• 29.12.2011 00:00

 Milletvekili maaşının bu kadar göze battığı bir ülkede, ne kadar haklı bir düzenleme olursa olsun, hiçbir parti bu yükü tek başına omuzlamaya cesaret edemezdi.

 

CHP veya MHP başta hayır deseydi, bu düzenleme Meclis’e gelmezdi.

 

Bu yüzden de, önce grup başkanvekilleri karar verdi, sonra getirildi.

 

Önerge verildi. Üzerinde konuşmak isteyen olmadı, değişiklik teklifi olmadı, kabul edenler etmeyenler, kabul edildi.

 

Sonra da bütün grup başkan vekilleri, mutabakatın gereğini yapıp, düzenlemeyi sahiplendiler.MHP’den Şandır “destekliyoruz” dedi, CHP’den Emine Ülker Tarhan “biz de katılıyoruz” dedi. Ak Parti’den Ayşe Nur Bahçekapılı ve BDP’den Hasip Kaplan da öyle.

 

Kanuna eklenen ve emekli vekil maaşlarını yükselten son üç madde böyle geçti.

 

Görüşlerine başvurduğum değerli hukukçu ve Ak Parti milletvekili Prof. Mustafa Şentop, bugünlerde CHP ve MHP’nin “geceyarısı düzenlemesi” diye kınadıkları, sanki orada değillermiş, kendilerinin hiç dahli yokmuş, neyi oyladıklarını bilmiyormuş gibi davrandıkları düzenlemenin arkaplanını böyle anlatıyor.

 

TBMM Tutanakları da onu doğruluyor.

 

 

***

 

Gelin, “o gece” emekli vekil maaşını cumhurbaşkanı maaşına endeksli hale getiren “5. Madde”nin kabulünden sonra grup başkanvekillerinin söylediklerini oradan okuyalım.

 

 

“BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurunuz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bu önergede Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında partilerimiz adına görevli olan arkadaşlarımız imza koymuşlardır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylüyorum: Bu önergeye imza koyan Başkanlık Divanı Üyesi arkadaşımız grubumuzu temsilen koymuştur. Bunu bilgilerinize sunarım. Diğer arkadaşlarımızın da bu yönde açıklamaları olacağını ümit ediyorum, diğer grup başkan vekillerinin.

BAŞKAN – Herhâlde yani grupların bilgisi olmadan Başkanlık Divanında…

Sayın Bahçekapılı, Sayın Tarhan; sırayla hepinize söz vereceğim de onun için.

Sayın Kaplan, buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, Sayın Başkan, doğrudur, bizim de idare amirimizin imzaladığı ve grubumuzun görüşünü yansıtan bir önergedir.

BAŞKAN – Sayın Tarhan…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, biz de katılıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bahçekapılı…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Divan üyesi arkadaşımız da grubumuz adına imza atmıştır, biz de katılıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.”

(http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem24/yil2/ham/b04501h.htm)

***

 

Hakikaten daha ne denir ki?

 

Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Gül’e veto için mektup yazmasına, kendi milletvekillerini cezalandıracakmış gibi yapmasına, Oktay Vural’ın sahnelediği tirada bakınca, bu ülke için üzülüyor insan.

 

CHP’den Tarhan “ben hayır dedim” diyor. Mümkündür. Asıl tartışmalı olan bu maddeye evet dedikten sonra kanunun bütünü ile ilgili elektronik oylamada gerçekten de hayır demiş olabilir. Ama eğer öyleyse, bu yaptığı şark kurnazlığı olmuyor mu?

 

“İmzamızın arkasındayız” diyen BDP’den Hasip Kaplan’ı ise kutlamak gerek. Yaptığı gayet normal, sonuçta imza atmış arkasında duruyor.

 

Ama böyle bir ortamda normal davranmak erdem haline geliyor...

 

SGK’ya dilekçemizdir

 

Merdiven altı işyerlerinde, düşük ücretlerle, kot kumlarken o ölümcül akciğer hastalığına yakalandılar.

 

Silikozis bir meslek hastalığı. Bu yüzden onlar da, “meslek hastalığı sigorta kolu”ndan yararlanmak için “hizmet tespit davası”açtılar. Ama sigortasız ve kayıt dışı çalıştırıldıkları için kanunun öngördüğü “ispat yükümlülüğü”nü yerine getiremediler ve davaları kaybettiler.

 

Neyse ki, hastaların kalan ömürlerinde daha fazla mağdur edilmemelerini sağlayacak bir düzenleme yapıldı. Geçtiğimiz Şubat ayında, silikozis hastası işçilere maaş bağlanmasını öngören bir kanun çıktı.

 

Ama şimdi Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), önceden açılan davalar dolayısıyla, onlardan kaybettikleri davaların avukatlık paralarını talep ediyor.

 

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nden Gülçin Avşar,SGK’dan, 50 civarındaki işçiden avukatlık parası talep etmemesini, bundan feragat etmesini istiyor ve gerekirse bu paraların Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’ndan karşılanmasını öneriyor. Kurumun daha önce de çok sayıda dosyadaki avukatlık ücretinden feragat etmiş olduğunu hatırlatıyor.

 

Topu topu 50 işçi var; yani kurumu sarsacak bir para değil bu. Ama tahsil edilmesi o insanların kalan nefeslerinden biraz daha eksiltmek anlamına gelecek.

 

Yüzlerine bakarken mahcubiyet duymamız gereken insanlar onlar. Çünkü yavaş bir ölüme maruz bırakılmalarına engel olamadık.

 

Ama mağduriyeti daha fazla büyütmemek elimizde.

 
 
Kaynak: Star Gazete