• 13.12.2013 00:00

 Yasin Aktay bir panelde “Türk diye bir ırk yok” demiş.

Kıyamet ondan kopmuş.

Irk nedir, kavim nedir, soy nedir, kimlik nedir bilmeyenler, “galiba kötü bir şey söyledi” diye abanıyorlar üstüne.

Medeni bir tartışma yürütmeye bilgisi ve cesareti olmayan tivitır asosyalleri de hakaret ederek tatmin oluyorlar ona.

En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Velev ki tam da sizin yanlış anladığınız şekliyle söylemiş olsun.

Velev ki “Türk ırkı yoktur” yerine “Türk yoktur” demiş olsun.

Diyebilir ve bu ifade özgürlüğüne girer. Üniversitede yapılan bir konuşma olduğundan dolayı ayrıca akademik özgürlüğe de girer.

“E ne var, biz de eleştiriyoruz işte” diyenlere sözüm yok, eleştirinin de eleştirilen fikrin de isabetli olması gerekmiyor. Sözüm anlamadan dinlemeden laf sayıp hakaret edenlere. MHP lideri Bahçeli’nin yaptığı gibi tehdit diliyle konuşup, “kimse Türk yoktur diyemez, diyen de belasını bulur” diyenlere.

Demokratik hukuk devletinde insanlar Türk yoktur da diyebilir, dünya yoktur da. Bütün bunlar ifade özgürlüğüne girer.  Yani Aktay bunları da söylemiş olabilirdi ve belasını bulmazdı.

**

Ama bir dakikalık kısmı aktarılan konuşmada bile Aktay öyle de söylemiyor. Türk diye bir ırkın olmadığını söylüyor. Yani Türklerin biyolojik bakımdan türdeş veya aynı özellikleri gösteren bir grup (ırk) içinde ele alınamayacağını söylüyor. E ırk kavramının en genel ve yaygın anlamıyla doğru da söylüyor.

“Türk yoktur” demiyor, “ırk değildir” diyor. Tıpkı Fransız’ın, Arap’ın ırk olmadığı gibi.

Doğrudur, Türk de Fransız da ırk değildir. Kendi etnik kimliklerini ırksal anlamda homojen zanneden veya onu homojenleştirmeye çalışan kişi anlamında ırkçının varlığı, atıfta bulunduğu kimliğin ırk olduğunun kanıtı olamaz.

Ne olur, boy, soy, kavim, millet ve ırk kavramlarının farkını bilmeden, hepsini birbirinin yerine kullanarak tartışmayın.

Bizde de vaktiyle emir üzerine “Türklerin ırksal özellikleri”ni belirlemeye, kafataslarını “ölçen” onun “doliksefal değil brakisefal” ve damarındaki kanın da asil olduğunu kanıtlamaya çalışan sahte bilim işiyle uğraşan akademik unvanlı devlet memurları olmuştur.

Ama geçmişte kalmıştır. Ya da, son tartışmalar gösteriyor ki, biz öyle sanıyoruz.

Özellikle de “biz de Türklüğü ırk olarak değil farklı etnik kimliklerin oluşturduğu bir üst kültürel kimlik olarak anlıyoruz” diyenlerin ona kızmasına bakacak olursak.

Onlar ya bunu söylerken samimi değiller, ya da Aktay’a kızarken.

Ve her iki durumda da haklı değiller.

**

Belki de ergen asosyaller dışında herkes onun ne demek istediğini anladı, ama gerçeği örtmeyi ve onu araçsal bir kullanıma konu etmeyi seçti.

Ama keşke sadece kendisinden beklenenler yapsaydı bunu.

Zaman, önce Cemil Çiçek’e görüşlerini sorup, sonra da manşetten “Ak Partili Aktay’a bir tepki de Çiçek’ten” manşetiyle verdi. Bugün TV haberi herkesten çok verdi, “sokak röportajları”yla konuyu gündemde tuttu. Her konuda  Aktay’ı yayına alan Samanyolu, Bahçeli’nin konuşmasını verirken ona “sen ne diyorsun?” diye sormadı. Oysa Aktay üç yıl boyunca Mehtap TV’de program yapmış, aynı fikirleri defalarca dile getirmişti.

Onlara ne demeli? Özellikle de Aydınlık yazarları bile Aktay’ın ne demek istediğini anlamışken ve şaşırtıcı biçimde makul değerlendirmeler yaparken.

**

Aktay’ı hem anlamayıp hem de onun anlamadığını söyleyip ayar vermeye kalkanlara da sözüm şu:

Madem bütün kavramları birbirinin yerine kullanacak kadar bilgisizsiniz, bari susun da çakmasın kimse.

Ve ifade özgürlüğüne alışmaya çalışın.

Çünkü siz bağırıp çağıracaksınız diye kimse konuşmaktan vazgeçecek değil.

http://www.ajanshaber.com/Article/berat-ozipek/velev-ki-turk-yok-dedi-/131