Mesele ne 7 Şubat Mit meselesiydi ne dershane meselesiydi ne şuydu ne de buydu!..

Konu 17-25 Aralık meselesi de değildi!..

Olay 17-25 Aralık’ın intikamı da değildi!.

Peki, neydi?

Takdir edersiniz ki konu 7 Şubat ya da 17-25 Aralık meselesi olsaydı düşmanlık bu boyuta gelmezdi!.

Düşmanlık olsa bile bir cemaate yönelik soykırıma dönüşmezdi!..

Müslümanlar birbirlerine böylesine bir düşmanlık yapamazlardı!..

Böylesi bir soykırım hükümet ve devlet eliyle hiç yapılamazdı!..

Hele, Akp kendini, kendi varlığını ve konumunu hiçe sayarak bir cemaate böylesine bir düşmanlık yapmazdı!.

Herhangi bir dini grup Akp’ye düşmanlık yapsa bile Akp  dindar(!) kimliğini hiçe sayarak ve bindiği dalı keserek bir cemaati yok etmeye kalkamazdı!..

Ama buna rağmen kalkışmış ve normalde ülke ayağa kalkması ve tepki göstermesi gerekirken tam aksine Akp’ye sahip çıkmış ve destek vermişti!.

Peki, bu imkânsız gibi görünen girişim nasıl başarılmıştı?

Olay çok şeytanca düşünülmüş ve şeytanca planlanmıştı!..

Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuştu ve bahane uydurması gerekiyordu!..

Eğer konu 7 Şubat ya da 17-25 Aralık operasyonları olsaydı konu dershane kapatmak gibi birkaç misillemeyle kapatılır bu boyuta getirilmezdi.

Konu cemaatin bitirilmesi konusuydu ve bu zaten 2004 Mgk’sında kararlaştırılmıştı ve fırsat bekleniyordu!..

Hatta bahane aranıyordu!..

Bunun için toplumun hazırlanması beyinlerin yıkanması gerekiyordu!..

Bu Akp’nin projesi olmaktan öte derin devletin,hakim güçlerin projesiydi ve Akp sadece taşeron ve tetikçiydi!..

Proje  gereği taşeron Akp’nin devleti ele geçirmesi gerekiyordu ve buna engel olan cemaatin de tavsiyesi gerekiyordu!..

Bunun için 2011-2012’den itibaren parti teşkilatları, parti tabanı fısıltılarla dedikodularla hazırlandı.

Sadece partililer değil diğer cemaat ve tarikatlar da hazırlandı!..

Diyanet de hazırlandı!..

Cemaatin devleti ele geçireceği, Fethullah Gülen’in Humeyni gibi gelerek ülkenin başına geçeceği iddia ve iftirası sinsice yayıldı!..

Bunun için cemaat ve tarikatların; imam hatip ve ilahiyat kesiminin psikolojisi zaten hazırdı!..

Zira onlar cemaatin yaptıklarını yapamadıkları için kıskançlıktan kuduruyorlar ve ellerinden gelse cemaati bir kaşık suda boğmak istiyorlardı!..

Onlara bu konuda küçük bir gaz vermek yeterliydi!..

Bu iddia Kemalist ve milliyetçilerin de çok hassas olduğu bir noktaydı!..

Zaten onlar yıllardır bu iddiayı pompalayıp duruyorlardı!.

Bu iddia son 5-10 yıl içinde sistematik biçimde körüklendi ve bu ülkede her şeyi cemaat yapıyor, yaptırıyor, cemaatten habersiz kuş uçmuyor havası estirildi!..

Espriler bile bu söylendiler ve korkular üzerine yapıldı!

Karikatürler bu korkular üzerine çizildi!..

Evet, her şeyi cemaat yapıyordu!..

Ali Bulaç’ın da ifade ettiği gibi cemaat olduğundan çok büyük gösterildi!..

Bu söylentiler zamanla inanca dönüştü ve başta Akp olmak üzere bütün kesimler iyice tahrik edildi!..

Artık zemin hazırdı!.

Artık her şey hazırdı!

Gerekli alt yapı özenle hazırlanmış cemaat yalnızlaştırılmış hesap edilenden daha fazla ve daha başarırlı biçimde cemaat yalnızlaştırılmış ve Akp bütün kesimleri arkasına aldı!..

Hatta öyle ki seçimlere yansıyan sonuçlara bakılıp;

“Cemaat’in oy potansiyeli de hiç yokmuş, %1 bile değilmiş!” vs denildi.

Ama bu gerçeği yansıtmıyordu!..

Zira Akp’den kaçan cemaati oyu kadar hatta belki de daha fazla, özellikle sol ve milliyetçi kesimlerden Akp’ye oy gitmişti!..

Akp’ye selam bile vermeyecek olanlar sırf Akp iyice güçlensin ve cemaati bitirsin diye oy vermişlerdi!..

Erdoğan’ın “Paralel devlet!”  söylemiyle  yürüttüğü cemaat fobisi iyi pirim yapmış ulusalcıları,solcuları,Kemalistleri ve milliyetçileri bile arkasına almıştı!..

Akp’yi  görünce şeytan gibi kaçan bu kesimler psikolojik olarak Akpli yapılmış ve “Dinsizin hakkından imansız gelir!” mantığıyla hareket eder hale getirilmişlerdi!..

Bizim gibi ülkelerde toplum kesimlerini etkilemek,manipüle etmek ve yönlendirmek çok kolaydı ve bu başarılmıştı!..

Cemaat, kendini seven bütün kesimleri  bile bir anda karşısında bulmuştu!..

Artık her şey hazırdı!..

Topluma salınan bu “Paralel devlet!” paranoyasıyla toplum korkutulmuş, aptallaştırılmıştı ve olup bitenleri hiç göremiyordu!..

Toplum sersemletilmişti!..

Adeta  ölüm gösterilmiş sıtmaya razı edilmişti!..

Halk, cemaatin böyle bir şey yapacağına inanmıyordu ama yine de Akp’ye destek veriyordu!..

Cemaatin tertemiz,pırıl pırıl dini kimliğine inanmıyor ama dini kullanarak siyaset yapanların yalan ve iftiralarına inanıyordu!..

Tarihin en büyük yolsuzluk ,arsızlık ve münafıklıklarına  rağmen toplum cemaat korkusuyla Akp’ye yani yılana sarılmış oldu ve o yılan fıtratına uygun biçimde sessiz sedasız biçimde süzülerek devletin bütün kurumlarını sardı sarmaladı ve yerleşti!..

Paralel paranoyası ve iftirasıyla toplumu sersemleten ve dikkatini iyice dağıtan yılan, devlete iyice çöreklendi ve devleti ele geçirdi!..

  • Abone ol