Şeyh uçmaz...

  • 11.11.2013 00:00

 Başbakan Erdoğan’ın “gündem” yaratan kızlı-erkekli öğrenci evleri konusundaki yaklaşımı, epeydir AK Parti içinde Erdoğan’ın tarz ve üslubuna yönelik gözlemlenen memnuniyetsizliği de açığa çıkardı. Bu memnuniyetsizliği açıkça ortaya koyan adın Bülent Arınç olması, sanırım kimseyi şaşırtmadı. Arınç, AK Parti içinde Erdoğan’ın “one man show”a dönüşen liderlik ve yönetim tarzına “one minute” diyebilecek birkaç kişiden biri, hatta birincisiydi. Gezi günlerinde de Erdoğan ve Arınç’ın olayı ele alma anlayışlarındaki bariz farklılık gözlerden kaçmamıştı.

Sonuçta deneyimli bir siyasetçi olduğunu hatırda tutmak gereken Bülent Arınç, Başbakan Erdoğan ile arasında ortaya çıkan “çelişkinin” izahatını Erdoğan’dan beklediğini açıklayarak ciddi bir çıkış yaptı. Arınç’ın bu çıkışının anlamını ve yol açacağı sonuçları hesaplamamış olması çok da mümkün değil. Fakat acaba Arınç’ın Erdoğan’dan beklediği cevap, “bunu medya aracılığıyla değil, aramızda konuşuruz” cevabı mıydı? Sanmıyorum. Çünkü Arınç, herhalde lisan-ı münasiple doğrudan özür değilse bile onore edilmek, gönlü alınmak beklentisi içindeydi. Fakat Erdoğan onu bir kez daha boşa çıkardı... Erdoğan’ın sözleri ve tutumunun başka türlü yorumlanmaya çalışılması zorlamadan başka bir anlam ifade etmiyor.

Buradan hareketle senaryolar yazmak niyetinde değilim. Fakat ortada bir “sorun” olduğu da artık gizlenecek gibi değil. Bu sorun, AK Parti’nin “iç meselesi” olarak görülüp geçilemez. Çünkü sorun, Başbakan Erdoğan’ın yönetim anlayışı, üslubu ve tarzı ile ilgili. Sözkonusu olan “başbakan” olunca, bu problemin sonuçları doğrudan bütün toplumu etkiliyor. Meseleye bu yönüyle “taraf” olma hakkımız var herhalde.

Kendi partisi içinde “tek adam”, hükümette “tek adam”, gündem tayin etmede “tek adam”, iç ve dış siyasetle ilgili konularda, hatta İstanbul gibi özel ilgi alanı olan konularda “tek adam” olmak, Sayın Erdoğan’ın yönetim tarz ve üslubunun özeti oluyor. En yakın çalışma arkadaşlarını dahi kamuoyu önünde zor duruma düşürmek, objektif olarak itibarsızlaştırmak, kendinizi bir “tek adam” olarak gördüğünüz, konumlandırdığınız zaman, çok da zor ve sürpriz olmuyor.

İlla belirtmek gerekiyorsa, evet, Erdoğan başarılı bir lider. Partisini üç dönem oylarını artırarak iktidara taşıdı. Zor dönemler göğüsledi. Siyasi tarihimize yazılacak gelişmelerin sorumluluğunu taşıyor... Fakat aynı Erdoğan’ın, etki ve sonuçlarını hepimizin yaşadığı başarısızlıkları da var. Yine de biz “çok başarılı” olduğunu varsayarak devam edelim.

Çok başarılı” olmak, bir “tek adam” edasıyla memleketi yönetme hakkını kazanmış olma demek değildir. Eğer asgari ölçüleri içerisinde çıtasını daha da yükseltme iddiasında olduğumuz bir “demokrasi” isek...

Gelgelelim, başkaları senaryo yazmaya oldukça meraklı. “Hakk-ı âliniz var efendim” yorumcuları, durumdan vazife çıkartmakta geç kalmadılar. Nitekim Arınç’ı Erdoğan’a karşı “darbe girişimi” içinde olmakla suçlayanlar oldu. Bu “darbe” hassasiyeti, gördüğüm kadarıyla bazılarında patolojik bir hâl almış durumda. Herhalde yeni bir “Erdoğan’ı yedirmeyiz” kampanyası başlayacaktır. Bu arada “Arınç ne dedi de böyle oldu” sorusu ve Arınç’ın sözcüklerini büyük bir özenle, titizlikle seçerek yaptığı eleştiri de gümbürtüye gidecek...

Şeyh uçmaz, mürit uçurur” lafını Sayın Erdoğan idrak etse ve “yahu bu iktidar hâllerinin etkisine fazla girdik herhalde” deyip kamuoyu önünde ciddi bir özeleştiri yapsa da, şaşırsak...

Ama her türlü eleştirel yaklaşımın karşısına “darbe” ve “Erdoğan’ı yedirmeyiz” feveranları ile dikilen bir koro varken böyle bir imkân ve ihtimal var mı, bilemiyorum... Bunu Bülent Arınç’a dahi reva görüyorlarsa, diyecek söz de kalmıyor...



[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar