Son üç yıldan beri Ak Parti’yi, Ak Partilileri uyardık.

Uyarmanın ötesinde adeta yalvardık.

Cemaat düşmanlığı Ergenekon’un tuzağı dedik.

Küresel bir tuzak dedik!..

Bu tuzak aslında cemaate değil ülkeye, millete ve özellikle de Ak Partiye kuruldu dedik, dinletemedik.

Ak Partiyi başka bir biçimde bitiremezler sadece bu yolla bitirebilirler aman dikkat oyuna gelmeyin dedik ama yine dinletemedik.

Zannettiler ki derdimiz cemaat.

Zannettiler ki bütün bunları cemaati korumak için yapıyoruz.

Vallahi billahi değildi.

Derdimiz bu değildi.

Zira cemaate hiçbir şey olmazdı o Allah’ın davasıydı, Allah ne yapar yapar onu korurdu.

Şimdiye kadar nasıl korumuşsa yine korurdu.

Hatta cemaate yapılacak her türlü düşmanlık her türlü yok etme gayreti cemaati daha çok büyütmüştü ve yine büyütecekti.

Bizim bütün derdimiz Ak Parti’yi Ak Parti’nin şahsında da ülkeyi, milleti ve Ak Parti’nin ister istemez üstlendiği “dini” misyonu korumaktı.

“Eski dost düşman olmaz, cemaat sizi ta baştan beri en zor zamanlarınızda omzunda hatta başının üstünde taşıdı niçin size düşman olsunlar” dedik yine anlamadılar anlamak istemediler.

Ak Partinin yolsuzluklara bulaştırılmasının da bir tuzak olduğunu, bunların yol yakındayken temizlenmesi gerektiğini söyledik ama nafile biz güzel güzel söyledikçe onlar kötülük düşündüler ve daha çok düşman oldular.

Kendilerini on yıl boyunca darbelerden koruyanlara düşman oldular.

Ergenekon’a ve tescilli darbecilere dost oldular ama aksine cemaate ve bunları dile getiren herkese düşman oldular. 

Yine aynı biçimde “Barış süreci” denilen sürecin de Ak partiyi ve ülkeyi bitirme süreci olduğunu bu sürecin de Ak parti ve ülkeye kurulmuş tuzak olduğunu söyledik ama gülüp geçtiler. Keşke gülüp geçselerdi aksine biz doğruları söyledikçe onlar düşman oldular.

Düşmanlarına dost, dostlarına düşman oldular!

Tabii bütün bunları söylerken yukarıdakilerin nasıl bir oyun içinde nasıl bir hesap içinde ya da nasıl bir çaresizlik içinde olduklarını bilmiyorduk.

Zaten yukarıdakilere ulaşmak derdimizi anlatmak dinletmek mümkün değildi.

Biz tabandaki insanları uyararak onları bedeli ödenemeyecek ve insanın ahretini berbat edecek ağır mesuliyetten kurtarmak istiyorduk. 

Zira bize ne kadar düşman gözüyle bakarsalar baksınlar neticede bizim insanlarımızdı.

Her ne kadar çıkar hesapları yapsalar, çıkarları peşinde koşsalar da yine de bizim insanlarımızdı ve bizim de onları uyarmamız gerekiyordu ama olmadı.

Biz ne söylersek söyleyelim yanlış anladılar.

 Sert de söylesek yanlış anladılar yumuşak da söylesek yanlış anladılar.

Evet, maalesef hiç iyiye yormadılar hiç anlamak dinlemek istemediler, üstelik sürekli iftira ettiler.

İhanetle ajanlıkla suçladılar.

Eğer taban bizim feryadımızı anlamış olsaydı tepkisini koyardı ve tavana da anlatmış olurdu ama olmadı!

Peki, netice de ne oldu nereye gelindi?

 İşte her şey ortada her şeyden önce Ak Parti gibi bir değer kaybedildi.

Sadece Ak Parti kaybetmedi!..

Ülkemiz ve milletimiz kaybetti.

Ülke 2002 öncesine geri döndürüldü.

Ak Parti 2002’de devraldığı ülkeyi olağanüstü gayretlerle 2010’lara, 2011’lere, olağanüstü güzel bir konuma  taşımıştı ama sonra ne oldu oldu yine kendi elleriyle 2002 öncesine geri döndürdüler!..

Hem de bunun için olağanüstü bir gayret sergilediler!..

  • Abone ol