• 15.03.2015 00:00

 Kabataş tartışmalarıyla ilgili yazımdan sonra birileri beni de “Kabataş yalancıları” listesine almış.

Geç kalmışlar.

Listeyi paylaşan, birkaç mesaj aşağıda, taciz şikâyetinde bulunan kadının cinsel hayallerine atıf yapan bir milyonuncu kişi olma pahasına, “hamamcı olma” düzeyinde bir “espirik” de yapmış.

Hakikaten iğrenç.

***

Düşünün, ben Kabataş görüntülerini izlediğimi söylemedim.

“Bir kadın tacize uğradım dediyse mutlaka uğramıştır” diyenlerden olmadığımı bile söyledim.

Hatta ifadede olduğu söylenen bazı iddiaların “fazlasıyla abartılı göründüğünü” de belirttim.

Ama “yalandır yalan” korosuna katılmadım ve şöyle yazdım:

“Şu an sadece eldeki görüntü kayıtlarının o ifadeyi doğrulamadığını biliyoruz, bir şekilde bir tacizin yaşanmadığını değil.

Adli Tıp Raporu’na göre bedeninde morluklar olduğu bilgisi verilen bir kadın var ve tacize uğradığını söylüyor.

Ortada ya bir yalan var, ya gerçek; belki tamamen hayal, belki de abartılı bir gerçek.”

Ama doğru cevap bunlar değilmiş, bilemedim.

Doğru şık, “o kadın tacize uğramadı / uğramış olamaz / yalan söylüyor” olmalıymış!

***

“Faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir” derler. Doğru bir yargıdır bu, ama eksiktir.

Çünkü resmi doğruları dile getirme zorunluluğu sadece faşist değil, sosyalist ve Kemalist totalitarizmin de tipik özelliğidir.

Öyle bir terör estirilir ki, susmanız yetmez, bir de onaylamanız beklenir.

Aksi halde “yargılanacaksınız” tehdidi gelir ve fırsatını bulurlarsa sahiden yargılarlar.

Ama çok muhtemeldir ki infazı gerçekleştirdikten sonra. “Sanığın idamına, bilahare savunmasının alınmasına” kaydını düşerek.

***

İstedikleri listeye alsınlar.

Bir ihlal, bu kapsamda bir taciz iddiası söz konusu olduğunda ne yapmak gerekiyorsa onu yapmaya devam ediyorum: Peşinen yalanlamıyorum.

Görüntü kayıtları ifadesini doğrulamıyor diye o kadının bir şekilde taciz edilmiş olabilme ihtimalini dışlamıyorum.

***

Ama mesele sadece sosyal medyada kendince fişleme yapan üç beş fahri düşünce polisi değil.

Bu ülkenin ana muhalefet lideri de Makkarticilik oynayanlarla aynı dili kullanıyor.

Konuyu haberleştiren kadın gazetecilere yönelik linçi protesto için aynı gün “diliniz KABA vicdanınız TAŞ” başlığıyla yazı yazan köşe yazarlarına hakaret edebiliyor.

“Sizde vicdan, sizde ahlak, sizde namus, sizde din, sizde iman, sizde kitap var mı? Bu kadar yalan olmaz” diyebiliyor.

Hangisi ne yaparak yalan söylemiş acaba?

O kadına inanarak mı, haberi yaparak mı, peşinen yalanlamayarak mı, yoksa haberi yapanlara linçi protesto ederek mi?

CHP iktidarında gazeteciler bu tür “yalanları” yazamayacaklar mı? Gürsel Tekin “el koyacağız” dediğine göre, öyle olmalı.

***

Siyasi kavgada fırsatı değerlendirme uğruna insan haklarıyla ilgili bildiği her şeyi unutanlara sözüm:

Sizin adaletiniz evlerden uzak olsun.

Dilerim değer verdiğiniz bir kadının taciz şikâyetine fantezi muamelesi yapılmasını, sizin gibi insanlar bile yaşamasın.

Ve elinize fırsat geçmesin.

Çünkü sizin “demokrasiniz” “Tayyip’in diktatörlüğü”nü mumla aratır.