• 9.08.2021 07:25
  • (265)

Altının uzun vadede en sağlam yatırım araçlarından biri, belki de birincisi olduğuna şüphe yok. Son 11 yıllık dönemde altın, dolar ve emlağın getirileri arasında yaptığım karşılaştırma, bunu şüpheye yer kalmayacak şekilde ortaya koyuyor: 2010 başı ile 2021 Mayıs arasında doların değeri yüzde 485, ortalama emlak fiyatı (Merkez Bankası Konut Fiyat Endeksi) yüzde 286 yükselirken gram altının fiyatı yüzde 830 artmış.

Yani altın, 2010 ile 2021 arasında emlaktan iki buçuk, dolardan da yaklaşık bir buçuk kat fazla getiri sağlamış.

Bununla birlikte altın fiyatları neredeyse bir yıldır yerinde sayıyor. Gram altının fiyatı geçen yıl bugünlerde 490 TL civarındaydı, bugün de aynı seviyelerde. Arada bir yükseleceği tutuyor, sonra hemen düşüyor. Nitekim geçen hafta 497 TL’yi görmüştü, Cuma günü yine düşmeye başladı, 490 TL’nin altına indi. Neden böyle?

Cevap: Çünkü uluslararası piyasalarda altın fiyatı düşüyor. Ons altının fiyatı düşünce yurt içinde gram altının fiyatı geriliyor. İlginç olan nokta, bunun pek beklenen, öngörülen bir gelişme olmaması.

Pandemi patladığında altının yükseleceğine dair güçlü bir beklenti oluşmuştu. Ne de olsa ekonomi kitaplarında, altının savaş, salgın gibi kriz dönemlerinde yükseldiği yazıyordu.

Ayrıca pandemi patlayınca dünyanın dört bir yerinde merkez bankaları ülke ekonomilerini desteklemek için faizleri indirmiş, altının rakibi olan yatırım araçlarının birçoğu negatif getiri vermeye başlamıştı.

Bu iki faktörün etkisiyle pandeminin başında altın yükselişe geçti, uluslararası piyasalarda ons fiyatı 2 bin dolara dayandı.

Ama orada kalıcı olmadı; “Altın artık 3 bin dolara gider” diyenlere kulak asmadan tekrar gerilemeye başladı.

Bu yılın mart ayında 1.707 dolara kadar indi. Az buz değil, ons fiyatı 300 dolar gerilemişti. Peki bu düşüşün sebebi neydi?

Altına talebin azalmasında pandemi döneminde tüm dünyada ziynet eşyası satışlarının düşmesi ve merkez bankalarının alımlarındaki azalma da etkili ama asıl neden, Covid-19 aşısının bulunması ve ona bağlı olarak ekonomilerin açılmasıydı. Hayat normalleşince risk iştahı piyasalara geri döndü. Biz, 128 milyar dolar, Merkez Bankası başkanlarının değişimi gibi kendi dertlerimize gömüldüğümüzden fark edemedik ama bahar aylarında dünya borsalarında ralliler yaşandı. (Ralli: İngilizcedeki rally kelimesinden gelen, finansal piyasalarda yükseliş anlamına kullanılan sözcük.)

Ama ekonomilerdeki hızlı büyümenin bir yan etkisi ortaya çıktı: Enflasyon. Başta Amerika, birçok ülkede enflasyon hiç alışıldık olmayan seviyelere yükseldi.

Altının sevdiği ortam geri dönmüş gibiydi, çünkü ekonomi kitaplarında enflasyon yükseldiğinde altının yükseldiği de yazıyordu.

Heyhat, beklenti gerçeğe dönüşmedi, çünkü enflasyon endişesinin geri dönüşü altından çok dolara yaradı. Amerikan 10 yıllık devlet tahvillerinin faizi Mart ayında yüzde 1.70’i geçti; doların dünya paraları karşısındaki değerini izleyen Dolar Endeksi uzun zamandır görülmemiş seviye olan 93’ün üzerine çıktı.

Dolar altından rol çalmış, Amerikan tahvillerindeki yükseliş, altına yönelebilecek parayı kendine çekmişti.

Son düşüş de bununla ilgili. Cuma günü Amerika’da Temmuz ayı istihdam verisi açıklandı. Veriler, Temmuz'da Amerika'da beklentilerin 100 bin üzerinde insanın işe girdiğini gösteriyor. Bu, ekonominin motorunun beklenenden hızlı çalıştığının göstergesi olarak yorumlandı. Aşırı çalışan motor nasıl ısınırsa, yüksek devirde çalışan ekonomi de ısınır ve enflasyon üretir. Bunu bilen piyasalar yine enflasyon paniğine kapıldı. Ve o panik bir kez daha altının değil, rakibi doların işine yaradı.

Dolar bütün dünya paraları karşısında yükselişe geçerken altının onsu bir günde yüzde 2.5 değer yitirip 1.760 dolara indi. Ons altın düşünce yurt içinde gram altın da geriledi ve 490 TL’nin altına indi.

Başlıktaki sorunun (Altın neden düştü?) cevabı özetle böyle. Önümüzdeki dönemde gram altının nereye gideceğini ise sadece uluslararası piyasalar değil aynı zamanda içeride Cumhurbaşkanı Erdoğan belirleyecek.

Geçen hafta “Dolar/TL’nin kaderini Erdoğan belirliyor, belirleyecek” başlıklı yazımda dövizin Cumhurbaşkanı'nın "Faizi indirin" baskısından nasıl etkilendiğini anlatmaya çalışmıştım. Aynı şey altın için de geçerli.

Merkez Bankası, Erdoğan’ın “sinyali”ni emir telakki edip faizi düşürdüğünde piyasa karışacak, (çok büyük olasılıkla) dolar yükselişe geçecek. Dolar yükselişe geçince ona paralel hareket eden gram altın da yükselecek.

Ekonomiyi yine siyasete bağlamayı başardım ama Türkiye’nin gerçeği de böyle.