• 30.04.2012 00:00

 1980 yılı başında, o zamanki ismi İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi olan Marmara Üniversitesi’nde akademik hayata adımımı attım. Beni asistan olarak kürsüsüne kabul eden hoca, Prof. Mübeccel Kıray’dı. Dile kolay, otuz küsur yıl geçmiş! 2006 yılında Marmara’dan emekli oldum, şimdi İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde akademik çalışmalarımı sürdürüyorum. Düşünüyorum da, eğer Mübeccel Hoca olmasaydı, acaba ben akademik hayata başlayabilir miydim? Herhalde, benim gibi delibozuk ve sivri dilli bir genç adamı kimse asistan olarak yanına almazdı! Mübeccel Hoca’ya çok şey borçluyum.

O yıllarda, öğrenciler arasında ismi “Şişli Siyasal” olan iş hanından bozma üniversitede epey delişmen asistan vardı. İlk aklıma gelenler Ali BayramoğluGünay ÖzdoğanSema ErderNihal İncioğluFiliz KardamYüksel YalovaOrhan Koçakİbrahim AnılBinali Doğan ve Erol Katırcıoğlu. Mübeccel Hoca’nın hepimizin üzerinde kesin bir otoritesi vardı. 12 Eylül darbesinden sonra üniversitelerde uygulanan baskıya dayanamayıp istifayı basmadıysak, bunda Mübeccel Hoca’nın payı büyüktür. Hoca, sürekli olarak, bu günlerin geçeceğini ve hayatın normalleşeceğini bizlere telkin ederdi. Toplumsal değişme süreçlerini anlamaya hayatını vermiş bir akademisyen olarak bizlere değişimin uç verdiği, görünürlük kazandığı alanları işaret ederdi. Sıkı bir pozitivist olarak, değişimin semptomlarını tesbit etmek ve onları bir bütünlük içinde değerlendirmek konusunda inanılmaz yetenekliydi. Toplumsal değişme dalgalarının kitleleri, insanların zihniyet dünyasını nasıl değiştirdiğini çok iyi yakalardı. İyi yetişmiş bir sosyal bilimciydi. 1940’larda Ankara Üniversitesi, DTCF’de oluşan ve sonra da Milli Şef yönetimi tarafından dağıtılan akademik çevrenin ürünüydü. Behice BoranNiyazi BerkesPertev Naili BoratavMuzaffer Şerif ve o yıllarda Nazilerden kaçan Alman etnologWolfram Eberhard’ın öğrencisiydi.

Bendeniz Prof. Kıray’ın hiç öğrencisi olmadım, doğrudan asistanı oldum. Sonradan o benim doktora tezimin yöneticisi oldu. Kısacası, benim Mübeccel Hanım ile akademik ilişkim esas olarak bir “asistan - profesör” veya “usta - çırak” ilişkisi idi. Ama giderek daha eşitlikçi olan, özellikle emeklilik yıllarında dostluğa dönüşen sıcak bir ilişkiydi. Bugün ülkemizdeki sosyal bilimciler arasında Prof. Mübeccel Kıray’ın yüreklendirdiği ve akademik çalışmaları konusunda destek olduğu kişilerin sayısı az değildir. Derslerini coşku ile anlatan bir hoca olduğu için, öğrenciler onun derslerinde büyülenirdi. Mübeccel Hanım, 1960’ların başında ODTÜ - Sosyoloji Bölümü’nü kurmuş ve 12 Mart 1971 darbesinden sonra baskılardan yılıp ODTÜ’den istifa etmişti.

Geçtiğimiz günlerde, Mübeccel Hoca’nın ODTÜ yıllarından öğrencisi Sezgin Tüzün’ün yayına hazırladığı Değişmenin ve Geçiş Toplumunun Sosyoloğu: Mübeccel B. Kıray (İstanbul, Bağlam Yayınları) başlıklı kitap piyasaya çıktı. Bu derleme sayesinde, hem 2007 yılında kaybettiğimiz Mübeccel Hoca’yı anmak; hem de onun eski öğrencilerinin ve akademisyen dostlarının Kıray’ın ülkemizdeki sosyal bilimlere katkısını değerlendiren yazılarını okumak mümkün oldu. Kitapta Sezgin TüzünBahattin AkşitÇiğdem KağıtçıbaşıNermin Abadan-UnatFerhunde Özbay, merhum Hasan Ünal Nalbantoğlu ve İhsan Bilgin’in yazıları var. Ayrıca Prof. Kıray’ın daha önce yayımlanmamış üç konuşması Filiz Kardam ve kızı Emine Kıray tarafından yayına hazırlanmış ve bu derlemede yer alıyor. Kitabın en hoş sürprizi, Kıray’ın kendi hayatını ve sosyal bilimlere bakışını anlattığı 30 dakikalık bir CD’nin kitapla birlikte ek olarak veriliyor olması.

Geçen akşam, kitabı okuyup ekte verilen CD’yi izledim. Birden, Mübeccel Hoca’yı ve onunla olan sohbetlerimizi çok özlediğimi hissettim. Bana bu duyguyu tattırdığı için sevgili Sezgin Tüzün’e çok teşekkür ediyorum.

Mola!


Taraf
 gazetesinde “Pusu Kültürü” başlıklı ilk yazım 25 Şubat 2008 tarihinde yayımlanmış. Dört yıldan beri her hafta, toplam olarak 200 küsur yazı yazmışım. Yazıların bir kısmı İlginç Zamanlarbaşlığı altında kitaplaştı (Kitap Yayınları, 2011). Çetin Altan üstadımız bu satırları okursa, eminim bana gülecektir! O’nun yazıları on binleri aştı. Ama bendeniz, maalesef Çetin Bey kadar yetenekli değilim. Ayrıca gazete yazısı yazmak, benim ikinci işim sayılır.

İzninizle, artık bir mola almak istiyorum! Önümüzdeki aylarda tamamen akademik çalışmalarıma yoğunlaşmak niyetindeyim. 2008’den bu yana yazdığım yazılara olumlu veya olumsuz tepki gösteren, e-mail yollayan bütün okurlara teşekkür ederim. Tekrar görüşmek üzere, sağlıcakla kalınız.


[email protected]