Batı’yı fırçalamak kolay da...

  • 19.08.2013 00:00

Mısır’da darbeciler katliam yaptı. Aynı gün medyada “Mısır’da bundan sonra ne olur?” tartışmaları başladı. Bir yazar açısından bunu açıklıkla, içtenlikle söylemek belki de “riskli” bir şeydir, bilemiyorum, ama birisi bu soruyu bana soracak olsaydı o gün, cevap veremezdim... Bir ülke darbecilerin elinde kan-revan iken, “E, bundan sonra ne olacak” sorusu beni fazlasıyla zorlardı. Bir görüşüm olmadığından değil, yüzlerce ölü ve binlerce yaralı sözkonusu iken soğukkanlı bir değerlendirme yapmanın kolay olmamasından...

Katliamlar en açık ve sert ifadelerle kınanmalı, lanetlenmeliydi. Bu tür durumlarda “ABD” ve “AB” dememek için tercih ettiğimiz “Batı”nın olmayası çıkarları için darbecilere dolaylı destek veren ikiyüzlü tutumları da. Ve elbette Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başta çoğu Arap ülkesinin Mısır’da işlenen insanlık suçuna ortak olmaktan başkaca bir anlama gelmeyen tutumları da...

Ancak Batı’nın, geçtiğimiz cumartesi günkü yazısında Murat Belge’nin de vurguladığı gibi, bazen “işimize gelen” ikiyüzlülüğünü eleştirirken, hatırda tutmak durumunda olduğumuz dünya gerçekleri olduğunu unutamayız.

Mısır’da kan döken darbeciler, hemen “biz ne yaptık” diye düşünecek ve içine girdikleri kanlı yoldan vazgeçecek değillerdir. Aksine, işledikleri insanlık suçları onları daha da sertleştirebilir. Buna karşılık öldürülmek pahasına meydanlarda sivil direniş tavrında kararlı Mısır halkı da bu katliamcı zorlamaya boyun eğecek gibi görünmüyor. İhvan’ı beğenmediği için darbeye karşı hayırhah bir tutum takınan Mısırlıların da Kanlı Çarşamba’dan sonra cuntaya karşı direnişe geçmesi, beklenecek bir gelişme. Bu haliyle Mısır’ın görünen geleceğinde, kanlı bir kaos var...

Hatırda tutmak durumunda olduğumuz dünya gerçekleri, tam da bu noktada önem kazanıyor.

Türkiye’nin tutumunun cuntacılar nezdinde etkisi, “iç işlerimize karışma” olmaktan ötesi değil. Ancak Batı için aynı şeyi söyleyemeyiz. Daha açık bir ifadeyle, ABD için...

ABD ve beraberinde İngiltere’nin darbecilere tutum almasının, AB’yi de harekete geçireceğini biliyoruz. Bu tür kriz durumlarında misyonu daha fazla tartışmalı bir hâl alan BM’nin harekete geçmesi de, malum, ABD’ye koşullu.

Meseleye son derece duyarlı Türkiye’nin Batı’yı somut önerilerle tutum almaya zorlaması, BM’yi harekete geçirmek için daha güçlü bir diplomatik kampanya yürütmesi, sokaklarda “kahrolsun Amerika” sloganlarına gaz veren açıklamalar yapmaktan daha yararlı olacaktır. Mısır’da insanlar ölürken “şehadete” selam durmak yerine, daha çok insanın hayatını kaybetmemesi için çaba göstermenin gereği de, herhâlde budur.

İnsanları ajite etmek böyle zamanlarda kolaydır. Tam da bu nedenle dikkat ve duyarlılık gerektirir. Bugün sert çıktığınız için alkış aldığınız güçlerin tutum almasına ihtiyaç var. Bunu sokaktaki insan düşünmeyebilir, ama siyasetçiler bilmek ve düşünmek durumunda. Kendiyle çelişmek durumuna düşmemek adına bile olsa...

Mısır’daki kanlı gidişatı iç siyasette kullanılacak etkileyici bir argüman hâline getirmek yersiz bir tutum. Binlerce yurttaş zaten ayakta ve darbeye karşı direnen Mısır halkına unutulmaz bir moral, vicdani destek veriyor. Başbakan Erdoğan ve AK Parti iktidarının Mısır konusundaki hassasiyetini de bilmeyen yok. Dolayısıyla asıl olarak uluslararası camiaya hitap eden, uluslararası güçleri harekete geçmeye zorlayan bir tutum içinde olmak önemli.

Çünkü darbe, sadece Mısır’ın meselesi değildir...



[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar