İnleyen nağmeler

  • 30.09.2012 00:00

 

İnleyen nağmeler

Orhan Gencebay’ın epeyce uzun senelik kariyeri için hazırlanan tribute albümü yazsa bu ‘pervasız’ köşebent (ben ben ben) belki daha uygun olurdu bu başlık” diyorsunuzdur siz şimdi içinizden; ya da artık son tweetleri ile içine Yıldız Tilbe’nin kaçtığına kanaat getirdiğim (“Oscar’a da seçmemişler filmimi, o zaman bundan sonra Oscar’a da yollamam film”) Zeki Demirkubuz’un nağmeleri olabilirdi konumuz. Ama hayır benim içimdeki nağmeler inliyor, ruhum dağlanıyor. Neden? Kara haber tez ulaştı rahmetli Barış Manço’nun öngörülü şarkısı gibi de ondan. Hem de taa New York’tan, okyanusları aşarak.



Güzergâh değişikliği

Oysa New York sevinç ve coşku dolu haberlerle geliyordu bir süredir önüme; mesela Serdar Turgutucuz bir otelde kalmak üzere oraya giderek hayatımızın ve ruhumuzun bayağılıktan (en azından bir süre) uzaklaşmasını sağlamıştı en son. İşte o yüzden New York’tan bir arkadaşım “Biliyor musun ne duydum” diye sorduğunda endişesiz bir merakla dinlemeye başladım.

Broadway’e gidip geliyormuş bir Türk taifesi bir süredir. E ne var bunda diyeceksiniz? Ben sizin yerinize de dedim merak etmeyin. Ama gidip gelen taife sıralanmaya başlayınca içim bir hoş oldu (fena haberin geleceğini sezersiniz ya, bir yere oturmak falan geçer içinizden): beraber yürüyen Broadway yollarında meğer doğal afet, milli servet sesiyle Sertab Erener, değerli bestekâr, dövmeli Deli Sabit,Demir Demirkan ve ve ve evet o; en sevdiğim yazar (Hande Altaylı ile beraber) Elif Shafak Sağlıkhanımefendi.

Sanıyorum ki PKK hisselerini alarak terörü sona erdirme projesi üzerindeki yoğun çalışmalarından ötürü aralarına katılamayan Sinan Çetin telekonferans ile bu iş planına dâhil oluyor; iş ise önce orada bir müzikal sahnelemek olarak başlamış. Ama elbette ABD’liler bizim bu bor madeninden bile daha kıymetli değerlerimizin değerini anlamamış ve münasebetsiz yerleri ile gülerek uğurlamışlar. Ama su uyur bu klan ne uyur ne yorulur; bunun üzerine “bari yiğitliğe nutella sürdürmeyelim (terbiyemi görüyorsunuz değil mi sayın yöneticiler, lütfen beni tek ayakta bekletmeyin bir daha), burda bir tiyatroda Türklere bişey yaparız evdeki malzemeyle” demişler. Ama heyhat; Keşanlı Ali’nin New York’ta uğradığı (beklenen) hezimetinin ardından kapılar ardı ardına kapanmış mahşerin üç atlısına.

E ne yapacak bu Mevlana torunları? Sabır taşı değiller a! “Memlekette bize ‘yoğurdun ekşi’ diyen yok, gider orda yaparız demişler.” Yapıyorlar da netekim!

Evet, Elif Shafak hayranı okurlarım; bu müjde size. Okumaya doyamadığınız “Eat, Pray, Love plus 37 more imperatives” romanı Aşk pek yakında tombul ve yaşlı (yine yaşlı dedim üf!) 3. Sınıf baletler (ilk iki sınıf Broadway’de zira, neden gelsinler yani Türkiye’de bir şova?) ve sesi bir türlü kısılmayan (nezle aşısı mı buldu bunlar?) Sertab’ın tiz nağmeleri eşliğinde Istanbul sahnelerinde!

Müzikler, Mozart değilse de Demir Demirkan, umuyorum yönetmen de bu kadroya cuk oturacak olan Sinan Çetin. Aslında belki Zeki Demirkubuz da fena durmaz artık; üstelik birbirine bayılan bir klan’a dâhil olacak, gerilmez boşu boşuna onu beğenmeyen gerzeklerle. Memlekete hayırlı olsun. Yani ABD’ye. Biliyor keratalar işlerini.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar