• 8.03.2012 00:00

Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülük etti. Onunla beraber 32 kişi, adaletten yana ağırlık oluşturmak için, İslami hassasiyeti olan herkese, Hrant Dink Davası’nda daha etkin bir şekilde devreye girme çağrısı kaleme aldı.

Çağrının ana mesajı şu: “Biz bu davanın tabii tarafıyız ve yeniden, hukuka uygun, kapsamlı ve sahici bir yargılama için çalışacağız.”

***

Gelin devamını birlikte okuyalım:

“Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden beş yıl geçti.

Ancak aradan geçen onca yıl boyunca, bu cinayetin bütün boyutlarıyla aydınlatılması için gerekli irade oluşmadı. Varlığı herkes tarafından bilinen derin fail ortaya çıkarılmadı. İlk günden itibaren, adaletin tahakkukunu önlemeye yönelik kolektif bir bürokratik direnç sergilendi. Bu cinayetin aynı zamanda kendisini de hedef aldığı siyasi irade ise bu direnci kırmak ve adil yargılamanın gerçekleşmesini sağlamak için gereken iradeyi ortaya koyamadı. Kısacası bu cinayeti gerçekleştiren örgüt, yapı ve işleyiş ortaya çıkarılıp cezalandırılamadı, hak yerini bulmadı.

Adaletin yerini bulmasını bekleyen bizler, bu tablo karşısında derin bir hayal kırıklığı içindeyiz.

Hak söz konusu olduğunda, Müslümanlar meselenin tabiî ve zaruri tarafıdırlar.

Bir insanı haksız yere öldürenin tüm insanlığı öldürmüş gibi olduğuna inananlar, her durumda adaleti üstün tutmak ve hakikatin şahitliğini yapmakla yükümlü olanlar, bu aleni haksızlık karşısında da susamazlar ve inançları gereği müdahil olmak zorunda oldukları bir davaya kayıtsız kalamazlar.

Müslümanların adaletten yana ağırlık oluşturması ve bu davanın hukuka uygun bir şekilde sonuçlanması için ihtiyaç duyulan desteği sağlaması, adaletin tahakkuku bakımından hayati bir önem taşımaktadır.

İslami hassasiyet sahibi tüm kişi ve kuruluşları kendi davalarına sahip çıkmaya, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye ve heba edilen beş yılın ardından, kapsamlı ve sahici bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için her kesimden vicdan sahibi insanlarla beraber daha aktif bir şekilde çalışmaya davet ediyoruz.”

***

Kreşten üniversiteye resmi ideolojinin tornasından geçmiş insanların ülkesinde adaleti üstün tutmak, insanı ve onun hakkını milliyetçi ve devletçi önyargılara kurban etmemek, bu ülkede kimse için kolay değil.

Bu bağlamda çağrının önemi, sadece bir davanın hukuka uygun olarak sonuçlanması için anlamlı bir irade ortaya koymasından değil, İslami kesimi kendi içindeki milliyetçilik ve devletçilikle yüzleşmeye zorlamasından da geliyor.

Bu yönüyle çağrı, önemli bir tartışmaya kaynaklık edecek ve bu tartışma hayırlı olacak.

Çağrıyı desteklemek isteyenler, www.adalettalebimizvar.com adresinden metne ulaşıp imza atabilirler.