Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat

  • 29.12.2018 00:00

 M. Gezen-M. Akpınar olayında zırnık kadar hakaret olmadığını bir kere daha izaha girişmek abes. Metinler kırk bin yerde çıktı ve CB Erdoğan’ın bu son “zorlama alınganlık”ı hakkında kendi başdanışmanı ve sözcüsü İ. Kalın’ın söylediklerini aktarmak yeterli:

“Maksat mizah olsa bile bu böyle ifade edilmez. İfadeler Türkiye'de mevcut iktidarı, yönetimi, Cumhurbaşkanımızı eleştiren sözler. Bunlar Roma dönemi ile ilgili değil, bugünün Türkiyesi ile ilgili söylenen sözler."

Konumuza geçelim: CB Erdoğan’ın “alınganlık” gösterip ortamı sürekli germesi ve kutuplaştırması, AKP destekçileri dahil, toplumun bütün kesimlerini çökertiyor. Ülkeyi göçürüyor.

***

CB Erdoğan’ın bu zorlama alınganlık taktiğinin sebepleri fazlasıyla malum. En başta, korkan her iktidarın yaptığı gibi, insanların ödünü koparıp otoriteye sığınmaya zorlamak. Sonra, gittikçe batağa gömülen ortamda ‘cambaza bak!’ deyip çok şeyin üstünü örtmek. Son günlerden bikaç örnek:

Son seçimde mühürsüz pusulaları geçerli kılmak türünden sabıkaları olan, başkanı Sadi Güven’in de “İmam hatipli olarak her zaman horlandık” deyişi henüz belleklerde duran YSK’nin, aynı zamanda CB olduğu gerekçesiyle AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı bu sefer de seçim yasaklarından bağışık tutması. Karşılığında da, YSK üyelerinin görev süresinin, trafik cezalarıyla ilgili torba yasayla 1 yıl uzatılması.

Anayasa’nın 94. maddesinin açık hükmüne rağmen (“TBMM başkan ve başkan vekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar”) B. Yıldırım’ın, TBMM Başkanlığından istifa etmeden İBB Başkanlığına aday olabilmesi.

Açıklanan “zamlı” 2019 asgari ücretinin, dolar cinsinden hesaplandığında 2016 düzeyinin altında kalması.

2018’de elektriğe 4 kere (toplam % 31), doğalgaza da 3 kere (toplam % 27,7) zam yapılmış olduğu için elektrik ve doğalgazda % 10 “müjdesi”nin tam bir seçim oltası teşkil etmesi.

Ve tabii, klasik olay: Tek Adam Rejimi’ne sıkı muhalefet edenlerin TCK Md. 220/6’dan (“silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte…”) ve TCK 299’dan (Cumhurbaşkanına hakaret) suçlanması…

***

Çökertmelere gelince, yine bikaç örnek:

Hukuku ve Yargı’yı çökertiyor. Kendisi, adı sanı ilan edilmiş muhaliflerine (bunları defalarca yazdım) “alçak, zalim, cahil, tiksinti verici, vatan haini, terör örgütünün maşası, edep yoksunu, ahlaksız, sanatçı müsveddesi” diye alenen hakaret ettiği zaman Yargı ya “matufiyet yoktur” (kime hakaret ettiği belirsizdir) yahut da “bu, kendisinin ifade özgürlüğüne girer” diye beraat veriyor. Ama insanlar, gözünün üstünde kaşın var diyesi olduklarında CB’na hakaret denip derhal gözaltı, tutuklama, hapis.

CB Erdoğan bu konuda öyle rahat ki, son olarak CHP Milletvekili Özgür Özel’in hesabını Yargı’ya bırakmadan bizzat kesti: “Bunlara gerekli dersleri yargıda vermek zorundayız. Önce tazminat, ardından ceza”. Oysa, “yargıyı etkilemek” suç (TCK Md. 277 ve 288).

Malum, Yargı gerçekten kötü durumda. Ama diğer yandan da gerçekten zor durumda. Tek Adam’ın taleplerine uymasa yani hukuku bükmese, TCK 299’u AYM’ye gönderen Karşıyaka Hâkimi Murat Aydın gibi oradan oraya sürülüyor ve emekliye zorlanıyor.

Uyup da bükecek olsa, değneğin o ucu da çok tehlikeli: a) Meslekleri hukuk uygulamak olan bu insanların duçar olacağı vicdani ve ahlaki büyük çöküş; b) “Dün” AKP yönetiminde kartal olan Fethullahçıların yarattığı hukuk rezaletlerine alet olan Yargı mensuplarının bugün AKP yönetiminde çok ağır cezalara çarptırılmakta oluşlarının işaret ettiği, “Yarın”ın ne getireceği muamması…

***

Rejim, şiddete ve hoyratlığa emsal oluyor. İnsana ve hayvana şiddetin bugünkü görülmemiş tırmanışı İmam ile Cemaat hikâyesinden kaynaklanıyor olmasın? Üstelik, korkudan, cezaevlerindeki mahkûmlara değil papağana işkence yapıldığı manşet oluyor.

Korku İmparatorluğu, tüm milletin moralinin yanı sıra, ahlakını ve tutarlılığını da bozuyor. Milletin yarısının rol modeli olan CB Erdoğan, gençlere “Tatlı sözlü, zarif olun” diye öğüt veriyor. Ama değil bir cumhurbaşkanının, sokaktan geçenin ağzından işitseniz çok tedirgin olacağınız şeyleri her nutkunda rahatça söylüyor.

Türkiye Gençlik Vakfı genel kurulunda “Yere yıktığın düşmanını tekmeleme!” diyor ki, sadece Can Dündarolayını hatırlamak yeterli.

Eşi Emine Erdoğan konuşuyor: “'Adalet olmayınca bir yerde, insan düşer her derde' demiş atalarımız. Doğru yolun pusulası adalettir” diyor. Elhak doğru!

CB Erdoğan, “Yalanı leblebi çekirdek yer gibi yiyenler var” diyor. Ama iç politikada kalkıyor, bizzat imamın ve müezzinin yalanladığı olayı bir daha gündeme getirebiliyor: “Camiye bira soktular”. Dış politikada ilan ediyor: “Arap ve Kürt kardeşlerimizin özgürlüğü için Suriye'deyiz”.

“Suriye” deyince, unutmadan: Tek Adam Rejimi bu konuda da uluslararası hukuku ve TC Anayasası’nı ihlal ediyor. Çünkü Türkiye’nin Haziran 2003’te (AKP döneminde) onadığı BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 20. maddesi “Her türlü savaş propagandası”nı yasaklıyor ve Mayıs 2004’te (AKP döneminde) getirilen Anayasa Md. 90/5’e göre, bu türden uluslararası antlaşmalar T.C. yasalarından üstün.

***

Tek Adam Rejimi; Havuz Medyası’ndan başlayın, “AKP’nin silahlı milis gücü” diye anılan Halkın Özel HarekâtıHÖH’ten geçerek, Fatih Portakal’ı tehdide girişen Osmanlı Ocakları’na varıncaya kadar, yöntemini ve üslubunu her yere bulaştırıyor.

Sadece oralara da değil. Sanatçılara da bulaştırıyor. İbrahim Tatlıses ve Yavuz Bingöl gibilerinden bahsettiğimi sanmayın. İçinde “Bana yeniden şarkılar söyleten kadın / Baka baka doyamadım, hem kokladım” dizelerinin geçtiği “Yandım yandım” şarkısını Bodrum için yazdığını 20 yıl önce söylemiş olan Mazhar Alanson gibi birinin, şimdi “Medine’de Kâbe için yazmıştım”a dönüşmesinden bahsediyorum.

Diğer yandan CB Erdoğan, Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde, “Maalesef Türkiye, eğitim ve kültür sanat politikalarında arzu ettiğimiz mesafeyi katedememiştir” demeyi de ihmal etmiyor.

***

Bunlara yol açan zorlama alınganlıkları çok iyi anlıyoruz. Ama, 40’ların sonu ile 50’lerin başında ABD’de ne kadar aydın varsa komünisttir diye tutuklatan ve işten attıran McCarthycilik işin suyunu çıkartmak yüzünden nasıl kendi kendini ebediyen tasfiye ettiyse, Tek Adam Rejimi’nin bu inanılmaz aşırılıkları da aynı sonucu verecek.

Verecek de, ABD’nin aksine bizde amortisör kurumlar oluşmadığı için, yıllardır yapılanlar Türkiye için fazla tahrip edici oluyor.

Not: M. Gezen ve M. Akpınar olayı 22 Aralık Cumartesi oldu. CB Erdoğan’ın gösterdiği tepki üzerine Savcılık 23 Aralık Pazar günü soruşturma başlattı. 26 Aralık Çarşamba günü ise RTÜK, Fox TV’ye bir milyona yakın, Halk TV’ye de seksen bine yakın ceza kesti ve Fox Ana Haber’e 3 gün, Halk Arenası programına ise 5 kez yayın yasağı getirdi. Türkiye’de hiçbir şey ve makam bu kadar hızlı işlemiyor…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar