• 1.12.2011 00:00

 

Daha yedi ay önce, bütün siyasi partilerin mutabakatıyla çıkan bir yasa neden değiştirilir?

Hem de yine aynı partilerin mutabakatıyla?

Ve “Cumhuriyet tarihinin en hızlı yasal düzenlemeleri” kategorisine aday olacak bir aceleyle?

“Uygulanamaz olduğu anlaşıldığı için”miş!

Daha mürekkebi kurumdan, uygulanamaz olduğu nasıl anlaşılmış?

Büyüklerin cezalandırılma riski ortaya çıkınca mı? Son şike operasyonları ve yargılamalarıyla, bu yasanın futbol oligarşisine uzanacağı anlaşılınca mı?

Eğer şu an suçlananlar Sındırgıspor ile Camuşlu İdman Yurdu olsaydı, bir kanunun daha ilk uygulamasında değiştirilmesi için TBMM böyle seferber edilir miydi?

Yoksa tam dauygulanabilir olduğu görüldüğü için mi değiştiriliyor?

Hiç hesapta olmayan bir şey oldu, kanun bir başka vesayet kurumuna dokunuldu diye mi?

***

“Cezalar çok yüksek”miş! Ne zaman anladınız yüksek olduğunu?

Bugün cezası azaltılan şike, sadece “bir müsabakanın sonucunu maddi veya manevi çıkar karşılığı değiştirmek için yapılan gizli pazarlık”tan ibaret değil. O aynı zamanda, hiçbir zaman gerçek miktarını tespit edemeyeceğimiz kadar büyük miktardaki paranın haksız yere el değiştirmesi anlamına geliyor.

Şike demek, aynı zamanda, çok sayıdaki yoksulun cebindeki son parayı da çalmak demek. Makus talihini değiştirmek için futbol bilgisine ve öngörü gücüne güvenip bahis oynayan, çoluğunun çocuğunun rızkını son çare olarak gördüğü bir kupona yatıran yüzbinlerce insanın parasını, umudunu ve geleceğini çalmak demek.

Futbol olağanüstü büyük paraların döndüğü bir sektör. Düşünün, UEFA şike gerekçesiyle bir takımı değil de öbürünü gönderdiğinde, 40 milyon Avroyu kimin alacağına da karar vermiş oluyor. Kıytırık bir kantin ihalesi için silahların çekildiği bir ülkede, böylesine astronomik rakamlar için neler yapılır anlamak zor mu?

***

“Bu da üstünlerin hukuku”, diyor arkadaşım Murat Yalnız, “Bu memlekette asıl dokunulmaz olan futbol kulüplerinin de hukuka hesap verebildiği güne kadar, hiçbir Allah’ın kulu beni hukukun üstünlüğüne inandıramaz”.

Ve suçu küçümseyenler için ekliyor:

“Sanki adamlar mahalle maçını bağlıyorlar. Halı sahada gazozuna yapılan maç mı bu? Milyar dolarlık paralar dönüyor. Bunun adı organize suçtur”.

Haksız mı?

“Ben içeride olsaydım kimse vicdani rahatsızlık hissetmeyecekti. Bir taraftar sahaya girdi diye ömür boyu stada girme cezası aldığında kimse bir şey demedi” diyor, haksız mı? Burada bir sorun yok mu?

***

Öyle oldu, böyle oldu, şikenin önüne koyulan bariyer, dört partinin elbirliği ile devrildi.

Bugün milletçe en fazla ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberliğe, böyle bir konu üzerinden kavuşmuş olmanın utancını yaşamalıyız.

Ya da bu durumdan “avantaj” elde etmenin yoluna bakmalıyız (!)

Öyle ya, madem böyle mahir bir “çevre” var, tereyağından kıl çeker gibi, hiç gürültü yapmadan, Ak Parti ile CHP’yi, BDP ile MHP’yi aynı safta buluşturan bu kişiler, her kim ise, Kürt Sorununu çözmek için de devreye girsin.

“Allah bir” deseniz bir araya gelmeyecek partileri, şikecileri affetmeye ikna edebilen bu güç, her ne ise, hiç şüphem yok ki, yeni bir anayasa da yapabilir!

***

Şike suçuna verilen cezayı azaltan kanun şimdi Cumhurbaşkanı Gül’ün önünde.Üstünlerin hukuku ile hukukun üstünlüğü arasında bir tercih de o yapacak.

Ak Parti Milletvekili Şamil Tayyar’ın Cumhurbaşkanına çağrısını alkışlıyorum ve destekliyorum. Elbette oyunun ortasında kural değiştirilmemeli.

Bu kanunun yeniden kamusal müzakeresi için fırsat verilmeli. Değiştirilecekse de öyle değiştirilmeli. Ama hiçbir koşulda “üstünlerin hukukuna” göre değil.

Ve Sayın Cumhurbaşkanı İslami bilgisine başvurup, “helak olan kavimlerin durumunu” hatırlamalı.

Hani içlerinden zayıfları cezalandırıp, güçlülere dokunmayan kavimleri...