• 17.08.2021 07:54

Küresel ısınmayı yavaşlatmak, felaketlerin sayısını azaltmak için AKP’nin iktidardan inmesi şart. Peki sonra? Muhalefet kömür santrallerini kapatıp, yerine (Nükleer enerjiye de karşı olduğumuza göre) yeni rüzgâr santralleri, yeni güneş santralleri, yeni jeotermal santraller kurmaya hazır mı? CHP ve İYİ Parti’den emin değilim. Sosyalist solun bile (iktidara gelebilse) bunu yapabileceği konusunda şüphelerim var.

AKP’yi devirmek bu yaz yaşadığımız felaketlerin tekrarlanmasını engellemek için gerekli ama yeterli değil.

Yangınların ve sellerin bir felakete dönüşmesi, Muğla’nın orman varlığının yüzde 8’inin yanması, Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinin yok olması, AKP’nin yıllardan bu yana izlediği politikaların bir sonucu. Koca bir ülkenin orman varlığını üç yangın uçağıyla korumaya kalkmak, 400 metrelik dere yatağının büyük kısmını imara açmak, Allah'ın değil siyasi iktidarın işi.

Felaketlerden geriye kalan korkunç tablo AKP’nin eseri ama yangınların, sellerin sebebi o değil, küresel ısınma.

2021 Temmuzu, kayıtlı tarihin en sıcak ayı oldu. Bu yaz dünyanın dört bir yanının cayır cayır yanmasının sebebi buydu. Küresel ısınma kontrol altına alınmazsa önümüzdeki yıllarda yangınlar, seller daha da artacak. AKP’nin yerine iktidara gelecek kadrolar belki becerikli bir planlamayla yangınları büyümeden söndürebilir ama çıkmasını engelleyemez. Ve bir süre sonra ne kadar becerikli, ne kadar dürüst olurlarsa olsunlar, artan yangınlar ve seller karşısında onlar da yetersiz kalır.

Felaketleri engellemek için AKP’yi devirmekten daha zor bir işi başarmak gerekiyor: Küresel ısınmayı durdurmak.

Bunun için ne yapılması gerektiğini Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli üyesi bilim insanları geçtiğimiz hafta açıkladı. Daha doğrusu, bu panelin üyesi bir grup bilim insanı, resmi raporun açıklanmasını beklemeden, yarının çok geç olacağı ve rapor kamuoyuna açıklanırken sulandırılacağı düşüncesiyle, ulaştıkları sonuçları duyurdu.

Detaylarını Mustafa Durmuş’un T24’teki yazısında okuyabileceğiniz rapora göre küresel ısınmanın geri çevrilemez bir noktaya ulaşmasını önlemek için önümüzdeki 10 yıl içinde dünyadaki bütün kömür ve doğalgaz santrallerini kapatmak gerekiyor.

Sadece bu da değil, başta zenginler (Çünkü onların tüketimi yoksullardan kat kat daha fazla; en zengin yüzde 10, dünyadaki karbon salımının yarısını gerçekleştiriyor), hepimizin yaşam tarzımızda radikal değişiklikler yapmamız, SUV’lardan (Ciplerden) inmemiz, et tüketimini azaltmamız da zorunlu.

Çünkü küresel ısınmaya kömür ve doğal gaza dayalı enerji üretiminin yanı sıra petrol ve türevlerini kullanan ulaşım araçları, uçaklar, besi hayvancılığı ve klimalar da neden oluyor.

İşte bu nedenle felaketleri durdurmak AKP’yi devirmekten daha zor.

AKP’nin bunların hiçbiri için parmağını kıpırdatmayacağı açık. Geçtik kömür ve doğalgaz santrallerinin kapatılmasını, küresel ısınmayla ilgili Paris Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmadı bile. Kömür santrallerini kapatmak bir yana, önümüzdeki yıllarda sayılarını daha da artırmayı planlıyorlar. (Mehmet Erdoğan’ın Bloomberg BusinessWeek’teki araştırmasına göre Türkiye’nin 520 milyon tonluk karbon salımının 273 milyon tonu enerji sektöründen geliyor.)

Avrupa Birliği 2050 yılında “karbon nötr” (Yani toplamda doğaya karbon salmayan) bir bölge olma hedefini önüne koyarken, Çin bile karbon nötr olmayı hedeflediğini duyururken Türkiye’nin dünyaya saldığı karbon rekor bir hızla artmaya devam edecek.

Demek ki küresel ısınmayı yavaşlatmak, felaketlerin sayısını azaltmak için AKP’nin iktidardan inmesi şart. Peki sonra?

Muhalefet, AKP’nin yapmadığını yapıp kömür ve doğalgaz santrallerini kapatabilir, dizel araçları trafikten çekebilir mi?

Bekara karı veya koca boşamak kolay, muhalefet temsilcilerine sorsak, “Tabii canım, ne var bunda” derler büyük ihtimalle.

Ama bunu söylemesi kolay, yapması zor. Bu kararın zorluğunu anlatabilmek için sorumu değiştireyim: Muhalefet kömür santrallerini kapatıp, yerine (Nükleer enerjiye de karşı olduğumuza göre) yeni rüzgâr santralleri, yeni güneş santralleri, yeni jeotermal santraller kurmaya hazır mı?

Bunun hem siyasi (Birçok bölgede halk rüzgâr ve jeotermal santrallerini istemiyor. Güneş santralleri çoğaldığında onlara karşı da muhalefetin oluşacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok), hem ekonomik (Yenilenebilir enerji kömürden pahalı) maliyetini üstlenmeye hazır mı?

CHP ve İYİ Parti’den emin değilim. Sosyalist solun bile (iktidara gelebilse) bunu yapabileceği konusunda şüphelerim var.

Muhalefetten emin değilim de kendimden emin miyim? Dizel araçlardan inmeye, elektrikli araca binmeye veya param yoksa (Elektrikli araçlar çok pahalı çünkü) toplu taşıma kullanmaya hazır mıyım?

Et yemeyi azaltmaya, hatta vazgeçmeye hazır mıyım peki? (Sıradan bir insanın küresel ısınmaya karşı yapabileceği en etkili şeyin, elektrikli araç kullanmaktan da önce et yemeyi azaltmak olduğunu söylüyor pek çok araştırma.) Daha az uçağa binmeye? Klimasız bir hayata?

Dürüst olayım, değilim.

Ama bilim insanları 10 yıl içinde bunları yapmazsak dünya için çok geç olacağını söylüyorlar.

20 yaşındaki Barış olsa, “10 yıl sonra kim öle kim kala” der, bildiği gibi yaşamaya devam ederdi.

Üstelik 20 yaşındaki Barış bir sosyalistti ve sosyalistler için yakın zamana kadar sanayileşme, üretim, kalkınma, teknolojik gelişme, küresel ısınmadan çok daha önemliydi.

Fakat dünya çeyrek yüz yıl önceki dünya değil, kendi hayatımın ve insanlık tarihinin kayıtlı en sıcak ayını bu yaz yaşadım. Böyle giderse dünyanın yaşanmaz bir yer olacağını görebiliyorum. Bir kızım var, ona yaşanmaz bir dünya bırakmak istemiyorum.

Zor olacak ama sanırım yapabilirim.