Ebuzer Gıffari ya da Müslüman vicdanı...

  • 19.07.2013 00:00

 Ebuzer el Gıffari, İslam’dan da önce yaşadığı dünyanın haksızlıklarına karşı kafasındaki soruların yanıtlarını Tanrı’da arayan biriydi. Mekke’nin yoksul, önemsiz kabilelerinden birinin mensubuydu. Hz. Muhammed’i, Ali vasıtasıyla tanıdıktan sonra İslamiyet’i kabul eden ilk birkaç kişiden biri olmuştu. Ömrünü bütün varlığı ve içtenliğiyle bağlandığı inancı için yaşadı. Hz. Muhammed’in en çok güven duyduğu kişilerdendi. Hz. Muhammed onu inanç ve bağlılığından dolayı İsa’ya benzetmişti.

Alevilerin “Emevi İslamı” olarak tanımladıkları dönemle birlikte onun Müslümanların hafızasında unutulmaya terk edilmesinin nedenleri var. Hz. Muhammed’den sonraki halifelere biat etmesine karşın, her zaman Ali’den yana oldu. Osman’ın halifeliği döneminde İslamiyet’in bir güç, iktidar, zenginleşme aracı hâline getirilmesine yüksek sesle muhalefet etti. İktidar sahiplerinin zenginleşmesinden, devlet kurumlarına yakınlarının ve yalakalarının getirilmesinden, insanların dertlerine, sorunlarına kulak asılmamasından rahatsızdı. Tabii, Osman ve diğerleri de onun muhalefetinden... Ebuzer, iktidar sahiplerinin şaşaalı yaşamları ile inancını muhabbetle yaşamak çabasındaki insanlar arasında yaşanan yabancılaşmayı görüyor ve buna isyan ediyordu.

Şam’a sürgün edildi. Şam Valisi, Muaviye idi, Yezid’in babası. Muaviye bir güç ve iktidar düşkünü idi. Ebuzer’in varlığına tahammül edemedi, Mekke’ye geri yolladı. Halife Osman çareyi Ebuzer’i çöle sürgün etmekte buldu. Yolcu edilmesini de yasaklayarak. Bu yasağa rıza göstermeyen sadece Hz. Ali ve oğulları Hasan ile Hüseyin oldu.

İmam Ali’nin Ebuzer’e veda sözleridir: “Ey Ebuzer, sen Allah için öfkelendin, bu yüzden onun lütfunu umansın. Toplum, dünyaları için senden korktu; sense dininden dolayı onlardan korktun. Senden korktukları şeyi bırak ellerine; korktuğun şeyi al onlardan. Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar. Seni men ettikleri şeyeyse hiç mi hiç meylin yoktur. Pek yakında bilir anlarsın, kim kâr etmiş, kim daha ziyade hasede düşmüş.

Hüseyin de Ebuzer’e, “Amca, Allah’tan sabır ve galibiyet dile” dedi.

Ebuzer çölde açlıktan öldü. Hz. Ali, camide namaz kılarken hançerlendi. 

Muaviyelerin, Yezidlerin devri başladı. Kerbela yaşandı...

Ebuzer, iktidara ve ondan kaynaklanan zaaf ve hastalıklara karşı bir “duruş”tur. Ve Has Partilideriyken bu hastalıklara karşı söylemleriyle dikkat çeken Numan Kurtulmuş da bir başka “duruş” şeklidir ve onun sonuçta iktidara biat eden duruşu, Ebuzer’in reddettiğidir...

AKP’li dönemlerde “Müslüman vicdanı” önemli kavramlardan biri olarak girdi dilimize. Barış içinde birarada yaşama istek ve çabamızın en büyük güvencesi neden bu vicdan olmasındı?

Ebuzer, bu vicdanın şaşmaz ölçülerinden biridir. Aleviler, Hak- Muhammed- Ali adına zorda, darda olanlara yardım ve sabır, güç ve iktidar sahiplerine vicdan ve adalet dilerken, Kerbela’yı anar, Ebuzer’i de yâd ederler.

Ramazan’dır. Nefsini terbiye ve muhasebe zamanı. Yoklayın vicdanlarınızı; inancınız Ebuzer’e mi yakın ve yatkındır, vicdanlarını güç ve iktidar olmanın dayanılmaz çekiminde karartanlara mı?

Bu muhasebenin zamanıdır. Çünkü iktidar, Türkiye’nin demokratikleşme çabasının geldiği noktada bir “yüzleşme” konusu hâline gelmiştir ve bu yüzleşme, “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük Aleviyim” sözlerindeki büyük demagoji ile yürümez, yürütülemez...



[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar