‘Süreci taçlandırmak’ için...

  • 16.11.2013 00:00

 Başbakan Erdoğan, “tıkandı”, “çöktü”, “bitti” denen Çözüm süreci ile ilgili açıkçası çok da beklenmeyen bir adım attı. Siz bu satırları okuduğunuzda, KDP lideri Barzani ile Kürt sanatçı Şivan, Başbakan Erdoğan’la birlikte Diyarbakır’a gelmiş olacak. Erdoğan bu gelişmeyi “Çözüm sürecinin taçlandırılması” ifadesiyle duyurdu.

Bu, tıkanan sürecin psikolojisini düzeltmek anlamında bir “gelişme”dir, evet, ama süreci “taçlandırmak” hayli abartılı bir üslup. Bir süredir iktidar tarafından kendi hâline bırakılmış gibi görünen sürecin “taçlandırılmak” şöyle dursun, canlandırılması, “somut” adımlar atılmasına bağlı. Erdoğan Diyarbakır’da örneğin Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılacağını ilan ederse, anadilde eğitim için kapsamlı bir hazırlık yürüttüklerini açıklarsa, sürecin artık İmralı’da gözlerden ırak diyaloglar safhasından ciddi bir “müzakere” aşamasına taşınarak yürütüleceğini söylerse, herkesi görüş ve önerileriyle sürece katkı koymaya davet ederse, o zaman hem süreci ve hem de gölgelenen kalıcı barış umutlarını canlandırmış olur.

Bolca, Barzani ile “Öcalan’a mesaj verilecek” yorumları yapıldı. Yanlış. Barzani Kürtlerin saygın liderlerindendir. Son yıllarda izlediği politika ile, özellikle Kürt hareketleri arasında çatışmalara (“brakuji”) son veren duyarlılığıyla saygınlığını artırdı. Rojava’da PYD ile giriştiği rekabet bu itibarıyla bağdaşmıyor. Ancak “ulusal” hassasiyetleri nedeniyle buradan “çatışma” bekleyenler de yanılıyor. Bu rekabet, Kürtlerin çıkarlarıyla ters düşmeyen bir sonuçla nihayetlenecektir. Örneğin Rojava’nın fiili özerkliğini tanımasına kimse şaşırmamalıdır. Barzani’nin Diyarbakır’da vereceği mesaj da, barış mesajı olacaktır kuşkusuz; Kürtlerin haklarına vurgu yapacak ve silahlı mücadele ile değil, siyasi mücadele ile sonuca gitmek gerektiğini belirtecektir. Yani “yeni” bir şey söylemeyecektir. AK Parti ve Erdoğan’a verdiği destek de, bu mesajlarla birlikte anlamını bulacaktır. Ötesi, “diplomatik” söylemlerdir ve yerel seçimlere yönelik bir hesabın karşılığı yoktur. Ve Barzani, Kürtler nezdindeki saygınlığını yitirmeyi göze alacak, başkasının hesaplarına konu olacak bir tutum içine girmeyecek kadar, deneyim sahibidir.


Şivan Perwer
’in durumu ise, farklı. Kürtler Şivan’ı siyasi konulardaki tutarsızlıklarına karşın severler, dinlerler. Barzani sonuçta politikacıdır; Diyarbakır’a bugün de gelir bundan sonra da. Ama sürgündeki Şivan, son yıllarda kendisine yapılan tüm davetlere karşın, örneğin Newroz kutlamalarında değil de, bugün ve “ben Türk’üm” açıklamalarıyla gündeme gelen İbrahim Tatlıses’le “düet” yapmaya geliyor. Hep “siyasetçi değil, sanatçıyım” diyordu, oysa şimdi direkt bir siyasi hamleye destek vermeye geliyor.

Diyarbakır’dan arkadaşlarımı arayıp sordum ve aldığım tepkiler bu yönde oldu. Newroz’da gelse büyük coşku ile karşılanacak olan Şivan, İbo ile “düet” yapmaya gelince, en başta, “ben siyasetçi değilim, ulusal bir sanatçıyım” iddiasını gölgelemiş oluyor.

Barzani ve Şivan eşliğinde Diyarbakır’da halkla buluşmak AK Parti açısından iyi fikir; ama Diyarbakır halkının son derece politik bir halk olduğunu da kimseler unutmasın derim. Çünkü işin “şov” kısmından ziyade, kendilerine kimin ne dediğine bakacaklardır.

Yine de ben olsam tadını çıkarırdım. İbo’dan “gewre”, Şivan’dan da eski stranlarını yorumlamasını ister, evsahibi olmanın gereklerini yapar ve Başbakan’a da süreci neler yaparak canlandırabileceğini anlatırdım...



[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar