Eğri otur doğru konuş

  • 2.10.2012 00:00

 Yaz bitti; elbette fakirler için. Yoksa benim okurum güney yarımkürede geçirecek bu ayları ve yazılarımı online abone olduğu Taraf’tan okumaya devam edecek çok şükür. Ama sıradan halkın okuduğu diğer gazeteler ve dergiler yazın bitişi ile kültür-sanat dünyamızın nadide isimlerinden öneriler, fikirler, bilgi çağlayanları ile doldu son bir haftada. Sonbahar kış aylarını mecburen beraber geçireceğimiz bu güzide insanlar mangalda kül bırakmıyorlar yazarken de konuşurken de...


Dur bi bakalım

Mesela Sabah eklerinde yazı yazan Nur Çintay diyelim. Sanıyorum “life style” denen şeylerden yazan (türlü yemeği de diyebilirsiniz; elde kalan malzemeden yapılıyor bu yazılar) Çintay bu hafta nedense yemek konusu ile yetinmemiş, bir de kitap dünyasına el atayım demiş. “Jamie Oliver” diyor dünkü yazısında “İngiltere’nin en çok satan ikinci yazarı”. “İlki J.K. Rowling, ikincisi o” diye de ısrar ediyor üşenmeyip.

Ben bu enteresan bilgiyi nerden aldığını merak ettim; daha önce İngiltere’de basılan Türk yazarların ne kadar satamadığını size fitnelediğimdeki kaynağım Nielsen’e öfke ve hiddetle başvurdum. Nur Çintay’a verdikleri bu bilgiyi benden neden saklıyorlardı?

Ama İngiltere’de yayımlanan tüm kitapların gün be gün satış raporlarını tutan ve yayıncıların da tek güvendiği kuruluş olan Nielsen “Tanrı Tanrı (Allah Allah demiyorlar prensip olarak) bu da nerden çıktı? Al sana resmî raporlar son on senelik” dediler. Bu raporlara göre J.K. Rowling 29 milyon adet kitap satarken bir diğer çocuk kitapları yazarı Roger Hargreaves 14 milyon adetle onu takip ediyor. Üçüncü sırada da yine bir çocuk kitapları yazarı var; 12 milyonu geçen satışı ile Jacqueline Wilson. Tatlı ye boş konuş yazarımızın ikinci olduğunu anonsladığı Jamie Oliver ise ilk 10’da dahi yok.


Nur Çintay
 bir küçücük fıçıcık içi dolu uydurmacık yazısını sonlandırırken aynen şöyle yazmış diğer life-style yazarlarının nasıl da değersiz ve berbat olduklarına dair: “Bunların bir de kendine gurme diyenleri, life-style yazar geçinenleri, cehaletiyle iftihar edenleri oluyor.” Aynen katılıyorum. Yapmasınlar.


Ne kestin, koç; ne yedin, hiç

Evet, başlığımız Hülya Avşar’ın 30 yıllık film kariyerini pek de güzel özetliyor aslında. Ama madem Altın Portakal haftası ve madem Avşar, Portakal’ın “en inanılmaz jüri başkanı” o zaman bu kariyere ve geçen hafta söylediklerine de bir bakmak boyun borcumuz.

Avşar geçen hafta bir basın toplantısı yaptı konuyla ilgili ve jüri başkanlığının bu kadar çok eleştirilmesinin nedenini açıkladı: “Başarılı olduğum için.” Konumuz film olduğuna göre başarılı olduğunu söylediği alan da bu olmalı ki haklı. İlk 1983 yılında Orhan Gencebay ile Kahır filminde başrol oynuyor Avşar. Değişik bir rol; mavi gözlü, ufak tefek bir karakter. Adı da Hülya! Epey zorlandığını tahmin ettiğim bu rolden sonra ikinci film geliyor; Haram. Filmdeki karakteri? ElbetteHülya! 1984 yılı, film Yabancı; Avşar’ın karakteri? Hülya! Aynı yıl Nefret çekiliyor; karakteri siz söyleyin? Evet, Hülya!

1985 geliyor; film Sekreter. Karakter; elbette Hülya! 1986’nın filmi Kısrak, karakteri? Ne olsun bekliyordunuz, elbette Hülya! Aynı sene Alınyazım; karakter, Hülya. 1988’de Türk sinemasında çığır açıyor Avşar; karakterin adı artık yetmiyor kendisine, büyük yönetmen İbrahim Tatlıses’in yönettiği filmin adı? Hülya!

Bu yılları “Sinema yapmak için gerçekten açıklayamayacağım, büyük bir sevgi vardı” diyerek anlatmış Avşar, Vogue röportajında da. Zor yıllar; derinlikli bir sanatçı olarak o Hülya senin bu Hülya benim; çok zor olmalı.

Sinema kariyerini kısaca “kamera karşısında Hülya” olarak da açıklayabileceğimiz Avşar senelerce “Nuri Bilge’de oynamak istiyorum, Reha Erdem beni oynatsın” yakarışları karşılık görmeyince bu sene eline geçen padişahlık rütbesinde ilk babasını kesmeye karar vermiş şimdi: “Benim birinci göstermeye çalışacağım film popüler olacak, gişe getirecek” diyor. “Popülerliği seviyorum, magazini seviyorum. Cem Yılmaz’a ödül verebilirim, Şahan Gökbakar’a . Film gibi film yapıyorlar çünkü. Benim için festival budur.”

Evet, festivalin kurucusu Avni Tolunay’ın festivalin kuruluş anayasasına yazdığı “Altın Portakal’ın amacı Türk film yapımcısını nitelikli yapıtlar üretmeye teşvik ederek; Türk Sineması’nın uluslararası platforma açılmasına zemin hazırlamaktır” diyerek kast ettiği de herhalde tam buydu! Hülya’lı günler hepinize; Allah o jüriye sabır ihsan eylesin...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • özgür aydın
    özgür aydın
    5.10.2012 23:53

    katılmıyorum. Hülya avşar türk sinemasının en iyi kadın oyuncusudur.

  • özgür aydın
    özgür aydın
    5.10.2012 23:53

    katılmıyorum. Hülya avşar türk sinemasının en iyi kadın oyuncusudur.

Resmi İlanlar