• 10.12.2014 00:00

 Kaybetme korkusu insanın içine bir kez yerleştikten sonra ondan kurtulmak çok zor. Bir sonraki dakikanın hangi olumlu ya da olumsuz sürprizi taşıyacağını bilememenin verdiği kullara mahsus acziyeti bütün hücrelerde hissetmek hem kabullenmek hem de ürkmek demek.

Gece kararıp kalmayacağına göre, mevcut sıkıntıların da sırası geldikçe yok olacakları belli. Ama yine de katlanmak bazen çok kıvrandırıyor.

Elbette bir yandan dünya dönüyor, her dakika küçük bebekler doğuyor, bir yerlerde birbirini çok seven çiftler evleniyor. Ama ateş de düştüğü yeri yakıyor.

Büyük balığın küçük balığı yediği, güçlünün güçsüzü ezmekten zalimce zevk aldığı, kimsenin anlattığı kadar iyi kalpli ve cömert olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Düşene sert bir tekme atarak eşlik etmenin dostluk zannedildiği zamandayız.

“Ne yapalım, çaldım çırptım ama ..... nedeni ” gibi gerekçeler kısa vadedeki  hazza yenik düşme çaresizliği, nefse yenilmenin zavallılığı.

Annelerin kızlara akıllı davranıp illa ki zengin bir adamla evlenmelerini salık verdikleri, sıradan insanların, insanlara her konuda akıl vermeye kalkıştıkları, eleştirinin hakarete karıştığı, cimriliğin iktisat olarak isim değiştirdiği bu düzen içinde düşünsenize birde iktidarın verdiği her türlü gücün  kudretin dayanılmaz şımarıklığı içindesiniz.

Yıllardır alıştınız da buna,

Ol dediğinizde oluyor,

Korumalarınız,zırhlı araçlarınız,saraylarınız,halkımız sadece gördüğünü biliyor,oysa sizde o aksaraylardan başka ülkelerde zaten var.

Halk yoksul diye bin oda gözüne battı,yoksa sizin için lafı olmaz.

Tam kuzu kuzu her şeyi idare ederken;

Birileri kalkıyor insan hakları diyor, demokrasi diyor, hak, hukuk,özgürlük,eşitlik diyor.

Halkın yönetimde paydaş olmasını istiyor.

Anadilimle konuşma hakkım anayasal güvenceye alınsın diyor.

Azınlık hakkı diyor...

Bunları insanlık için,gelecek için talep ederken sana bir de meydan okuyor " bizde yasal hakkımız olan eylem hakkımızı kullanır sokağa çıkarız, tankından, topundan, tüfeğinden, gazından korkmuyoruz."

diyor.

Kabullenmesi zor...

Padişah, zat-ı şahaneleri korkuyor.

Hemde çok korkuyor.

Korkunun ecele faydası olmadığını biliyor.

Bu ihtişamın bu rüyanın bitmesinden korkuyor.

Ve çok iyi bildiği, ancak artık hatırlamaya  ihtiyaç duymadığı unuttuğu dizeleri ise biz hatırlatalım,

"alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste "

"Etme kulum,bulursun zulum"

"Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var".