de bir ideolojik nedamet sürecinden geçmesi gerekmiyor mu?


[email protected]