Bir dönem Ergenekon ve balyoz davaları ile yatıp onlarla kalkıyorduk. Bavullarla belgeler servis ediliyor, dönemin başbakanı bu davalara yönelik eleştiri yapanları darbecilikle suçluyordu.

Kendisini davanın savcısı olarak ilan edecek kadar inanmışlığını beyan eden Erdoğan şimdi Harp Akademilerinde aldatıldığını söylüyor. Elbette herkes aldanabilir, aldatılabilir.  Ancak her konunun doğrusunu bilen hatta aldanmayan ve aldatmayan bir kişinin bu duruma düşmesi  farklı ele alınmalıdır.

Önümüzde iki basit soru var. Birincisi,  böyle bir zatı kim nasıl aldatabilir ? İkincisi, acaba bugün kararlılıkla savunduğu konularda da bir süre sonra aldatılmış olma ihtimali ortaya çıkabilir mi ?

Boşuna bu sorulara ciddi cevaplar aramaya kalkmayın. Çünkü muhtar bile olamaz denilen bir kişi neredeyse başkan olayazmışsa, aklı sorgulanması gereken biziz. Ona halife benzetmesi yapan bir il başkanı, Türk Dil Kurumu sözlüğünden “halife” kelimesinin eş anlamlarından birini önümüze koyup bizi inandırabileceğini düşünüyorsa kendimizden, aklımızdan şüphe etmeliyiz.

Koskoca il başkanı yada koskoca cumhurbaşkanı yalan söylüyor olmayacağına göre yanılan, aldanan, aldatılan, anlamayan ancak biz olabiliriz.

Kozmik oda konusunda aldanmışız, aldatılmışız. Ne bir suikast iddiası varmış, ne de o odada bu konuyla ilgili belgeler aranmış.

Aldanma ve aldatılmanın siyasal boyutu yoğun gündemlerini bir tarafa bırakalım. Hemen her gün taciz ve tecavüz vakalarında hafifletici neden olarak önümüze konulan gerekçelere mağdurlar ne kadar inanıyor olabilir sizce ?

Çocuklara yönelik taciz ve tecavüz davalarında adalet saraylarından çıkan kararlara kim ne kadar inanıyor bilmiyorum ama kadına yönelik şiddet konusu da bundan farksız.

Bir cezaevinde cinayet hükümlüsü koca eşi ile birlikte pembe odaya giriyor. Devletimiz hizmette kusur etmiyor ve meyve tabağı servisi bile yapıyor. Tabi yanında meyve bıçağı da unutulmuyor. Meyve yerken katilin eli kirlenmesin diye. Hükümlü koca önce eşinin boğazını kesiyor sonra kendi bileklerini.

Galiba biz aldanmak ve aldatılmaktan zevk almaya başlayan bir toplum olduk.

Küçük çıkarlar uğruna aldanmaya, aldatılmaya razı olmak, aslında başkasını aldatmaya da meyilli olmanın bir göstergesidir. İlişki ve beklentilerimiz gerçekle yüzleşmemizi engellemeye yetiyorsa, daha çok aldanır, aldatılır ve aldatmaya çalışırız.

  • Abone ol