Galiba biri feci şekilde yanılıyor

  • 7.06.2011 00:00

Bir sabah Türkiye sıkıntılı bir rüyadan uyandı ve CHP’yi demokrata dönüşmüş buldu”.

Daha doğrusu öyle söylendi. Bazıları, Kemalist bir partinin “metamorfoz” geçirebileceğine inandı. Özellikle de inanmaya hazır olanlar.

Ama daha garip olan, düne kadar otoriter çizgisiyle CHP’yi hararetle destekleyen çevrelerin gösterdiği derin “anlayış”tı. Medyası, işadamı, cuntacısı ve Ergenekoncusuyla aynı ekip, sanki hiçbir şey olmamış gibi, bu “Yeni CHP”ye desteğini sürdürdü.

Bazılarına göre anlaşılabilir bir durumdu bu. Onlar, aslında CHP’nin değiştiğine inandıkları için değil, inanmadıkları için aynı desteği veriyorlardı. Demokrasi taleplerinin böylesine güçlü olduğu bir zamanda, partinin söylem değiştirmesi normaldi.

Ama asıl garip olan, Batı’da da buna inanmaya hazır olanların varlığıydı.

AK Parti’nin ekonomideki ve dış politikadaki performansını öven ama Başbakan Erdoğan’ın gittikçe otoriterleştiğini ifade ederek, Türkiyeli seçmene “CHP’ye oy vermesini” öneren The Economist gibi.

***

Bir dergi, başka bir ülkenin vatandaşlarına, şu partiye oy verin diyebilir mi? Derginin analizini, olağanüstü isabetsiz bulsam da, evet! Ben de dünyanın her yanında demokratları destekliyorum. Ve tam da bu yüzden CHP’yi desteklemiyorum.

AK Parti’nin bazı tutum ve söylemleri beni de rahatsız ediyor. Hele şu seçim sürecinde daha çok ediyor. Ama öyle veya böyle, hala bu ülkedeki en büyük demokratik siyasi aktör o ve demokratikleşme programını da o yürütüyor.

Erdoğan’ın veya başka herhangi bir liderin, bütün liderlerin otoriterleşme eğilimine karşı dengeleyici güce her zaman ihtiyaç vardır; ama bu güç CHP değil. İtalya’da Berlusconi’den şikayetçi olabilirsiniz ama onu dengelemek için “ben değiştim” dedi diye eski faşist partiyi savunamazsınız. Değiştiğini anlamak için kritik anlardaki tutumuna bakarsınız. Örneğin söylem düzeyinde darbeyi kınayıp kınamadığına değil, somut pratikte darbe sanıklarını aday gösterip göstermediğine bakarsınız.

***

CHP’nin söylemsel dahi olsa değişmesi, demokrasi adımlarının atılmasını kolaylaştırıyor. Bu yüzden onun yeni söylemini önemli buluyor ve destekliyorum. Ama abartmayalım, oy verecek kadar değil.

The Economist, CHP’nin başarısının, “anayasayı tek taraflı değişiklikten koruyacağını” sanıyor. Ve bizden de bu Kafkaesk değişime inanıp, bütün demokratikleşme sürecini tehlikeye atacak, yürümekte olan derin devlet davalarının da sonu olabilecek bir oy tercihinde bulunmamızı istiyor. “Abartılı komplo suçlamaları” varmış. Sormak gerek, “abartısız” kısmının onda biri bile doğru olsaydı, siz dehşete düşmez miydiniz?

Batı basınındaki AK Parti eleştirilerini ve bu ani CHP sempatisini Erdoğan’a kızan ABD’deki “neocon”lara veya İsrail Lobisine bağlayanlar var. Öyle midir, değil mi, bu naif analiz de onun bir parçası mıdır, bilemem.

Ama bildiğim bir şey var: Ya Türkiye’de darbe planlayanlar, azınlıkları katledenler, 1990’ları kana bulayan derin güçler ve onları savunanlar CHP hakkında feci şekilde yanılıyor, ya da bu naif demokratlığı eğer inanarak yapıyorlarsa Economist’çiler.

Kimin yanıldığını deneyerek görmeye hiç niyetim yok.

Ve neyse ki Economist’çiler Türkiye’de oy kullanamıyor.

Tanrıkulu ne yapmıştı?

“CHP Gn. Bşk. Yrd. Sezgin Tanrıkulu PKK Cenazesinde” başlığıyla dolaşan bir video var. İddiaya göre Tanrıkulu, “terörist cenazeleri için saygı duruşu” istemiş. Videoyu izliyorsunuz, sadece 28 saniyelik bir kısmını almışlar, onda da Sezgin Bey, “on yurttaşımızın anısı önünde hepinizi bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum” diyor.

Bahsettiği, Diyarbakır Koşuyolu’nda, bir termosa yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybeden 7 çocuk ve 3 anne. Olayın yıldönümünde, 12 Eylül 2007’de kurbanlar anılıyor ve dönemin Baro Başkanı Tanrıkulu da konuşmasında bunları söylüyor.

Olayın aslı bu!.. 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.