• 17.05.2021 08:26
  • (100)

AKP sonrasına hazırlanmanın zamanı geldi

Yirmi yıla yaklaşan AKP iktidarı öyle görünüyor ki, artık yolun sonuna geldi. Ciddi anketler bugün seçim yapılsa Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu'nun Erdoğan'ı yeneceğini gösteriyor. Akıl, mantık da bunu söylüyor zaten. Geniş tanımlı işsizliğin yüzde 25'in üzerine çıktığı, enflasyonun çarşı pazarı yangın yerine çevirdiği, parası dolar karşısında pula dönmüş, yolsuzluk skandalları ve mafya liderlerinin videolarıyla sarsılan bir ülkede demokratik yollarla yapılacak bir seçimi iktidar partisinin kazanması mucize olur.

Kısacası AKP sonrasına hazırlanmanın zamanı geldi. Asıl görev tabii ki muhalefetin. AKP'den sonra ekonomiyi nasıl yönetecekler? Hâlâ bilmiyoruz. Kemal Derviş'in 2001 Krizi'nde uyguladığı ekonomi politikalarına ya da (onun devamı olarak değerlendirilebilecek) AKP'nin ilk dönemindeki politikalara mı döneceğiz? Merkez Bankası'nın bağımsızlığını garanti altına alıp, başına da liyakatli birini atadıktan sonra yabancı sermayenin Türkiye'ye dönmesini mi bekleyeceğiz? "Güveni tesis edip" sıcak parayla büyümeye devam mı? Yine Esenyurt'un, Pendik'in dağındaki dairelere milyon dolar fiyat etiketi koyacak, Malatya'da kayısı, Antalya'da portakal bahçelerini apartman blokları inşa etmek için kesecek miyiz?

Desen: Selçuk Demirel

Böyle yaparsak birkaç sene boyunca inşaatla, mobilyayla, beyaz eşyayla yine yüzde 6-7 büyürüz. Dolar 7 TL'ye, hatta belki 6.50 TL'ye iner, halk yine ekonominin uçtuğunu kaçtığını zanneder. 2017'de de öyle olmamış mıydı? Belki on sene önce olduğu gibi Osmanlı'nın küllerinden doğduğuna inanan üç-beş kişi bile çıkar. Sonra güm! Cari açık yine kontrolden çıkar, dolar yine patlar. Yine duvara çarparız. Hep öyle olmadı mı?

Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz, Türkiye'nin sorunlarını 20 yıl öncesinin politikalarıyla çözmek mümkün değil. Tam tersine, bugünün sorunlarını AKP'nin ilk döneminde uygulanan o politikalar doğurdu. On yıl öncesinin statükosuna değil yeni politikalara ihtiyacımız var.

Kangrene dönüşmüş karmaşık ve verimsiz vergi politikalarını yeni baştan dizayn etmedikçe, gıdadaki yapısal sorunları çözmedikçe fiyat istikrarını sağlayamayacağımız ayan beyan ortada. Sıcak paranın cari açığa deva olmadığı, sanayinin dışa bağımlılığı sürdükçe ilk fırsatta yeniden patlayacağı da.

Yeni bir teşvik sistemine, Türkiye'nin kıt kaynaklarını inşaata değil bilime, teknolojiye, katma değerli projelere akıtacak bir devlete ihtiyacımız var. İktisatçı Mariana Mazzucato'nun son yılların en etkili kitaplarından "Girişimci Devlet"te gösterdiği gibi risk alan, girişimcilik yapan, bilimi, teknolojiyi destekleyen bir devlete.

Bekir Ağırdır T24'teki videolarında ısrarla, AKP'den kopan kararsız kitlenin çantada keklik olmadığını, muhalefetin Türkiye'yi daha iyi yöneteceği konusunda halkı ikna etmesi, ortaya bir alternatif koyması gerektiğini söylüyor, duymadınız mı? 128 milyar doların akıbetini sormak iyi ama yeterli değil. Merkez Bankası'nın bağımsızlığını sağlama, bürokrasiye liyakatli insanları atama vaadinden çok daha fazlasına, 8 bin dolarlık kişi başına geliri 20 bin dolara çıkaracak politikalara ihtiyacımız var.

Muhalefet bunu yapmaz, Türkiye'yi refaha taşıyabileceğine halkı ikna etmez, sadece eleştirmekle yetinirse, AKP'den kopan kararsızların yarın iki bomba patladığında "Zaten birbirlerinden pek farkları yok" diye yeniden Erdoğan'a sığınmayacağının hiçbir garantisi yok.