• 28.02.2020 00:00

 Bu ismin bir tepeye gömülen şehitleri mi, yoksa şehit naaşlarının oluşturmaya başladığı tepeyi mi ifade ettiğini ben henüz anlayamadım. Üstelik, Şehitler Tepesi’nin nerede olduğunu merak eden de yok galiba.

Oysa bu terim CB Erdoğan’ın ağzında en azından 30 Temmuz 2016’dan (yani 15 Temmuz darbe girişiminden) beri var. O gün, AkSaray’daki Millet Kongre ve Kültür Merkezi açılışında Arif Nihat Asya'nın "Bir bayrak rüzgâr bekliyor" şiirini okuyarak, “Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgâr bekliyor" diyor. Bugüne kadar da “Şehitler Tepesi hiç boş kalmayacak” diye sürekli hatırlatmakta.

Başka bir deyişle, çocuklarımızın Suriye veya Libya’da şehit olacağı konusunda garantimiz var. Hatta, 41 kişinin can verdiği Şubat 2020 Van çığ felaketi olunca, “Şehitler Tepesi boş kalmayacak” cümlesine bir de “inşallah” ilave etti.

***

İnternete baktım, çok sayıda varmış bu isimde tepe. Benim yarım saat içinde bulabildiklerim:

1) İstanbul Rumelihisarı’nda var. 1451’de gömü yapılmaya başlanan ve eski adı Nafi Baba Tekkesi Arazisi olan yer. S. F. Göncüoğlu’nun Hisarlar ve Mahalleleri kitabına göre, buraya yerleşen Alperenlerin Bizans askerleri tarafından katledilmeleri sonrası Şehitler Tepesi denilir olmuş.

2) Mersin Tarsus’ta var. Kurtuluş Savaşında Tarsus'un çeşitli yerlerinde şehit düşenlerin naaşları 1955’te alınıp buraya getirilmiş. Ama “Şehitler Tepesi Tarsus” diye yazıp bu bilgiye ulaşana kadar tam dört Google sayfası “sahibinden satılık” ilanlarını atlamak gerekiyor.

3) Kocaeli Gebze’de var. Bikaç gün önce Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz konuştu: “Şehitler Tepesi sembol olarak Okçular Tepesi olarak başlamıştır. O gün Okçular Tepesini boş bırakanlar Peygamber Efendimizi üzmüşlerdir. Rabbim bir şekilde imtihan etmiştir. Gaziler Dağı, Şehitler Tepesi olarak anılan bir yerdir.”

4) İstanbul Dolmabahçe’de var. Eski adı Beleştepe; Dolmabahçe’deki maçları millet çıkıp oradan bedava izlediği için. 44 kişinin öldüğü 10 Aralık 2016 Vodafone Arena saldırısından sonra Şehitler Tepesi adını alıyor.

5) Suriye Afrin’de var. Zeytin Dalı operasyonundan sonra, buranın Raco bölgesinde Keltepe veya 1083 Rakımlı Tepe olarak bilinen yerin adı 2018’de Şehitler Tepesi yapılmış.

6) Sivas Koyulhisar Kalebaşı köyünde var. Köyün Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, buradaki Kıranlar Tepesi’nin adını 2018’de Türk bayrağı çekip dualarla Şehitler Tepesi yapmış.

***

Oturduğum yerden yarım saatte bunları bulduğuma göre kim bilir daha ne kadar var ülkede. Bu kadar tepenin “hiç boş” kalmaması nasıl sağlanacak bu durumda?

Benim çözüm önerilerim, önem sırasına koymadan aklıma geliverdiği gibi şöyle:

1) Çocuklarımızın “peygamberlikten sonra gelen en yüksek rütbe” olan şehitlik mertebesine erişebilmeleri için, Suriye ve Libya’da (ve başka yerler çıkarsa, oralarda da) savaşmaya devam edilmelidir. Menderes döneminde söylendiği gibi, İsmet Paşa II. Dünya Savaşına katılmayarak “milletin erkekliğini öldür”müştür, bu telafi edilmelidir, edilmektedir;

2) “Adet” çoğalınca ana-babaların mırıldanmaya başlamasını önlemek için mümkün olduğu kadar düşman öldürülmeli, bunun bir resmî orantıya bağlandığı ilan edilmeli, bu oran da ne yapıp yapıp tutturulmalıdır;

3) Gençlerimizi motive etmek için büyüklerimiz, “raporlu” ve “bedelli yapmış” da olsa evlatlarını Suriye ve Libya’ya göndermelidir;

4) Son olarak, biri albay olmak üzere Libya’da şehitlerimiz olduğunu yazan Yeniçağ gazetecilerinin Gmail ve Twitter hesapları esrarengiz biçimde ele geçirilmiş, tüm arşivleri indirilmiş, konuyla ilgili tüm paylaşımları silinmiştir. Turkcell ve Vodafone şebekelerinden gelen SMS'ler bu gazetecilerin telefonlarına gelmeden “başka merkezlere” ulaşmıştır. Bu olay, şahısların yapabileceği “sıradan” bir hack olayı değildir ve en azından dolaylı sansür anlamına gelir.

Bu Libya şehitlerimizin törensiz, gizlice gömüldükleri de bilindiğine göre, şehit haberlerinde sansüre başvurulmamalıdır. Çünkü naaşlarının gizlice törensiz gömüleceğini düşünen gençlerimizin şehit olma hevesleri sönümlenebilir.

5) Esad’ı bize tercih eden Putin kendine getirilmeli, en azından protesto edilmelidir. Bu amaçla bi şövalyelik yaparak, Rusya’dan 2,5 milyar dolara aldığımız S-400’ler “Daha hiç kullanmak nasip olmadı, ambalajında duruyor, alın hayrını görün” diye geri gönderilmelidir. Gurur yapıp almazlarsa, üzerine extra kalitede domates / portakal / mandalina / çilek / kayısı gönderilerek Ruslar utandırılmalıdır.

Tabii, Rusların bu ürünlerimizi bugüne kadar yaptıkları gibi gümrükte bekleterek böceklendirmeleri riski de hesap edilmelidir. Bununla birlikte, baktık böceklendirdiler, bunları iç piyasamıza sevk ederek değerlendirme imkânı her zaman mevcuttur;

6) Kaş yapayım derken göz çıkaran dostlarımız sert biçimde uyarılmalıdır. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Muhammed Vecih Cuma, Türkiye'nin İdlib için gösterdiği çabaların insanlık adına olduğunu söylemiştir.

Suriye’deki askerimizin vatanı korumak için orada olduğunu düşünerek bin bir fedakarlıkla yetiştirdiği çocuklarını güle oynaya şehadet şerbeti içmeye yollayan halkımız, onların “insanlık için” şehit olduklarını duyarsa her şey tersine dönebilir.

7) CB Erdoğan 12 Şubat'ta ''Askerlerimize en küçük bir zarar gelmesi halinde bugünden itibaren İdlib ve Soçi muhtırası sınırlarıyla bağlı kalmadan rejim güçlerini her yerde vuracağımızı buradan ilan ediyorum” demiştir. Fakat bundan sonra Rus uçakları askerlerimizi bombalayarak şehit etmiştir.

Gerçi bunlar “rejim” uçakları değildir, bu nedenle hiç dikkate almayabiliriz. Fakat ciddiye alınmamız için, Rusya’yla aramız bozulsun diye dua eden ama yine de “Patriotlar konusunda henüz karar vermedik” diyerek kendini ağırdan satan ABD’den Patriot alıp bir dahaki sefere Rus uçaklarını vurmalıyız.

Cumhurbaşkanlığına bağlanan Varlık Fonu sınırsız borçlanma olanağına kavuşturulmuştur. Merkez Bankası ihtiyat akçesi ve Vakıfbank hisseleri Hazine’ye devredilmiştir. Çeşme gibi “kupon” yerlerde Araplara arazi satmak için “acele kamulaştırma” başlamıştır. Lojmanlar ihale yoluyla satılmaktadır. Kamu mallarının AKP dönemindeki satışından elde edilen gelir 62,1 milyar dolara ulaşmıştır.

Bu tedbirler sayesinde ekonomik durumumuz çok iyi olduğu için, bi de Patriotlara para ödemek bize koymayacaktır.

Hatta belki de Amerikalılar bu Patriotların parasını almak yerine onları S-400’lerle değiş-tokuş etmeyi de kabul edebilirler. Üstelik, tokuş deyince aklıma geldi, bu sayede ABD ile Rusya’yı tokuşturma olanağı da doğabilecektir;

7) Daha iyi bir fikir: Askerlerimizi şehit eden Rus uçakları Rus S-400’leriyle vurulmalıdır;

8) Ülkemizde çok sayıda Şehitler Tepesi bulunduğu düşünüldüğünde, Cumhurbaşkanlığına bir Şehitler Tepeleri Başdanışmanı atanarak ülke çapına yayılmış bütün Şehitlik Tepeleri tek elde toplanmalı, ihya edilmelidir.

AkSaray’ın günlük 4,5 milyonluk harcaması biraz artabilir ama, Atatürk’ün vasiyetnamesini iptal ederek Hazine’ye sağlanacak gelir bunu da karşılayacaktır.