• 29.09.2011 00:00

AKP Kürtleri öldürüp intihar süsü vermeye çalışıyor” diyor Aysel Tuğluk.

Hakikaten sağlıksız sayıklamalar bunlar veya anlaşılması güç bir panik halinin ifadesi.

Milliyetçi Kürt solunun realite algısı, geçmişin hayaleti gibi ortalıkta dolaşan marjinal Türk solununkinden daha sağlıklı değil.

Bugünkü siyasi durumu böyle okumak, belki ideolojik olmaktan çok psikolojik terimlerle açıklanabilir.

Çok açık ki 1930’da veya 90’larda değiliz. Ne Zilan Deresi’nde Kürtler katlediliyor, ne de artık JİTEM var. Tamam, etraf güllük gülistanlık değil, KCK tutuklamaları asap bozuyor, ama insaf, yargısız infazların ülkesinde, insanların ensesine tek kurşun sıkıldığı günlerde değiliz.

Daha doğrusu, bir anlamda yine o günlerdeyiz ama bu kez infazcı rolünde başkası var.

“AKP Kürtleri öldürüyor” sözünde mecazi anlamda işlendiği ileri sürülen cinayetleri PKK kelimenin gerçek anlamında işliyor.

***

Öyleyse, bu kadar çarpık bir realite algısını nasıl açıklamalı? PKK ve BDP neden geçmişte hiç etmediği kadar feryat ediyor?

Ülkeyi kana bulayan bu barbarlığı nasıl açıklamalı?

Öcalan ile görüşmeyi kendisi için çok zor olsa da, çözüm adına kabullenmiş bir iktidar var, MİT ile PKK gayet kitabın ortasından konuşuyor, tartışılmayan konu yok ve sivil anayasa için ilk kez parlamento inisiyatif alacak gibi görünüyor.

Öyleyse neden şimdi? Ne bu şiddet, bu celal?

Bugünlerde herkes bu soruya cevap bulmaya çalışıyor. Milliyetçi Kürt solunun argüman geliştirmede veya yaşananları açıklamada hiç bu kadar aciz kaldığını hatırlamıyorum. Öyle

bir tek yanlı vahşet ki bu, hükümetin veya devletin hatalarıyla ilgili hiçbir argüman, Kürt milliyetçiliğinin eski Marksist literatür ve radikal demokrasiyle harmanlanmış hiçbir retoriği, bu cinayetleri izah etmeye yetmiyor.

PKK sorunun çözümünü kendi varlığını sürdürme kaygısına kurban mı ediyor? İdeolojik bir körlük veya realite algısını bozan bir “yaralı bilinç” hali mi karşı karşıya olduğumuz? Suriye, İsrail veya ABD’ye taşeronluk mu söz konusu? Ergenekon’un Kürt ayağı normalleşmeyi engellemek için sabotaj mı yapıyor? Yoksa bütün bunların dışında bambaşka bir açıklaması mı var bu yaşananların?

***

Bütün bunları tartışabiliriz. Ama şu çok açık ki, bu vahşet demokratik özerklik için yapılmıyor.

Bunun kadar açık bir başka gerçek de, bu vahşeti meşru gören veya meşru gösterenleri haklı bulan bir ruh haliyle karşı karşıya olduğumuz. Zaten tam da bu yüzden cinayetin hakikisi bırakılıp mecazisini kınayan, dinleyici bulacağından emin olabiliyor.

Gerçekten de ulusalcılıklar arasında gidip gelen, açılıma karşı çıkarken bir anda BDP’li ortalama bir seçmeni de sollayan siyasi nekrofiller var etrafta.

***

Ama her şeye rağmen gerçekten ilk kez bu ölçüde umut ve heyecan duymamız için de çok sebep var bu ülkede.

Çünkü yetmişli yılların siyah-beyaz günlerinde kalması gerekirken, anakronik biçimde bugün siyaset yapan dar görüşlü milliyetçi Türklerden ve Kürtlerden ibaret değil bu ülke. “Benim için öldürme” diyen Kürt gençleri var (www.benimicinoldurme.blogspot.com), hiçbir kutsal davanın tek damla kana değmeyeceğini haykıran Diyarbakırlı ve Vanlı sivil toplum örgütleri de var.

Ben Meclisin ve hükümetin sebat etmesi, sivil anayasadan ve demokratikleşmeden vazgeçmemesi, anadilde eğitim ve yerel yönetim reformu dahil atılması gereken bütün adımları PKK’nın tutumuna endekslemeden atmayı başarması, içine çekilmek istenen çukura girmemeyi başarması halinde bu yeni ve insani olanın kazanacağına inanıyorum.