• 6.11.2012 00:00

 

Arkası yarın misali...

Kara çarşaflı bir kadın görünce ödü kopan ”başı açık aklı kısa” Türklerin yıldırıcı ve bağnaz suratlarından kaçarak Katar’a sığındım birkaç gün. Ve daha Doha’ya ayağımı bastıktan birkaç saat sonra işte o bizimkileri korkutan “kara çarşaflı” bir hanım ile oturup konuşma fırsatım olmasın mı?


Doha’daki esas vaha

Sıcak ve güzel kokulu Doha gecesinde Anima Sanat Galerisi’ne girenleri bembeyaz duvarların birinde Tracy Emin’in fuşya neon işi karşılıyor önce. Biraz ilerde de son işlerini bu galeride sergileyen İngiliz sanatçı Jason Martin’in iki çalışması asılı.

Galerinin sahibi Lübnan asıllı Ghada Sholy, yarın açılışını yapacağı yeni serginin sanatçısı, Kezban Arca Batıbeki ile terasta oturuyor. Onların yanında gittiğimde genç, çok zarif ve gözlerinden ışık saçan bir kadınla daha tanışıyorum. Siyah çarşafı içindeki Sheikha Hanadi bint Nasser al-Thaniertesi gün önemli bir iş görüşmesine New York’a gidecek; o nedenle bu sergiyi açılmadan görmek istemiş.


Sheikha Hanadi
 büyük bir coşku içinde Katar’ın son yılda geçirdiği evrimi ve sanata verdikleri önemi anlatıyor. Şimdiki Katar Şeyhi’nin karısı Sheikha Mozah Nasser al-Misnad bu konuda en büyük emeği harcayanlardan; ülkesindeki genç kadın ve erkeklerin dünyayı tanıma ve anlamasında öncü olmuş. İşte Sheikha Hanadi de bu gençlerden; Katar Üniversite’sinde ekonomi okuduktan sonra London School of Economics’te yüksek lisans yapmış ve ülkesine dönerek okuduğu Katar Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmaya başlamış. Ama hepsi bu değil. 1998 yılında Katar Kadın Yatırımcılar Şirketi’ni kuran Sheikha Hanadi, 2005 yılında da bir milyon metrekare üzerine kurulan Al Waab isminde bir şehir kurmaya soyunmuş. İki milyar dolarlık bir bütçe ile çalışmaya başlayan Sheikha Hanadi aynı sene World Economic Forum’da Genç Dünya Lideri seçilmiş. Orta Doğu’da Katar’a yaptığı katkılar ve dünya ekonomisindeki yeri nedeniyle yılın kadını, yılın işkadını seçilmiş. 2008 yılında Financial Times tarafından finans dünyasındaki en önemli 20 kadından biri olarak gösterilen Sheikha Hanadi konuşmamız esnasında bunları anlatmıyor ama. Bunlar benim daha sonra, başkalarından öğreneceğim bilgiler.

Alçakgönüllü, sanattan anlayan ve zihni açık bir Ortadoğulu kadın görüntüsü çiziyor sadece. Doha’da açılan sanat galerilerinden, yeni açılacak müzelerden, opera binasından ve hayatın tüm yaşayanlar ile el ele zenginleşmesinden bahsediyor.

Aynı akşam Japon sanatçı Kimiko Yoshida’nın sergisinin açılışı nedeniyle verilen yemekte tam karşımda güler yüzü, yemyeşil gözleri ile yine bir başka siyah çarşaflı Katarlı kadın oturuyor; Emel de Katar’ın yeni jenerasyonundan ve giderek ünlenmeye başlayan bir sanatçı. Geçen ay gittiği Paris’teki FIAC fuarından heyecanla bahsediyor “keşke bir gün ben de orada işlerimi sergileyebilsem” diye ekleyerek.

Eminim; Emel’in işleri Paris’te sergilenecek, Sheikha Hanadi’nin ve kuşakdaşı kadınların adını daha da sık duyacağız ve yeni yetişen, çarşaflı ya da sadece başı örtülü milyonlarca kadın hak ettikleri yere ulaşacaklar. Çünkü onların zihni açık, gözleri hayatı olduğu gibi görebiliyor ve dünyayı kendilerinden ibaret sanmıyorlar. Katar’da yaşadığı dünyayı anlamak isteyene her an ders verecek biri çıkıyor araştırıyorum; hızlı bir eğitim programı bulursam Serra Yılmaz’ı hayrına yollayacağım. Burası öyle umut verici bir yer ki onun bile “iyi”leşmesi ihtimali geliyor aklıma. Olur olur...


[email protected]