Akıp giden günlerimiz...

  • 18.09.2012 00:00

 

Akıp giden günlerimiz...

1990’lı yıllarda henüz hepimiz gençken bir film setine gittim. Türk filmleri yeniden moda olmamıştı; Beşiktaş’ta filmin çekildiği ahşap köşkte geceyarısı o zamanlar kimsenin tanımadığı bir oyuncu ile tanıştım. Tanıştığım anda da arkadaş olduk.

O oyuncunun, filmin vizyona girdiği andan itibaren, tam da o sene yeniden patlayacak olan Türk sinemasının yeni yıldız sembolü olacağını henüz kimse bilmiyordu.


Genç bir kadın

O sene yapılan Altın Portakal’da yarıştı bu film önce. Ve o gencecik oyuncuya ilk başrolü ile beraber en iyi kadın oyuncu ödülünü de getirdi. Hande Ataizi adı Mum Kokulu Kadınlar’daki rolüyle tüm Türkiye tarafından unutulmayacak biçimde ilk o zaman duyuldu.

Hande ile o senelerde çok gezdik, çok eğlendik. Hiç beraber çalışmadık ama hep bir şeyler yapmak istedik. Ayrı işlerde, aynı insanlarla çalıştık. 20’li yaşlarımı, 1990’lı yılların İstanbul’unu hatırladığımda o nedenle benim aklıma ilk gelenlerden oldu hep; çok güzel bir oyuncuydu, işine bayılıyordu, gençliğini sonuna kadar yaşıyordu; kafasının dikine gidiyor, hayatına ipotek konmasına izin vermiyordu. Yaşamak istediğim yeni ülkenin hayali benim için biraz da o oldu bu yüzden; başkasına benzemeyen, yeni ve cesur...


Sonra işte büyüdük

Ben düğünlere gitmeyi sevmem; bir şeylerin başlangıcı değil de bitişi gibi gelir bana. Belki de arkadaşlarımın evlenmesi hayatımın başka bir evresine girdiğimi göstereceği için, gençliğimin aslında bittiğini resmen bildireceği için.

Ama Hande’nin düğününe gittim. 1990’lı yıllardan kalma bir arkadaşlığın hatırına değil sadece; Hande’nin aslında aradığını bulduğunu gördüğüm için, belki de en mutlu dönemlerinden birini yaşadığını anladığım için ve benim için bir dönemi açtığı gibi o dönemi kapama törenini de görmek istediğim için.

Hâlâ incecik, hâlâ çok güzel, hâlâ dik başlı duran bir gelin oldu Hande. Orada yine o yıllardan arkadaşlarımı gördüm; konuşmaya bıraktığınız yerden başlayabileceğiniz arkadaşlar hani. Sizi her hâlinizle görmüş olanlar, yanlarında derin uykulara dalmaktan çekinmeyecekleriniz.

Dalgalı, gürültülü bir deniz zannederken hayatı, birden bir dönemeçte yavaş ve sakin akmaya başlayan, geniş bir nehre dönüvermiş meğer o gece anladım; parti bitmedi ama partilerin sonuna kadar kalma zamanımız geçti işte. Belki bir hayalin içinde yaşıyorduk o zamanlar. Hande o hayali gerçeğe dönüştürecek sevgiliyi buldu. Ne güzel bir son; en iyi partiyi vermeyi bildiği gibi partiden zamanında ayrılmayı da bildi...

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar